Damlalar
Güzde açan bahar çiçekleri
Seher Durmaz
Biz, Bahar Ülkesi’nin çocuklarıyız. Ümit ışıldayan gökleri, ovayı-obayı saran rengârenk çiçekleri ve geleceğin dantelâsını işleyen ışığa uyanmış insanları olan Bahar Ülkesi’nin çocukları… Sevgiyle yoğrulmuş mayamız, şefkatle oluşmuş dünyamız… Özenle pişmiş aşımız, övgüyle okşanmış başımız... Ne ki daha yaşımız? Ortalama, iki elin parmak sayısı kadar; bilemediniz birkaç eksiği veya fazlası… Bakmayın siz yaşımıza, başımıza! “Akıl yaşta değil, baştaymış!” ya… Her birimiz aklı başında çocuklarız. İşte, aklımıza yatan her bilgiyi almaya hazırız! Biz, bahar mevsiminin çiçekleriyiz. Bir okulun çiçek dolu bahçesindeyiz. O çiçekler biziz! Burcu burcu kokumuz, nakış nakış dokumuz… Sanki okula değil, bir bahar dalına konmuşuz. Al yanaklı benzimiz, kanlı-canlı rengimiz; bilmeyiz hangimiz daha güzeliz?
Biz, güz mevsiminde açan bahar çiçekleriyiz. Bugün, güz mevsimindeyiz; ancak bahardan kalma bir gündeyiz. Güneş’in gülümsemesiyle sımsıcak içimiz, gökyüzünün parlaklığıyla ışıl ışıl gönlümüz… Bir bozkır Eylül’ünde, o ak doğuşun emâreleriyiz. Hazan suskun bahçemizde, hisler dupduru gönlümüzde; lekesiz güneş gibi, bedre ermiş ay gibi... Bakın! Bahar bulutları akıyor üstümüze… Biz, ümit şecereliğinde çimlenen nesilleriz. Bir hazan mevsiminde parlayan ümidin gür sesiyiz. Gümüşten yay gibi ufkumuz, ışıktan halay gibi ruhumuz… Ümit denen eller okşar altın saçlarımızı; tebessüm sarar dudaklarımızı… Sevda goncaları açar şen-şakrak günlerimizde; el değmemiş baharlar çağlar gözlerimizde…
Gül benizli çocuklarımız, güz mevsiminde açan bahar çiçeklerimiz! İyi ki doğmuşsunuz dünyamıza, iyi ki açmışsınız ufkumuza! Ya doğmasaydınız, ya açmasaydınız? Ne olurdu hâlimiz? Hep hazan dolardı mevsimlerimiz, sararıp solardı günlerimiz… Bakın! Bu gün, yeniden açılıyor titrek ellerimiz; işte dua ediyor ürkek dillerimiz: Toprağı nurlandıran gün ışığı gibi, gürül gürül aydınlıklar aksın içinize; pırıl pırıl sabahlar doğsun üstünüze… Kin, nefret asla uğramasın semtinize; sağanak sağanak sevgi yağsın kalbinize… Fecriniz, bir gül goncası olup açılsın ellerinizde; sancağınız, Hakk’ın hoşnutluğu burcuna dikilsin ömrünüzde… Her dem, rahmet olup çiseleyin; yeryüzünü çemenzâr eyleyin! Öyle ki; “Hep tüllensin ufukta solmayan bin bir bahar…”
Güzde açan bahar çiçekleri
Seher Durmaz
Biz, Bahar Ülkesi’nin çocuklarıyız. Ümit ışıldayan gökleri, ovayı-obayı saran rengârenk çiçekleri ve geleceğin dantelâsını işleyen ışığa uyanmış insanları olan Bahar Ülkesi’nin çocukları… Sevgiyle yoğrulmuş mayamız, şefkatle oluşmuş dünyamız… Özenle pişmiş aşımız, övgüyle okşanmış başımız... Ne ki daha yaşımız? Ortalama, iki elin parmak sayısı kadar; bilemediniz birkaç eksiği veya fazlası… Bakmayın siz yaşımıza, başımıza! “Akıl yaşta değil, baştaymış!” ya… Her birimiz aklı başında çocuklarız. İşte, aklımıza yatan her bilgiyi almaya hazırız! Biz, bahar mevsiminin çiçekleriyiz. Bir okulun çiçek dolu bahçesindeyiz. O çiçekler biziz! Burcu burcu kokumuz, nakış nakış dokumuz… Sanki okula değil, bir bahar dalına konmuşuz. Al yanaklı benzimiz, kanlı-canlı rengimiz; bilmeyiz hangimiz daha güzeliz?
Biz, güz mevsiminde açan bahar çiçekleriyiz. Bugün, güz mevsimindeyiz; ancak bahardan kalma bir gündeyiz. Güneş’in gülümsemesiyle sımsıcak içimiz, gökyüzünün parlaklığıyla ışıl ışıl gönlümüz… Bir bozkır Eylül’ünde, o ak doğuşun emâreleriyiz. Hazan suskun bahçemizde, hisler dupduru gönlümüzde; lekesiz güneş gibi, bedre ermiş ay gibi... Bakın! Bahar bulutları akıyor üstümüze… Biz, ümit şecereliğinde çimlenen nesilleriz. Bir hazan mevsiminde parlayan ümidin gür sesiyiz. Gümüşten yay gibi ufkumuz, ışıktan halay gibi ruhumuz… Ümit denen eller okşar altın saçlarımızı; tebessüm sarar dudaklarımızı… Sevda goncaları açar şen-şakrak günlerimizde; el değmemiş baharlar çağlar gözlerimizde…
Gül benizli çocuklarımız, güz mevsiminde açan bahar çiçeklerimiz! İyi ki doğmuşsunuz dünyamıza, iyi ki açmışsınız ufkumuza! Ya doğmasaydınız, ya açmasaydınız? Ne olurdu hâlimiz? Hep hazan dolardı mevsimlerimiz, sararıp solardı günlerimiz… Bakın! Bu gün, yeniden açılıyor titrek ellerimiz; işte dua ediyor ürkek dillerimiz: Toprağı nurlandıran gün ışığı gibi, gürül gürül aydınlıklar aksın içinize; pırıl pırıl sabahlar doğsun üstünüze… Kin, nefret asla uğramasın semtinize; sağanak sağanak sevgi yağsın kalbinize… Fecriniz, bir gül goncası olup açılsın ellerinizde; sancağınız, Hakk’ın hoşnutluğu burcuna dikilsin ömrünüzde… Her dem, rahmet olup çiseleyin; yeryüzünü çemenzâr eyleyin! Öyle ki; “Hep tüllensin ufukta solmayan bin bir bahar…”


