Geri Bildirim
Pencereyi kapat
Podcast!
Podcast ile derginizi heryerden dinleyin. Tıklayın !


Sesli Dinle


Suudi Arabistan Kültür ve Enformasyon Bakanlığı'nın düzenlediği Riyad Milletlerarası Kitap Fuarı bir klâsik hâline geldi. Türklerin yayımladığı tek Arapça dergi olan Hira'nın Mısır temsilcisi Şükrü Bey'in Riyad'a gelişi, fuarın yaklaştığının en belirgin emaresiydi. Fuarın açılışından bir-iki gün önce hummalı bir hazırlık başladı. Herkes standını en güzel şekilde dizayn etmeye çalışıyordu. Gündüzleri sıcak olduğundan, Arabistan'da açılışlar umumiyetle akşamları yapılır. Bu tür faaliyetler için en uygun vakit, yatsı namazı sonrasıdır.

Fuar alanında ciddi emniyet tedbirlerinin alınması, açılışı üst seviyede bir yetkilinin yapacağını gösteriyor. Dakikalar ilerledikçe hareketlilik artıyor, fuar alanı teftiş ediliyor. Açılışı, kültür ve enformasyon bakanının yapacağı anonslarla ilân ediliyor. Gazeteciler, kameramanlar yerlerini almış bekliyorlar. Bakan açılışı yaptıktan sonra, şeref misafiri ülkenin (Senagal) standının yanı sıra bazı ülkelerin stantlarını da ziyaret etti. Biz müşteri beklerken, bir anons daha yapılıyor: "Bugün açılış günüdür, satış yapmak yasaktır. Kitap alanlar, kitaplarını bugün fuar alanı dışına çıkaramazlar!" Bu anons bizi oldukça şaşırttı. Müşterilerimizi ikaz etmemize rağmen, onlar kitap satın almaya devam etti. Fuara Türkiye'den sadece Nil Yayınevi katıldı.

Riyad Kitap Fuarı'nın en bariz hususiyeti, her türlü kitabın sansürsüz satılabilmesi. Bu fuar, Suudi Arabistan adına büyük bir açılım. Hakikaten fuarda çok çeşitli kitaplar satılıyor. Amerika'dan İsviçre'ye, Japonya'dan İran'a kadar birçok ülkenin katıldığı bu kitap fuarı çok renkli geçiyor. Fuarda oldukça fazla kitap satılıyor. Riyad halkının -Suud halkının demek daha doğru- bu kadar kitap okuduğunu –görmesem- tahmin edemezdim. Bu insanlarda ciddi bir kitap sevgisi var. Riyad halkı market arabalarıyla kitap alış-verişi yapıyor. Araba dolduğunda bazıları "Arabada yer kalmadı, yarın yine gelirim." derken, bazıları da "Bugün ayırdığım para bitti. Daha sonra tekrar geleceğim." diyordu.

Tarih kitalarına olan alâka
Suud halkında özellikle tarih kitaplarına karşı müthiş bir alâka var. Osmanlı'nın çeşitli dönem ve bölgelerine ait tarih kitabı soruyorlar. Asir, Necid ve Hicaz bölgelerinin Osmanlı ile olan münasebetlerine dâir kitaplar istiyorlar. 'Bu kitaplar yok.' dediğimizde çok üzülüyorlar. "Sizde yoksa başka kime soralım; bu, sizin atalarınızın tarihi!" diyorlar. Osmanlı'ya karşı ciddi bir alâka var. Genç bir zât standımıza geldi ve "Ben Osmanlı tarihi istiyorum." dedi. Olmadığını söyledik. Moralinin bozulduğu yüz hatlarından belli oluyordu. Osmanlı'nın öneminden ve büyüklüğünden uzun uzun bahsettikten sonra, Osmanlı ile ilgili kitaplar getirdiğimiz takdirde müthiş satacağını ifade etti. Sultan Abdülhamid'in hayatını anlatan kitap, bu yıl da oldukça fazla satıldı. Ancak insanlar sürekli yenilik arıyor; Sultan Abdülhamid'in hatıratını ve kızının not defterini soruyorlar. Türkiye'ye karşı ciddi bir teveccüh ve alâka var.

Tavsiye ettiğimiz her kitabı alıyorlar
Standın önünde bulunan masadaki kitaplara göz atanlara; "Bakın şöyle bir kitap setimiz var." diyerek Pırlanta Serisi'ni işaret ettiğimizde, onların bu kitaplara oldukça ilgi gösterdiğine, bazısının hemen, bazısının da inceledikten sonra kitapları satın aldığına şahit olduk. Daha önce kitabını aldıkları yazarların yeni eserlerinin çıkıp çıkmadığını soruyorlar (Meselâ; M. Fethullah Gülen ve Ferid el-Ensâri gibi). Bundan anlaşılıyor ki, belli yazarların kitaplarını takip ediyorlar. Daha önce kitap almış olanlar, bazı müşterilerimize tavsiyelerde bulunuyor veya biz bir eser/yazarı anlatırken, âdeta 'Böyle anlatılmaz.' dercesine kitap ve yazarlarımızı anlatmaya başlıyor. Türkiye hakkında çok güzel şeyler söylüyorlar.

Herkes fuarda
Perşembe günü tatil olduğu için fuar çok kalabalık oluyor. Ailesini ve çocuklarını alan fuara geliyor. Böylece ailede herkes kitapla hemdem oluyor. Fuar alanının dışında ve altında çok geniş iki park alanı var. Park alanı dolduğundan insanlar arabalarını kaldırımlara park etmişler. Sanki bütün Riyad, fuar alanına dökülmüştü.

Oldukça samimiler
Bazıları dua kitabı istiyor. "Yok!" dediğinizde bazıları ısrarla "Türkiye'den getirtemez misiniz? Ben parasını vereyim. Havaalanından alayım." diyor. Bazıları da "Evinde yok mu? Evdekini bana ver, sen nasıl olsa bir şekilde bulursun." diyor.

Bir genç: "1000 km. öteden geldim. Yarın dönmem gerekiyor; şayet şu kitap gelirse tekrar 1000 km. gelirim." deyince, kitaba duyulan bu aşk karşısında oldukça şaşırdım. Bu genç, Üstad Bediüzzaman'ın "Münazarat"ını aldı. "Türkçe biliyor musun?" dediğimde, "Çok az, birkaç kelime kadar... Ama bu kitaptan öğreneceğim." dedi. "Bu kitap oldukça ağır, biraz zor olmaz mı?" dediğimde ise, "Ben zoru başarırsam ötekiler kolay gelir." dedi.

Bir başkası, Sonsuz Nur'u arkadaşına hediye etmek üzere alırken; "Gerçekten bu kitap çok güzel, ben geçen sene almıştım. Birçok siyer kitabı okumama rağmen, böylesini görmedim. İlk defa bir siyer kitabını okurken ağladım. Ben Peygamberimiz'i (sallallahü aleyhi ve sellem) tanımıyormuşum." diyor ve buna vesile olanlara dua ediyordu.

Fethullah Gülen Hoca Efendi'nin kitaplarından bahsederek, "Onu tanıyor musun?" diye sorduğumuz bir kişi, tatlı bir ifadeyle "Hel yahfa'l-kamer (gökteki ay gizlenir mi?)" dedi. İfadenin güzelliği karşısında arkadaşlarla birbirimize bakıştık. "Hel yahfa'l-kamer?" cümlesi saatlerce dilimizde ve zihnimizde döndü durdu. Müşteri yoğunluğu dolayısıyla kaydedemediğimiz daha nice güzel tablolar yaşadık. Önümüzdeki yıllarda daha güzellerini yaşayabilmeyi temenni ediyoruz.
podcast itunes youtube rss twitter facebook