|
ALLAH ve İNSAN
Sızıntı [email protected] |
|
Tekmil insanlık her an Allah duygusuna aç, Zihinler şirâzesiz, zihinler O’na muhtaç.. Sezer her zaman temiz vicdanlar bu duyguyu, Düşünce çıkmazları Rabb’e ulaşma koyu... İlmin o engin ufku, mantıkin hünerleri, Dolduramıyor imandan boşalan yerleri. Bir sürü ulemâ ve bir sürü de filozof. Nazariyeleri çarpık, düşünceleri kof. Ne fikirlerinde sadra şifa veren beyan; Ne madde ötesini olduğu gibi duyan: Anlayışlar kısır; her şeyin mebdei meçhul, Ve yığınlar faraziyeler ağında malûl. Oysa, her renkte ve her seste O’ndan bir ma’nâ, Ruh ve hikmet ufkunda her şey insandan yana: Varlık O’nun nuru, o Nur’un dalgalanışı, O, hem varlığın hem de hâdiselerin başı... Bu sırrı kavrayan gönüller oturaklaşır, Ancak oturaklaşan ruhlar O’na ulaşır. Gözsüz görmese de her yanı O kaplamakta, Sırra, hep bu ilâhî münasebet akmakta.. Ve duygular O’na uyanmakta perde perde, Bir vuslat istikametinde ki az ilerde... Her tarafta kevserden gürül gürül çeşmeler, Her yanda insan-Allah bestesinden nağmeler. Fikir bu ufka erip gönülle birleşince, Ayrı bir visal kapısı açılır her gece. Bu eşiği aşan ruh kendi özüne erer, Gerçek insan olmaktan gaye de buymuş meğer... ![]() |
|


