Damlalar
Kutsî Selâm
Veysel Şimsek
O yiğitler ki,
Akabe’de olduğu gibi,
‘Söz kestiler’
Sonra da geriye bakmadan
Dünyanın dört bir yanına,
Çekip gittiler.
Ne bağları, ne bahçeleri vardı
Ne de sırtlarında bohçaları vardı.
Dağ tepe deniz
Kıtaları aştılar
Sarı beyaz, siyah ırk
Âdem oğullarıyla,
Güneşin doğup battığı,
Her yerde kucaklaştılar.
Lokmandan el,
Hızır’dan ders almışlar.
Sırlı beyan dillerinde,
Sahibinden kabul görmüşler.
Bir bakışta gülistan olur,
Haristan dedikleri yerler.
Yeşerir arkadan bir bir,
Geçtikleri yerler.
Birbirinden sevdalı bu erler,
Belli ki bir ‘selâmın’ peşindeler
Kutsî Selâm
Veysel Şimsek
O yiğitler ki,
Akabe’de olduğu gibi,
‘Söz kestiler’
Sonra da geriye bakmadan
Dünyanın dört bir yanına,
Çekip gittiler.
Ne bağları, ne bahçeleri vardı
Ne de sırtlarında bohçaları vardı.
Dağ tepe deniz
Kıtaları aştılar
Sarı beyaz, siyah ırk
Âdem oğullarıyla,
Güneşin doğup battığı,
Her yerde kucaklaştılar.
Lokmandan el,
Hızır’dan ders almışlar.
Sırlı beyan dillerinde,
Sahibinden kabul görmüşler.
Bir bakışta gülistan olur,
Haristan dedikleri yerler.
Yeşerir arkadan bir bir,
Geçtikleri yerler.
Birbirinden sevdalı bu erler,
Belli ki bir ‘selâmın’ peşindeler


