Geri Bildirim
Pencereyi kapat
Podcast!
Podcast ile derginizi heryerden dinleyin. Tıklayın !




"İslâm insana onurunu veren tek sistemdir"

Ünlü düşünür Roger Garaudy, kapitalizmin insanı sermayeye, Marksizm’in ise devlete esir ettiği görüşünde.

"İslam, çağları arkasında sürükleyen bir dîndir. Diğer dinler ise çağların arkasında sürüklendi"


Yüzyıllarca tarih kitaplarında, sanat eserlerinde "Haçlı seferleri" zihniyeti temasını işleyen Batıda yeni birşeyler oluyor. Batının gözbebeği sanatçılar, düşünürler birer birer İslam’a kayıyor.

Büyük düşünür Roger Garaudy'nin açtığı yoldan denizlerin sevimli kaptanı Cousteau rotasını İslam’dan yana çevirdi. Bale dünyasının ünlü ismi Bejart da adımlarını İslam dünyasına doğru altı.

Bingazi'nin Karyünes Üniversitesi'nin konferans salonunda bir büyük düşünür, bir büyük bilim adamı ve bir büyük yazarın etrafında halka oluşturulmuştu. Bu büyük düşünür seçtiği dini anlatıyordu:

"Evet bugün ben Müslüman’ım. Niçin İslam’ı seçtiniz diyorsunuz. İslam’ı seçmekle çağı seçtim."

Roger Garaudy, ardı arkası kesilmeyen sorulara cevap yetiştirmeye çalışıyordu 8 Nisan 1983 günü.

Bir görev dolayısıyla bulunduğumuz Bingazi'de uluslararası bir konferansa 70 yaşındaki Roger Garaudy de davet edilmişti. O Graudy ki, yıllarca Fransa'da komünist sistemin ateşli savunucusu olmuştu. Üniversiteden siyaset kürsülerine kadar uzanan çizgide Fransızlara ve Batı dünyasına hep Marksizm’i anlatmış, insanların kurtuluşunu yalnız bu sistemde bulmuştu. Bir bakıma Roger Garaudy, çağımızda Fransız komünistlerinin en büyük "ruh mimarı" durumunda idi. Nerede komünistlerin düzenlediği bir panel var, miting, konferans ve seminer var, orada Garaudy vardı. Katolik ve Hıristiyanlığa karşı, düşüncesiyle, kalemiyle, hitabetiyle Garaudy büyük bir savaş veriyordu, bu kürsülerde.

Ama bir gün. Batının sanat, edebiyat ve siyaset çevrelerinde bir bomba patlamıştı: "Roger Garaudy İslam’ı seçti." Haber ajanslarının telekslerinde dünyaya ulaşan bu haberle, Kremlin deprem olmuş gibi sarsılmıştı. Çünkü Kremlin Fransa'daki komünistlerin en büyük akıl hocasını yitirmişti artık. Ülkemizde de Garaudy, yakından tanınan bir bilim adamı idi. Özellikle son yıllarda Marksizm’i onun kaleminden öğrenmişti çoğumuz.


İslam ve öteki dinler
Bu büyük düşünür ile bundan iki ay önce bahsettiğimiz konferansta karşılaşmıştık. O gün etrafını saranların arasında kendisine ancak bir iki soru sorabilmiştik.

"Sayın düşünür, İslamiyet’le, öteki dinler arasındaki fark nedir?" demiştik. Patlayan flaşların, TV kameralarının önünde mermer sütunlara sırtını dayayan Garaudy sorumuza şu karşılığı vermişti:

"Bak yavrum. Fark nedir? Fark şudur. Bana göre İslam, çağları arkasında sürükleyen bir dindir. Diğer dinler ise çağların arkasında sürüklendi. Yani İslam dışındaki tüm dinler zamana uyduruldu. Reforma tabi tutuldu. Mukaddes kitaplar her zamana göre tahrif edildi. Kur'an ise indirildiği günden beri hep zamana hükmetti. O zamanı değil, zaman onu izledi. Zaman yaşlandıkça o gençleşti. İşte aradaki fark budur. Bu çağlarüstü bir olaydır. Bugüne kadar bunca savaşların bıraktığı korkunç sosyal, siyasal ve ekonomik sarsıntılardan daha büyük bir olaydır bu. İslam, materyalizme de, pozitivistlerin görüşüne de, ekzistansiyalistlere de hakimdir. Ama, bunlardan hiçbiri İslam’a hâkim değildir."

"Sayın düşünür, size göre İslam nedir?"

"Bana göre İslam şudur. Zaten İslam’ın büyük peygamberi, "Yarın ölecekmiş gibi ahirete, hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya çalışın" derken, herseyi anlatmıştır. İslam, anlaşılıyor ki, hem maddeye, hem de manaya hükmetmiştir. Öyle ise bunların ikisi birbirinden koparılamaz. Nasıl koparılamaz: "İlim Çin'de de olsa gidip bulunuz, inanmışın kaybolmuş malıdır ilim ve hikmet", "Ara ve bul" diyor İslam. İlmin, çalışmanın burada sınırı yoktur, İslam, dünyayı sarsan bu iki olaya sınır koymadığına göre, dünyayı sarsmıştır: Nasıl sarsmıştır. Getirdiği sistemle.

İnsanı, yaratılışların en olgunu ve en şereflisi olarak kabul ederken, O'nun sömürülemeyeceğini anlatmıştır. İsraf, gösteriş ve lüksü tümüyle yasaklayan, kazancı alın terindeki damlacıklarda arayan, biriken sermayeyi fakire ölçülü ve ahlak kuralları içinde aktaran, faizi tembelliğe ittiği için yasaklayan ve gayrimeşru serveti bu kuralla imha eden bir sistemler manzumesidir İslam. Halîfe ile kölenin eşit hakka sahip olmasını mecbur kılmıştır. Deve olayı vardır ki, bu kralların kılıçlarından daha keskin bir olaydır. Hz. Ömer ile kölesi bir şehirden bir şehre giderken deveye sıra ile binerler, zaman zaman devenin yularını halife çeker, zaman zaman da köle. İşte adalet ve hukukta aklın devrimidir bu."


"Sayın düşünür. Bir sorum daha var. Marksizm, kapitalizm ve İslam. Bu sistemlerin arasındaki fark nedir?"

"Biri insanı devlete karşı esir eder. Diğeri sermayeye karşı. Yani Marksizm ile kapitalizm ikisi, de insanı sömüren sistemlerdir demek istiyorum. Ama İslam bunlara karşı, insana prestijini iade eden bir sistemdir."
5 Haziran 1983 Güneş

* * *

"Garaudy'nin İslâmı seçişi önemli bir olaydır"

İzmir, (Tercüman)- Fransa'nın Sorbonne Üniversitesi Başkan Yardımcısı ve İslâm Medeniyeti Tarihi Öğretim üyesi Profesör Doktor Janine Sourdel, "Osmanlı döneminde Türklerin, Akdeniz İslâm dünyasında kurdukları devlet teşkilâtının ve birleştirici rollerinin büyüklüğünün bilincindeyim" dedi.

İzmir'de düzenlenen Selçuklu Haftası dolayısıyla yurdumuza gelen Profesör Doktor Sourdel, sorularımızı cevaplandırırken, Fransız fikir ve felsefe adamı Roger Garaudy'nin geçenlerde İslâmiyet’i kabul edişiyle ilgili olarak şöyle konuştu:

"Olayın önemli yanı, Garaudy'nin Marksist inancı bırakıp İslâmiyet’e bağlanmasıdır. Bu, onun iç problemlerinin bir sonucu, bir çözümü olarak görülebilir.

"Klasik Dönem İslâm Medeniyeti" adlı önemli bir eserin sahibi olan Profesör Doktor Janine Sourdel, Türkiye'ye ve Türklere özel bir yakınlık duyduğunu belirttikten sonra, sözkonusu kitabı eşiyle birlikte kaleme aldıklarını anlattı.

Madem Sourdel şöyle devam etti: "Eşimle birlikte uzun çalışmalar sonunda yazdığımız bu kitapta,

İslâm medeniyetinin 12'inci yüzyıldan önceki durumunu değerlendirdiğimiz için, Türklerin İslâm medeniyetinin gelişmesinde oynadıkları rolü yeterince vurgulayamadık. Bunu başka bir eserde ele almak mümkün olabilir. Ancak ben, sanat tarihi ve arkeoloji alanında uzmanlaşmış bir kişi olarak Türklerin bu alandaki önemli yerlerini ısrarla belirtmek isterim. Bir örnek vermek için söyleyeyim: Sorbonne'da verdiğim derslerde, çoğu defa İran ve Anadolu'da Selçuklu sanatını veya şayan-ı dikkat sanat eserlerini takdirle, hayranlıkla karşıladığım Osmanlı sanat ve medeniyetini konu alırım, işlerim."
20 Nisan 1983 Tercüman

* * *

ROGER GARAUDY
Fransızlar, pek çok kitabı Türkçe'ye çevirmiş, nesilleri etkilemiş, ünlü yazar Roger Garaudy'nin Müslüman olmasına hâlâ akıl erdiremiyorlar.
Uzun bir Katolik dindarlığı döneminden sonra, hayatı boyunca pek çok entellektüel serüven yaşayan, komünist, Katolik devirlerinden sonra ünlü dansöz Ludmilla Cerina'ya gönlünü kaptırıp, dans üzerine kitaplar da yazan, Kafka'yı, Freud'u inceleyen Roger Garaudy, İslâm dinini seçtikten sonra Müslüman ülkeleri geziyor, konferanslar veriyor, İslâmlık üzerine kitaplar yazıyor ve hacca gitmeye hazırlanıyor.

* * *


podcast itunes youtube rss twitter facebook