Geri Bildirim
Pencereyi kapat
Podcast!
Podcast ile derginizi heryerden dinleyin. Tıklayın !
Damlalar

Gurbette Bayram
Ömer Faruk Gülderen


Bugün bayram sevgili dostum. Senden ayrı geçirdiğim ilk bayram da değil üstelik. Fakat bir burukluk var içimde... Daha öncekilere benzemeyen bir burukluk... Sen oraya gittiğinden beri yüreğimde sakladığım bir his... Aslında biz seninle hiçbir bayramı birlikte geçirmedik. Her bayram ailelerimizin yanında olur, birbirimizi telefonda tebrik ederdik. Ama bu duyguyu ilk defa tadıyor kalbim. Sebebini ben de bilmiyorum. Her şeyi paylaşırdık ya eskiden, belki payıma düşen gurbeti ben de burada yaşıyorum. Belki sen anneciğinden uzaktasın diye içim sızlıyor. Belki de sen oralarda koştururken benim sıcak döşeğimde yatmamdır asıl sebep. Bilmiyorum.

Bugün bayram dostum. Cıvıl cıvıl çocuklar çalıyor kapımızı. Zilimiz neredeyse susmuyor. Hiç tanımadığım çocuklara şeker ikram ediyorum. Onlar da bizi tanımıyor; ama tereddüt etmeden çalıyorlar zilimizi. Hem de kimisi bastıkça basıyor düğmeye. Kızmak şöyle dursun, hoşuna gidiyor insanın. Onlara şeker vermek mutluluk veriyor. Bayram şekerini alan da, keklik gibi sekerek başka bir aileyi mesut etmeye gidiyor.

Bugün bayram dostum. Ve bayram en çok sevilenlerle kutlanınca güzelleşir. Şimdi Türkiye'de olsan mutlaka memleketine gider, annenle babanla geçirirdin bayramı. Ama sen altın sarısı çocuklara şeker götürüyorsun bugün. Ve siyah incilere... Zîrâ orada şeker toplamıyor çocuklar. Onlara şekerin toplanan bir şey olduğunu da sen öğretiyorsun. Zaten en çok da o çocuklar muhtaç bayram şekerine. O yüzden asıl bayram senin bayramın dostum. Ben evde oturmuş, bayramı bilen bizim çocuklara şeker veriyorum. Sen ise, orucu bilmeyen, belki hiç duymamış çocuklara şeker dağıtıyorsun.

Bugün bayram dostum. Ve bayram yalnız kutlanmaz bilirsin. Hastalar yine hastadır bayramda, mahpuslar yine zindanda. Onların bayramı da sevdiklerinin ziyaret etmesidir. Unutulmuşlar, yalnız bırakılmışlar en çok da bayramlarda üzülür. Eminim, sen bugün onlara da şeker götürüyorsundur. Seni tanırım dostum. Sabah oturup gurbetin hüznünü yaşamış, Türkiye'nin toprağının kokusunu içine çekip bulut gibi dolmuşsundur. Sonra da çıkıp şak şak olmuş gurbet topraklarına rahmet olup yağmışsındır.

Bugün bayram dostum, her yerde bir neşve, herkes pürneşe. Fakat bütün bu bayram coşkusu boğazımda düğümleniyor benim. "Hüzünlü gurbeti" bizzat yaşayanlarınkine denk olmasa da, bir hüzün sarıyor gönlümü. Senin gibi dağlar, okyanuslar aşan yiğitler geliyor aklıma. Sizi ancak bayram çocuklarına benzeterek avunabiliyorum. Sizin de bayram çocukları gibi şen olduğunuzu hayal ediyorum. Tıpkı onlar gibi annelerinizi evde bırakıp tanımadığınız kimselerin kapısını sevinçle çaldığınızı düşünüyorum. Onların şeker toplama şevkiyle sizin de muhabbet dağıttığınızı... Belki de bayramınız bu şekilde bayram oluyor. Annelerinizden uzak olduğunuzu bile unutuyorsunuz o çocuklar gibi. Zîrâ, siz bayram kutlamayı başkalarının ötede bayram etmesine bağlayan yiğitlersiniz. Lâkin sizin niyetinizdeki saflık çocukların o hâllerinden de öte. Ne de olsa onlar şeker peşinde!

Siz seçilmişlerdensiniz dostum. Allah siz yiğitlerin gözyaşlarıyla yeşertiyor o toprakları. Siz O'na yöneldikçe, O'nu razı etmek için kendinizi unuttukça da yeşertecek inşallah.

Siz her yeri vatan sayan, asıl gurbeti Allah'tan uzak olmak bilen gariplersiniz. Siz "Cenâb-ı Hakk nezdinde kul­ların en sevimlisi gariplerdir." hadîsindeki sevimlilersiniz. Siz, "...Herkesin bozgunculuk yaptığı dönemde, îmar ve ıslah hamlelerini sürdüren gariplere müjdeler olsun!" hadîsine mazhar olan müjdeli gariplersiniz. Rabb'im bizleri de O'ndan ayrı kalmayı gurbet kabul edip, ayrılık hicranıyla kıvranan gariplerden eylesin.

Bayramınız mübarek olsun dostum.
Bayramınız bayram olsun.
podcast itunes youtube rss twitter facebook