Geri Bildirim
Pencereyi kapat
Podcast!
Podcast ile derginizi heryerden dinleyin. Tıklayın !
Damlalar

Arzuhal
Birnur Yıldız


Bu kaçıncı niyetlenip geri dönüşüm, bu kaçıncı cesaret edemeyişim. Masada saatlerce oturup kaleme kâğıda bakıp kaçıncı geri dönüşüm. Bu kaçıncı yazdıklarımı yırtışım. Hiçbir şey bu kadar zor olamazdı. Göz görmemiş, gönül hissetmemiş ki, kalem ne yazsın. Sen’i (sas) anlatmaya ne bu günahkâr dil, ne de bu âciz kalem lâyık ama, yine de yâ Rasulallah (sas); Hz. İbrahim’in (as) ateşine su taşıyan kuş misâli safım belli olsun, ümmetin olmaya lâyık olamasam da niyetim belli olsun, Sen’i (sas) bir kerecik görmemiş, kokunu duyamamış olsam da, duymaya görmeye azmimin olduğu anlaşılsın.
‘Ümmetî, ümmetî’ diye açtığın o gözlerinle boğdun cahiliye karanlıklarını. Yer ve gök ilk ağlamalarını ilâhî bir müjde bilip alkışladı. Taşıdığın nura dayanamazdı şirk ateşleri. Sen (sas) bir rahmet müjdecisiydin ve bütün bir âleme Rahmet olarak gönderilmiştin. Çorak gönüllerde çürümeye yüz tutmuş tohumlar Sen’inle (sas) yeşermişti, kinle taşlaşmış gönüller yüreğindeki aşkla yumuşamıştı. En katı kalbler inanmasalar da doğrulamışlardı sıddıkıyetini, ‘Muhammedü’l-Emîn” demişlerdi Sana. Ayağı prangalı nice insan, sunduğun İlâhî Mesaj’la hak ve hakikat iklimini tanımıştı.
Işığı sönmüş gözlere fer, buhranlı gönüllere huzur getirdin. Şefkat meşaleleri yaktın minicik bedenleri canlı canlı toprağa gömen sinelerde. Birer vefâ âbidesi hâline gelmelerine vesile oldun kendilerine bile vefâsı olmayanların. Ve bir kalb medeniyeti getirdin, sevgiyi ruhundan sürgün etmiş cihana. O kadar dirilticiydi ki mesajın, binlerce, milyonlarca gönül iklimine koştu.
İman nuruyla aydınlanan bir köle, efendisiyle eşit haklara sahip olduğunu; bir kadın kendine bahşedilmiş hakiki değeri; bir fakir Allah katında mal ve mülkün kıymetinin olmadığını, üstünlüğün yalnız takvada olduğunu öğrendiğinde teslimiyet denizinin cesur bir müdavimi oluverdi küfrün sert dalgalarına karşı can siperâne savaşan. Bu öyle bir sevgiydi ki, uğrunda can da verildi cânân da… Sen’in (sas) davana gönül verenler, saçının bir teline zarar gelmesin diye, bir değil bin canları olsa verirlerdi. Her şeyi en güzeliyle yaşamıştın. Sen (sas) mükemmel bir baba, vefakâr bir eş, şefkat âbidesi bir dede, sâdık bir dost, dahi bir kumandan, cesur bir dava adamı, zirve bir âlim, tevazuun timsali, cömertliğin zirvesi, üslûbun en mükemmeliydin… “Rabbim beni güzel ahlâkı tamamlamam için gönderdi.” buyurmuştun. Ömerler (ra), Ebubekirler (ra) ve daha niceleri Sen’in (sas) nur ikliminde hayat bulmuştu.
Sadece devrini muhatap almamıştın. Çünkü Rabb’im (cc) Sen’i (sas) son peygamber ve âlemlere rahmet olarak göndermişti. Sadece sahabelerini değil, ‘kardeşlerim’ dediğin ‘âhirzaman garipleri’ni de muhatap almıştın.
Sen (sas) âhirzamanda gelecek ümmetinin düşeceği durumları unutmadın hiçbir zaman. Yâ Rasulallah (sas), bizim putlarımız lat, menat, uzza değil; para, makam, evlât ve rahatlık... Biz de çağ çöllerinde birçok imtihanla karşı karşıyayız. Bu çöllerde âhiretimizi kurtarma adına her zaman Sen’in (sas) sevgi iklimine sığınıyoruz. Mahşer günü bizi, bu âhirzaman gariplerini şefaatinden mahrum etme. Esselâmü aleyke yâ Rasulallah.
podcast itunes youtube rss twitter facebook