Geri Bildirim
Pencereyi kapat
Podcast!
Podcast ile derginizi heryerden dinleyin. Tıklayın !


Sesli Dinle

Ayşe Hanım ve Mehmet Bey'in üzerine titredikleri çocukları, ilköğretimi tamamlamış, liseye başlamıştı. Başarılı, disiplinli ve bir o kadar da sevimli olan Murat; günden güne bu özelliklerini kaybediyor, âdeta huy değiştiriyordu. Murat'ın bu durumu anne-babayı endişeye sevk ediyordu. Meseleyi tam anlayamasalar da, 'uyuşturucu' şüphesi beyinlerini âdeta bir kurt gibi kemiriyordu. Okul önlerinde uyuşturucu satanlarla ilgili haberlerden, madde bağımlılığını konu alan filmlere kadar pek çok kötü tablo hayallerinden bir film şeridi gibi geçince, anne-babanın endişeleri daha da arttı. Ne yapabilirlerdi? Bu sorunun cevabı, seyrettikleri haber programları ve dizilerde veriliyordu. Ancak "Ateş düştüğü yeri yakar." misâli şimdi konunun muhatabı bizzat kendileri olmuştu. Onlara göre, ekonomik sıkıntıları olan, evde ilgi görmeyen çocuklar uyuşturucu bataklığına sürükleniyordu. Hâlbuki Murat bu tür sıkıntılardan uzaktı. Çocuklarının uyuşturucu bağımlısı olduğunu kabul edememelerine rağmen, onu yine de yakından takip etmeye karar verdiler.

Murat'ın günden güne artan harcamaları, anne-babanın dikkatini çeken ilk şey oldu. Murat'ın yediği-içtiği ve harcamaları özellikle anne tarafından iyi biliniyordu. Ama neden son zamanlarda para ihtiyacı artmıştı? Murat'ın geceleri dışarı çıkma isteği de yeni yeni karşılaştıkları bir durumdu. Onun artık, "İyi geceler anneciğim ve babacığım" sesini özlüyorlardı. Oğullarının olumsuz davranışlarına her gün bir yenisi ekleniyordu. Üzerini örtme maksadıyla yanına yaklaşan annesine; "Beni yalnız bırakın, ben çocuk değilim!" şeklinde tepkiler veriyordu. Bir şeyler olduğu kesindi.

Günler ilerledikçe mesele anlaşılmaya başladı. Murat'ın cebindeki sigara paketi, nefesindeki alkol kokusu, elbisesindeki içki lekeleri, görünüşündeki sersemlik, gözlerindeki kızarıklık tehlikenin boyutlarını açıklamaya yetiyordu. Arkadaş çevresi değişen Murat, eğlence mekânlarına artık daha sık gitmeye başlamıştı. Davranış değişmelerine paralel olarak uyku düzeni bozulmuş, iştahsızlık ve kilo kaybı baş göstermişti. Geceleri yaptığı telefon görüşmelerinin ardından acele bir şekilde dışarı çıkması, geç saatlerde pejmürde hâlde eve dönmesi ebeveynin bir şeyler yapması gerektiğini ortaya koyuyordu.

Ayşe Hanım ile Mehmet Bey çocuklarını izlerken, bir yandan da önleyici tedbirler almaya başlamışlardı. Bilgileri arttıkça meselenin vahametini daha iyi anlıyorlardı. Bu işten para kazananlar, nice insanı sistemlerinin devamı için çarkların arasına acımasızca atıyordu. Batağa düşenler, bu merhametsiz insanların elinde bir esir gibiydi. Uyuşturucu mafyası çözülmedikçe, evlât acısı ailelerin kapısını çalmaya devam edecekti. Problem büyüdükçe çığın altında kalanların sayısı artıyordu.

Murat'ın ortaokulda din dersi hocası olan Yavuz Bey de durumu öğrenmiş ve aileye bazı tavsiyelerde bulunmuştu. Yavuz Bey onlara dinimizde ümitsizliğin haram kabul edildiğini belirterek, azimlerini yitirmemelerini söyledi. Anne-baba çocuklarını yetiştirme sürecinde bazı hatalar yaptıklarını fark etti. Çocuklarına haram ve helâli anlatmada geç kaldıklarını, maddî refahın ve çocuğun her istediğini yapmanın 'onunla ilgilenmek' olmadığını anladılar.

Konuyla alâkalı devlet kurumlarının çalışmaları onları oldukça ümitlendirdi. Yapılan çalışmalar neticesi Murat, içine düştüğü bataklıktan kurtarıldı. Murat'ın 'ikinci doğumu' anne-babasını oldukça sevindirmişti.
...

Uyuşturucu batağına saplanan her insan ne yazık ki, Murat kadar şanslı olamayabiliyor. Bunu nazara alarak, nesilleri mahvetme potansiyeline sahip bu illete karşı yapılması gerekenleri sırasıyla ele alalım:

Bir gencin uyuşturucu bataklığına düşüp düşmediğini anlamaya yardımcı bazı emareler vardır. Bunlar şöyle sıralanabilir: hâlsizlik, bitkinlik, dengesizlik, bir mevzua yoğunlaşamama, dalgınlık, uyuklama meylinin artması, uyku bozuklukları, terleme, titreme, burun akıntısı, gözde kızarıklık, göz bebeğinin daralması, yüz renginde kızarma, tende soğukluk, konuşma güçlüğü... Bunlara paralel olarak huy ve davranışlarda da bazı değişiklikler olur: önceden hoşlandığı şeyleri terk etme, aile fertlerini beğenmeme, bakışlarda donukluk, toplumdan uzak olma, içe kapanma, şiddet söylemlerinde bulunma, şefkat ve merhamet hislerinden uzak davranışlar sergileme, gün içinde çarpıcı hissî değişiklikler yaşama, bazen sessiz ve sakin, bazen de saldırgan ve öfkeli olma...

Uyuşturucu kullanan kişinin davranışları sadece evde değil, cemiyet içinde de bazı değişiklikler arz eder: evden uzaklaşma arzusu, eve dönüşlerin geç vakitlere sarkması, para harcamadaki artış, yalan söyleme, suç işleme eğilimi, dış görünüşte eskiye nazaran dağınıklık, arkadaş çevresinin değişmesi, okula devamsızlık, başarıda azalma, sık kavga etme ve buna bağlı şikâyetler...

Aile, okul ve çevrenin konuya bakışı
Anne ve babanın çocuğu hakkında menfî düşünmesi, onu yalnızlığa veya kötü niyetli arkadaş grubunun içine itebilir. Bu yüzden anne-baba, çocuğunu şefkatle kucaklamalı ve meseleyi çözme gayesiyle problemin üzerine gitmelidir. Aksi düşünceler içindeki davranış kalıpları, problemin daha girift olmasına sebep olacaktır. Bu durumdaki kişiyi şefkatle kucaklamak, onu kazanmak için atılacak ilk adım olacaktır.

Helâl ve haramın ölçüleri, insanın bu dünyadaki hâl ve davranışlarından âhirette hesap vereceği, bedenin bir emanet olduğu, her nefesin hesabının sorulacağı, haram lezzetlerin zehirli bal hükmünde olduğu, meşru dairedeki lezzetlerin keyfe kâfi geldiği gibi hususları ihtiva eden dinî bilgilerin çocuklara öğretilmesi onlarda çok önemli şuuraltı beslenmeye vesile olacaktır. Bu dinamiklerin telkiniyle büyümüş bir genç, kötü niyetli kişilerin teklifleriyle karşılaştığında şuuraltının tesiriyle bunları hemen reddedecektir.

Uyuşturucu madde bağımlılığında ortaya çıkan davranışlar, ergenlik döneminde yaşanan davranışlar ile karıştırılmamalıdır. Sözkonusu değişikliklerin farkında olan anne-babalar, uyuşturucu bağımlılığına yakalanmış kişilere nasıl yaklaşılacağı hususunda bilgi almalı, problemin çözümü için hemen uzmanlara danışmalıdır.

Gençleri uyuşturucu kullanmaya iten en önemli sebep, "merak"tır. Arkadaş çevresi ile uyuşturucuyu özendiren haber, müzik, film ve reklâmlar da konuyu daha cazip hâle getirmektedir. Bu sebeple uyuşturucuyu özendiren her türlü yazılı ve sözlü unsurdan uzak durulmalı, bunların ortadan kaldırılması adına resmî makamlar uyarılmalıdır.

Uyuşturucu kullanımına giden yolda arkadaş baskısı
İnsanlar ergenlik döneminde kendini ispat etme ve çevresi tarafından kolayca fark edilme arzusuna kapılabilmektedir. Giyim-kuşamından konuşma ve yürümesine kadar birçok hususta kendini ispatlama duygusu içinde olmaktadır. İşte tam bu kritik noktada arkadaş ve çevrenin giyim-kuşam, yeme-içme ve eğlenme tarzları kişi üzerinde bir baskı oluşturabilmektedir. "Arkadaş baskısı/ısrarı" olarak tarif edebileceğimiz bu tablo, kişiye menfî tesir edebilmekte; "ben de varım" psikolojisi ve "kendini ispatlama" düşüncesi ile insanlar hoş olmayan şeyleri deneyebilmekte, zamanla da alışkanlık hâline getirebilmektedir. Gencin içine düştüğü bu sıkıntılı tablodan çıkmasında, anne-babanın müspet yaklaşımlarının tesiri oldukça büyüktür. Bu durumdaki kişilere ebeveynin baskı uygulaması, bazen istenmeyen şeylere sebep olabilmektedir.

Uyuşturucu bağımlılarına karşı yaklaşımda "koruyucu üç iyi"
Fizikî ve hissî değişikliklerin ortaya çıkmasından sonra, kişinin çevresinden bağımsız hareket etmesi tepkilere sebep olacaktır. Bu tepkilerin meydana getirdiği sıkıcı havaya, para bulma, başarısızlık ve gelecek endişesi de eklenince, kişi bunalacak ve yeni bir çevre ve arkadaş arayışına girecektir. Bu durumda kötü arkadaş ve çevrenin tesirinde kalma ihtimali artacaktır. Bu riskin ortadan kaldırılmasında, "iyi arkadaş"a, "meselelere iyi yaklaşabilen anne-baba"ya ve "iyi eğitimci"ye önemli vazifeler düşmektedir. Yukarıda vurguladığımız "koruyucu üç iyi"; "iyi arkadaş-iyi ebeveyn-iyi eğitimci"dir. "Koruyucu üç iyi"; samimi bir şekilde genci takip edecek ve tehlikeli durumlardan onu koruyacaktır.

Sağduyu sahibi fertler, uyuşturucu mağdurlarına karşı, zelzele sonrası enkaz altında kalanları kurtarmada gösterilen gayret ve hassasiyet gibi bir yaklaşım sergilemelidir. Şuurlu kurtarıcılar hem uyuşturucu mağdurlarına el uzatmalı hem de yeni kişilerin bu batağa düşmemeleri için gerekli tedbirleri almalıdır.
Uyuşturucu ve uçucu maddeler

Uyuşturucu maddeler, vücuda alınır alınmaz merkezî sinir sistemine tesir etmek suretiyle, keyif verici etki bırakan, kaslar üzerinde gevşetici tesiriyle de geçici bir rahatlık sağlayan, tabiî veya sun'î yolla elde edilmiş kimyevî maddelerdir. Bu maddeler aynı zamanda bağımlılık yapar ve uzun süre kullanıldığında kişide davranış ve karakter değişikliklerinin ortaya çıkmasına sebep olur.

Uçucu maddeler ise, gerek maddeye kolay yoldan ulaşılabilmesi ve gerekse satışının yasak olmaması bakımından uyuşturuculara nispeten piyasada daha yaygın bulunmaktadır. Uçucu maddeler aynı zamanda uyuşturucu maddeler gibi bağımlılık yapabilmekte ve uzun süre kullanılmasıyla da, ölüme kadar uzanan fizikî rahatsızlıklara sebep olabilmektedir. Meselâ, tiner gibi uçucu maddeler, sokak çocuklarından sanayide ve atölyelerde çalışanlara kadar geniş bir alanda tehdit oluşturmaya devam etmektedir.

Uyuşturucu denince akla ilk gelen "eroin, kokain ve esrar" olmaktadır. Ancak, uyuşturucu maddeler, belirli karışımlarla yeni türlere dönüştürülerek, takibi ve yakalanması zor "sentetik uyuşturucular" elde edilmektedir. Daha da önemlisi başka maksatlar altında, meselâ iştah azaltıcı tesirleri öne çıkarılarak, çoğu diyet salonlarında kullanılan "amfetamin grubu ilâçlar" kilo verme programlarında tercih edilmekte ve maalesef bu yüzden çok sayıda ölüm vakası ile karşılaşılmaktadır.

Genel olarak uyuşturucu maddeler şu şekilde sınıflandırılır:
a- Afyon ve türevleri: Afyon, morfin, kodein, eroin ve metadon.
b- Kenevir ve türevleri: Reçine, toz ve likit (sıvı) esrar.
c- Uyarıcılar: Amfetamin, kokain ve kafein.
d- Sentetikler: Ecstasy (MDMA), Captagon, Methamfetamin, Lysergic Asid Diethylamid (LSD), Gamma Hydroxybutyrate (GHB), Ketamine Hydrochloride (Ketamin), Phencylidine (PCP)
e- Sakinleştiriciler: Barbituratlar, trankizanlar ve sedatifler.

Bu zararlı maddelerin vücuda alınma şekilleri genel olarak, yutma, solunum ve damar yoluyla olmaktadır.

Bağımlılık yapan uçucu maddeler hiç ummadığımız bir şekilde karşımıza çıkabilir. Meselâ çocukların kullandığı bazı eşyalarla bu maddelere yatkınlık meydana gelmesi söz konusudur. Günlük kullandığımız birçok ürün, uçucu olma özelliği taşımaktadır. Genel olarak sıvı hâlde bulunan bu maddeler, oda sıcaklığında kolayca gaz hâline dönüşmektedir. Açığa çıkan buhar, uçucu madde bağımlılığına sebep olmakla beraber, zamanla uyuşturucu madde bağımlılığına da yol açabilmektedir. Pahalı olmayan bu maddeler, kolayca temin edilebilir. Benzin, tiner ve yapıştırıcılar (uhu ve bali) herkesin yakından bildiği uçucu maddelerdir. Bunların diğer ortak yanları da koklanan maddeler olmalarıdır. Çocuklar; sigara, alkol ve esrara başlamadan önce ilk denemelerini, kolay temin edilen, ucuz olan ve yasak olmayan bu maddelerle yapmaktadır.

Uçucu maddelerin özellikle kapalı ortamlarda yaptığı tahribat çok yüksektir. Bunların en basit ve yaygın tesiri baş ağrısıdır. Uzun sürede ise, depresyona, konuşma, idrak ve şuur bozukluklarına, karaciğer, böbrek, akciğer ve kan kanserine sebep olabilirler. Diğer bir uçucu madde de oyuncaklarda ve yer döşemelerinde kullanılan tutkalların çoğunda bulunan formaldehittir. Çevremizde bulunan uçucu formaldehit örnekleri bu mânâda çoğaltılabilir; mobilya döşemeleri, basımevleri ve boyahanelerde kullanılan malzemeler, emaye mutfak ürünleri... Uçucu bir kimyevî madde olan formaldehitin, günümüz şartlarında uyuşturucu yapımında kullanılan bir ara madde olduğu düşünülecek olursa, konunun ne kadar vahim olduğu daha net anlaşılır.

Uyuşturucu madde kullanımı ile mücadelenin basamakları
"Koruyucu tedbirler" ilk basamağı teşkil eder. Bu safhada devlet tarafından uyuşturucu maddelerin sıkı denetimi yapılarak, erozyon başlamadan önlem alınması sağlanır. Uyuşturucudan yüklü paralar kazanan terör örgütleri ve mafyaların çökertilmesi için gerekli düzenlemeler yapılır. Aynı zamanda basın-yayın organlarında sıkça uyuşturucunun zararları anlatılır; panel, konferans ve seminerlerle halkın bu konuyla alâkalı bilgi ve hassasiyetinin artırılması sağlanır.

İkinci basamak "bağımlılığın erken teşhisi"dir. Bu basamakta, gencin uyuşturucu kullanıp kullanmadığının anlaşılmasına yönelik araştırmalar/gözlemler yapılır. Bu safha, yukarıda bahsedildiği üzere, okul, çevre ve aile içinde kişinin gösterdiği her olumsuz değişikliğin tespitine yönelik bir aşamadır. İleride görülebilecek kalıcı organ hasarlarını önlemek ve ruhî problemlerin ortaya çıkmasına engellemek için erken teşhis oldukça önemlidir. Aksi takdirde, bahsedilen olumsuzlukların yanısıra iyileşme süresinde gecikme ve tedaviye cevap konusunda da zorlanma görülecektir.

"Tedavi" safhasında, kişinin bağımlı olduğu maddeden uzaklaştırılması esastır. Maddeden uzaklaştırılan bağımlı kişide "yoksunluk belirtileri" ortaya çıkacaktır. Tedavinin özünü, bu yoksunluk belirtilerine yönelik yaklaşımlar oluşturmaktadır. Bu safhada bağımlı kişi, hastanede gözlem altında tutularak organlarında açığa çıkan hasarlar tedavi edilmeye çalışılır. Bu sırada yoksunluğa bağlı krizler görülebilir. İntihar girişimlerinden ölüme kadar uzanan tehlikeli bir süreç yaşanabilir. Zararlı madde bünyeden uzaklaştırılıncaya kadar çok dikkatli tedavi yapılmalıdır. Kurumların desteği alınarak özel kliniklerde tedavinin yapılması sağlanmalıdır.

"Tedavi sonrası iyileştirme" safhasında, kişilerin ruhî sıkıntıları giderilmeye çalışılır. Toplumdan tecrit edilmiş fertlerin tekrar topluma kazandırılması ve bu mânâda toplumun da bu kişileri bağrına basması sağlanır. Aile, okul ve toplum içinde bağımlılık sonrası oluşabilecek zararlar asgariye indirilerek, faydalı işlere vesile olabilecek alışkanlıkların bağımlı kimselere kazandırılması esas alınır. Faydalı işlerle uğraşan kişilerin ön plâna çıkarıldığı dostluklar kurularak, bu kişiler eski çevrelerinden mümkün olduğunca uzaklaştırılır. Bağımlı kişilere tedavi sonrası destek olarak psikiyatri hekimleri ve psikologların yanı sıra, konuyla alâkalı özel rehabilitasyon merkezlerinin sistemli yaklaşımları temin edilir.

Çocukların korunmasına yönelik yapılanmalar
Çocuklarla ilgili bilmemiz gereken önemli hususlardan biri de, onların korunmasına yönelik, "müesseseler ve kanunlar"dır. Toplum sağlığı açısından, başta ebeveynler olmak üzere, toplumu oluşturan fertlerin bu kurumlar hakkında bilgi sahibi olması son derece önemlidir. Bir de medyanın aile yapısı ve çocuklar üzerindeki yayınları, gerek toplum tarafından ve gerekse bahsedilen kurumlarca, sıkı takip edilmeli ve muhtemel zararlar önlenmelidir. Bu konuda halk tarafından RTÜK uyarılmalı ve netice alınıncaya kadar denetim sürdürülmelidir. Unutulmaması gereken bir ayrıntı, devletimizin sıkı denetimleri yapacak tarzda kurumlarını oluşturmuş olmasıdır. Bu sebeple, öncelikle uyuşturucu maddelerin reklâmına yönelik faaliyetler (medya programları, tişört ve benzeri elbiseler ve reklâmlar) aşağıdaki müessese ve teşkilâtlara, hiç vakit geçirmeden bildirilmeli ve bunun bir vatandaşlık görevi olduğu unutulmamalıdır. Başvuracağımız kurumların başında; Cumhuriyet Savcılıkları, Polis Karakolları ve Radyo-Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) gelmektedir. Bunlara Valilik, Belediye, Sosyal Hizmetler, Çocuk Esirgeme Kurumu, Barolar ve Sivil Toplum Teşkilâtları da eklenebilir. Bu hususta bilinmesi gereken önemli bir mevzu da, çocuklara karşı işlenmiş her türlü suçun yetkili makamlara bildirilmesinin şart olduğudur; bildirilmemesi hâlinde suç işlenmiş sayılacağıdır.

Maraş otu (veya ağızotu)
Esrar ve eroine ulaşmada zorluk çeken uyuşturucu bağımlıları Maraş otu ile uyuşma yolunu dener. "Deli tütün" adı verilen bir bitkinin yaprakları toz hâline getirilerek, çeşitli karışımlarla farklı şekillerde kullanılır. Bilim adamları bu otun insan sağlığı açısından son derece zararlı olduğunu ifade etmelerine rağmen, sigara tiryakiliğinde olduğu gibi zararı göz ardı edilerek, ot bağımlılığı ortaya çıkmıştır. İhtiva ettiği maddeler yönüyle insan sağlığına ciddi zararları olan Maraş otunun sinir sistemi başta olmak üzere, solunum ve sindirim sistemleri üzerinde de menfi tesirleri olduğu bilim adamları tarafından açıklanmaktadır.

Uyuşturucuyu özendirici unsurlar ve istatistikî değerleri
Reklâmlar, müzik yayınları, diziler ve filmler, alkol ve uyuşturucu kullanımını özendiren unsurların başında gelmektedir. Bu durum kamuoyu tarafından bilinmesine rağmen, girişimler yetersiz kalmaktadır. Bazı kurumlar, olumsuzluğu engellemeye yönelik hamlelerde bulunmaktadır. Bilhassa RTÜK, kendisine yapılan şikâyetleri dikkate alarak bu tür yayın ve reklâmların önüne geçme girişimlerinde bulunmakta, özendirici müzik yayınlarının geç saatlerde yayımlanmasını sağlamaktadır.

İstatistikî değerlere gelince; maalesef paylaşacağımız neticeler üzücüdür. Yetkili makamlar tarafından, uçucu madde kullanım yaşı 11; uyuşturucu madde kullanım yaşı 16 olarak rapor edilmektedir. Bu, tedbirlerin bir ân önce alınması gerektiğini hatırlatan vahim bir tablodur.

Madde bağımlılığının yazılı basın yoluyla özendirildiği durumlar da söz konusudur. Özellikle fakir kız çocuklarının hayat hikâyesinin anlatıldığı kitaplarda, onların uyuşturucuyla tanışmaları ve sonrasında düştükleri kötü hâller özendirici bir üslûpla anlatılmaktadır. Sözkonusu yayınlarda bu durumdaki insanların reçetesiz alabilecekleri uyuşturucu hapların ayrıntılarından (isim, hazırlanma şekilleri ve vücuda alınma yolları ) bahsedilerek, bu maddelerden habersiz gençlerin şuuraltına bazı şeyler empoze edilmektedir.

Netice
Madde bağımlılığı ile mücadele konusunda, Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) rehber alınmalıdır. Kısa bir süre içinde içki musibetini sona erdiren O Zât'tan (sallallahü aleyhi ve sellem) insanlık adına alacağımız çok ders vardır. Günümüzde uyuşturucu batağına düşmüş insanlarda bariz bir şekilde "cehalet=bilgisizlik" görülmektedir. Hele istatistiklere bakıldığında, küçük yaşlara kadar inen bu tehlikenin vahameti karşısında ürpermemek mümkün değildir.

Kaynaklar
- Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele, TADOC, Art Ofset, Dördüncü Baskı, Ankara, Ocak 2006.
- Türkiye'nin Uyuşturucu İle Mücadelesi, T.C. Dışişleri Bakanlığı Resmî Web sayfası, http://www.mfa.gov.tr/turkiye_nin-uyusturucu-ile-mucadelesi.tr.mfa
- Bağımlılık Yapıcı Maddeler ve Bağımlılıkla Mücadelede 2007 Yılı Türkiye Raporu.
- Bağımlılık Yapıcı Maddeler ve Bağımlılıkla Mücadelede Ulusal Politika ve Strateji Belgesi, 2006.
- Türkiye Uluslararası Uyuşturucu ve Organize Suçlarla Mücadele Akademisi Resmi Web sayfası, http://www.tadoc.gov.tr
- Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (TUBİM) Resmi Web sayfası, http://www.tubim.gov.tr
- Bağımlılık Bilgi Merkezi Web sayfası, http://www.yeniden.org.tr/bilgimerkezi/maddeler/maddeler.asp
- Umud Madde Bağımlılığı ile Mücadele Derneği Web sayfası, http://www.umud.org/index.php/anasayfa.html
podcast itunes youtube rss twitter facebook