Asırlarca Önce Müjdelenen Şifalı Bitki: Çörek Otu



Tabii ilaç olarak asırlarca milletimizce bilinen ve kullanılan çörekotunun sayısız faydaları Avrupa’da yeni yeni keşfediliyor.Biz hem bu çalışmaları hem de bu konu ile ilgili olarak C.B.Ü. Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Sayın Doç. Dr.Cevdet Nergiz Bey ile yaptığımız röportajı sunuyoruz.

Sayın Hocam;

-Batıda ve özellikle Almanya’daki yeni araştırmalarda çörekotu hakkında enteresan özellik ve bulgulardan söz ediliyor. Acaba Türkiye’de bu konu hakkında çalışma yapılmış mıdır? Kısaca bilgi verebilir misiniz?

- Çörekotu ile ilgili çalışmalar çok fazla değildir. Bu konu ile ilgili olarak Mısır’da, Hindistan’da, Rusya’da ve Suudi Arabistan’da yapılan çalışmalar bulunmaktadır. Amerika’da ve İngiltere’de yayınlanan bazı dergilerde bu konu ile ilgili yayınlara rastladık, ancak çalışmaların yapıldığı yerler yukarıdaki saydığım ülkelerdir. Benim tesbit edebildiğim kadarıyla çalışmaların 1880 yıllarına kadar gerilere gittiğidir. Bu yıllarda Hindistan’da yetişen çörekotunun yağının çıkarılıp fiziki ve kimyevi özelliklerinin araştırıldığına dair kaynaklar vardır. Tarihten günümüze kadar çörekotunun üç farklı gaye için kullanıldığı ortaya çıkmaktadır:

a) Baharat olarak,

b) Değişik gıdalarda tat, koku ve çeşni maddesi (flavoring) olarak,

c)Tıbbi gayelerle tedavi edici olarak.

Bunlardan özellikle tıbbi gayelerle kullanımı çok ilgi çekicidir. Mesela Mısırlılar tarafından idrar söktürücü, gaz giderici, solucan düşürücü (antelmintik) ve sesi iyileştirici (diaphonetik) olarak kullanıldığı, yağının ise astım rahatsızlığında tedavi maksadıyla kullanıldığından bahsedilmektedir.

Türkiye’de ise, çörekotu ile ilgili olarak Türkiye’de Bitkiler ile Tedavi” isimli Prof. Turhan Baytopun kitabında, çörekotunun türlerinden, yetiştiği bölgelerden, tedavi alanından ve baharat olarak kullanıldığından bahsedilmektedir. Bunun dışında “Şifalı Bitkiler” isimli piyasada mevcut kitapların her birinde kısa bilgilere rastlanılmıştır. Ancak bu bilgiler ilmi olmaktan ziyade tevatür bilgilerdir.

- İslami kaynaklarda sağlam hadis olarak kabul edilen Efendimiz (sav)’in “Gerçekten şu çörekotu, ölümden başka birçok hastalık için şifadır” beyanı ışığında, bu bitkinin bileşiğinde acaba ne gibi değerli vitamin ve mineral maddelerini tespit ettiniz? Özellikle insan sağlığı ve beslenmesini etkileyen bileşenler hakkında kısaca bahseder misiniz?

- Bu konu ile ilgilenmemdeki esas amillerden birisi bu hadistir. İkinci olarak, Türkiye’de yetişmekte olan bu bitkinin kimyevi kompozisyonu ile ilgili detaylı bilgilerin bulunmamasıdır. Ancak branşım itibariyle tıbbi yönlerini ilmi olarak araştırmak mümkün olmadığından, kimyevi kompozisyonunu araştırmayı düşündüm. Araştırmamız gıda alanında dünyanın birinci sınıf dergilerinden biri olan, İngiltere’de yayımlanan “Food Chemfstry”de (yıl 1993, sayı 48) yayınlanmıştır.

Araştırma sonucunda çörekotunda yüksek oranda protein (%20), yağ (%30), karbonhidrat (%37) ve potasyum (1180 mg/l00gr) tespit edilmiştir. Yağında ise vücutta yapılamayan, mutlaka dışarıdan alınması gerekli olan Linoleik asidinin yüksek oranda (%61) ihtiva ettiğini bulduk. Ayrıca diğer yemeklik yağlarda bulunmayan bir yağ asidi olan ve prostaglandinlerin (özellikle kadınlarda ovülasyon, menustrasyon ve hamilelikte üreme sistemlerinde fonksiyonel olup, rahim kaslarının kasılmasını stimule ederler) üretiminde kullanılan Eicosadienoik asidin varlığı tespit edilmiştir (% 17). Yine E-vitamini aktivitesi ve antioksidan tesir gösteren tokoferollerin bulunduğu ve bunların toplam miktarının 340 mg/kg gibi önemli seviyede olduğu bulunmuştur.

Ayrıca suda çözünen vitaminler olarak bilinen B-grubu vitaminlerinden B1, B2, B6, niasin ve folik asidin bulunduğu, bunardan özellikle B1, B6 ve niasinin çok yüksek oranlarda olduğu tespit edilmiştir. Mineral maddelerden potasyumun yanında, önemli miktarlarda kalsiyum, sodyum ve demir elementlerini ihtiva etmektedir.

Çörekotunda şimdiye kadar hiçbir yerde araştırılmamış olan fenolik bileşikleri toplam polifenol olarak tayin ettik. Bu bileşikler yemeklik yağlardan sadece natürel zeytinyağında önemli miktarlarda bulunur. Çörekotunda bulunan miktarının zeytinyağındakinin 4-5 katı fazla olduğu tespit edilmiştir.Bu bileşiklerin değişik tiplerde olabileceği ve buna bağlı olarak farklı tesirlere sahip oldukları bildirilmektedir. Mesela kan serumundaki düşük yoğunluklu Lipoproteinlerin (LDL) oksidasyonunu önledikleri, tansiyon düşürücü (hypotensiv) etkilerinin olduğu, iyileştirici ve ateş düşürücü (anti-inflammatory) etki yaptıkları ve tabii antibiyotik etki gösterdikleri son yıllarda yapılan uluslararası yayınlarda bahsedilmektedir.

Vitaminlerin ise organizmada mutlaka bulunması gerekli maddeler olduğu, eksikliğinde değişik rahatsızlıkların ortaya çıktığı bilinmektedir. Vitaminler ve mineral maddeleri aynı zamanda metabolik faaliyetlerde bioregulatör görevi de yaparlar.

Literatür bilgilerine göre çörekotundaki proteinlerin 15 ayrı amino asitten meydana geldiği, bunların 9 tanesinin ise esansiyel olduğu (vücutta sentezlenemeyen) kaydedilmektedir.

-Literatür taraması esnasında çörekotu ile ilgili enteresan bir tespit dikkatinizi çekti mi?

- Yapılan çalışmaların daha ziyade çörekotunun kimyevi yapısı ile ilgili ve çok az sayıda olduğunu tespit ettik. Çörekotunun çok önemli tıbbi etkilerinden bahsedilmesine rağmen, detaylı ve ciddi olarak bunların araştırılmadığı, bu konudaki yayınlardan anlaşılmaktadır. Özellikle kimyevi yapısında bulunan bazı maddelerin fonksiyonel özellikleri göz önüne alınarak tıbbi etkileri yönünden ciddi araştırmalar planlanabilir, düşüncesindeyim.

-Bu konu hakkında değerli bilgiler sunarak bizleri aydınlattığınız için teşekkür ederim hocam. Çalışmalarınızın muvaffakiyetle devamını diliyoruz...

-Ben teşekkür ederim.

BÜYÜK BİR HAZİNE

Çörekotu ölüm dışında her hastalığa şifadır.”

Bu sözü yüzyıllar önce İs1am Peygamberi Hz. Muhammed (say) söylemiş. İfadenin özünde yatan mana ve bilimsel gerçek bizim aklımıza henüz düştü. Bilim adamlarımızın zihninde yeni yeni canlanan bu tarihi söz ile birlikte bugün Avrupa’da çörekotunun (Nigella sativa) sayısız faydaları da keşfedilmeye başlandı. Düğünçiçeğigiller familyasının Niggella cinsi olan çörekotu, Alman halkı arasında “yeşillik içindeki düğün çiçeği”olarak tanınır, ancak şifalı oluşundan pek çoğunun halen haberi yok gibidir.

Hz. Muhammed (sav)’den ‘bu yana Asya ülkeleri ve Uzak Doğuda “her derde deva” olarak kabul edilen bu nazenin bitkinin yağı da tohumu kadar şifa kaynağıdır. Özellikle sedef hastalığı, yüz felci ve iltihaplanmalarda etkilidir. Enteresandır ki, çörekotunda parazitler barınamamaktadır. Bu özelliğinden dolayı tütsüsü yapılarak haşaratın eve girmesi önlendiği bilinir.

Yaklaşık olarak 20-30 cm yüksekliğe erişebilen ,otsu,yaz aylarında (Haziran, Temmuz) mavi, yeşil renkli çiçekler açan, güzel kokulu bir bitkidir. Yol kenarları ve ekin tarlalarında çokça rastlamak mümkündür.

Elde ettiğimiz Doğu kaynaklarında çörekotunun, kısaca şu faydaları görülmektedir: Öncelikle acımsı maddesi ile iştah açıcıdır. Bununla beraber uyarıcı, süt artırıcı, idrar ve adet söktürücü yönü vardır. Alaca hastalığı, ateşli hastalıklar, mide rahatsızlıkları, nefes darlığı, baş-diş ağrıları, unutkanlık, bağırsak parazitleri, böbrek rahatsızlıkları, basur gibi hastalıkları tedavide etkilidir.

Yeni yeni araştırmalar ise çörekotunun antibakteriyel, parazit koyucu ve mantar önleyici özelliklerinin varlığını teyit ediyor.

ABD’nin Kuzey Carolina eyaletinin Cancer ImmunoBiology araştırma merkezi uzmanlarınca, Nigella sativa’nın bileşiğinde kemik iliği ve bağışıklık hücrelerini artırıcı bir maddenin varlığını tesbitle, kansere karşı da etkili olduğu anlaşılmıştır.

Araştırmacıların deyimiyle yüksekliğe erişebilen, otsu, yaz ürününü çoğalttığı, virüslere karşı hücreleri koruduğu, tümör hücrelerini parçalayıp, yok ettiği ve antikor üretim merkezi olan Blenfositlerinin (antikor yapıcı) miktarını artırdığı anlaşılmıştır. Çörekotundaki bu bileşim, kanseri önleme ve tedavide başrol oynamaktadır.

Çörekotu yağı içinde bulunan doymamış yağ asitleri sayesinde, bağışıklık sistemini düzenleyen önemli bazı maddeler sentezlenir. Dolayısıyla bu yağ ile polen alerjisi gibi birçok alerjik rahatsızlıklar, iltihaplanma, sinire bağlı deri hastalıkları ve astım tedavi edilebilmektedir. Ayrıca saç dökülmesine ve kepeğe karşı etkilidir. Çörekotunun bileşiminde kısaca tanen, saponinler, şekerler ve nigellin ile connigellin alkaloidleri bulunmaktadır.

Yüzyıllar önce Doğu’dan yükselen bu gibi manalı ve değer ifade eden sözlerin dikkate alınması, değerlendirilmesi dileğiyle diyorum.




comments powered by Disqus