Geri Bildirim
Pencereyi kapat
Podcast!
Podcast ile derginizi heryerden dinleyin. Tıklayın !
Damlalar

Eski dostlar
Süleyman Ayhan


Zamanın hızına ayak uyduralım derken, farkında olmadan bir köşede bırakıveririz onları. Yeni dostların neşvesi gönlümüzü kaplayınca, onlar zamanın öğütücü çarkları arasında yavaş yavaş unutulup giderler. Bazen bir hayal, bazen bir hatıra, bazen de hakiki kimlikleriyle hayatın herhangi bir dönemecinde çıkarlar karşımıza eski dostlar. O an, mazinin derinliklerinden kopup gelen hatıraların yol açtığı ince bir sızı yerleşir insanın yüreğine. Geçmişin üzerine nasıl bir örtü çektiğimizi ve nice güzellikleri yitirdiğimizi işte o zaman fark ederiz. Bu durum, bizden de nice güzelliklerin yitip gittiğini haber verir.
Geçmiş, bir gölge gibi her an insanla beraberdir. Bazen önden, bazen de geriden kişiyi takip eder. Zaman ilerledikçe eski dostların hatıraları insanı daha sık ziyaret eder. Bu dostların benzerlerinin karşımıza bir daha çıkmaması, onları bizim için önemli kılar. Ömür treni her istasyonda onlardan bir sima arar durur. Tanıştığımız her insanda, girdiğimiz her yeni çevrede onların bizdeki izlerini ararız. Hattâ onları hatırlatan bir insana daha fazla alâka duyar, onlarla olan hatıralarımızı tedai ettiren bir çevreyle daha çabucak kaynaşırız. Yüreğimizde taşıdığımız o eski muhabbetin hiç kaybolmamasını isteriz. Mecnûn’un her simâda Leyla’yı araması gibi, biz de kendimizde güzel hatıraları olan, âhireti hatırlatan dostlarımızı vesile oldukları güzelliklerle hatırlar dururuz. Uzakta kalan bu dostların hasreti devamlı yanar durur yüreğimizin derinliklerinde. Hayatımıza o kadar girmişlerdir ki, bazen onların isimlerini yaşatırız çocuklarımızda. Hayallerimizde hep yanlarına koşar, rüyalarımıza misafir ederiz onları. Gönlümüzde hasretini büyüttüğümüz dostlardan gelen her güzel haber içimizi ferahlatırken, onları hatırlatan eşya daha bir mânâ kazanır.
Bazen hatıraların sıcaklığıyla, o hatıraların sahibiyle tekrar karşılaştığımız ân, birbirine tezat teşkil edebilir. Hatıraları bizde derin olan bazı insanları, yıllar sonra bazen tanıyamayız, onların siması o an için bize fazla bir şey ifade etmez. Zaman ve hâdiselerin yıprattığı bu yüz, artık hatıraları kadar taze ve sevimli değildir. Sanki hem beden, hem de ruh olarak yabancılaşmıştır bize. Bu yabancılaşmaya dâir birçok emare görür veya hissederiz kendisinde. Suyun teyemmümü bozması gibi, yıllar sonra ortaya çıkan bu yeni sima, eski muhabbetin sıcaklığını da alır götürür. Geride bıraktığımız hatıralardan başka, bu yeni yüzle paylaşacak fazla bir şey bulamayız ve yıllarca güzel taraflarıyla hatırladığımız bu insanın yanında sıkılmaya başlarız. Genelde kişilerin hâtıralardaki gibi güzel kalamadığının bir ifadesi olan bu durum, kendilerini ‘iyi ve güzelle devamlı yenilemeyen’ samimi dostlar arasında da ortaya çıkabilir. İnsan olmanın tabii bir neticesi olan bu durum, insanın dostlukta da ‘Aşkın Olan’a ihtiyacının bir göstergesidir. Belki hayatta edindiğimiz dostlar da, ‘Hakiki Dost’a ulaşmada bir basamaktır. Allah, hakiki güzelliklere ulaşmamıza vesile olacak dostlar nasip etsin.
podcast itunes youtube rss twitter facebook