• Bir zamanlar sayısı 200’e kadar çıkarılan ‘körelmiş organ’ yakıştırmasının
asılsız olduğuna dâir delillerden birisi de, ayağımızın beşinci parmağıdır.
• Evrimcilerin iddialarına en güzel cevabı, anatomi ve ortopedi ilminin
son gelişmelerinden elde ediyoruz.
• Akılsız ve şuursuz evrim mekanizmaları, işe yarayan bir organı köreltebilir mi?



Körelme; bir uzvun anatomik, fizyolojik ve biyomekanik hususiyetlerinde geriye gitmek şeklinde tarif edilir. “Az fonksiyon gören organ körelip yok olurken, çok fonksiyon gören organ gelişerek nesilden nesile aktarılır.” düşüncesi, felsefî bir iddiadır.

Klâsik evrim teorisinin hakikatten uzak, zorlama yorum ve hükümlerinden biri, insan ayağındaki beşinci parmakla alâkalıdır: “Ağaç dallarını kavramak için ayak parmaklarını kullandıklarından, maymunların bütün ayak parmakları çok iyi gelişmiştir. İki ayak üzerinde dik durma fonksiyonları gelişmiş insanda ise, diğer parmaklara kıyasen başparmaklara daha çok ihtiyaç duyulmuştur. Ayağın beşinci parmağı insanda zamanla ihtiyaç duyulmayan bir yapıya dönüştüğü için, pek fazla kullanılmamıştır. Neticede giderek körelen (rudimenter) beşinci parmak, küçük kalmıştır.” Bu faraziyelerden yola çıkılarak birçok safsatanın ortaya atılabileceğinin dikkate alınması ve felsefî görüşlerin ilmin ışığında test edilmesi gerekir. Görüntüden hareketle, ayak parmaklarının anatomisine, fizyolojisine ve biyomekaniğine inmeden, hipotezlerden genel hükümler çıkarmak hakperest bir davranış değildir.

Yukarıdaki hükmün, ne ölçüde hakikatle bağdaşıp bağdaşmadığını anlamak için, insan ayağının beşinci parmağını anatomik, fizyolojik ve biyomekanik prensipler açısından incelemek gerekir. Bir ayak anatomik açıdan incelendiğinde, ilk bakışta birbirinden farklı şekilde yaratılmış kemik, kas, kiriş ve sinirlerin varlığı dikkati çeker.

Kemikler: Ayakta 2,3,4 ve 5. parmağın üçer kemiği (phalanx) vardır. Çeşitli iskeletler üzerinde ayak parmaklarının ortalama kemik boyları ölçüldüğünde, birinci parmağın boyu 2,8 cm; ikinci ve üçüncü parmağın boyu 2,3 cm; dördüncü ve beşinci parmakların boyu ise 2,1 cm olarak tespit edilmiştir. Tarak kemiklerinin (metatarsal) boyları ise, birinci tarak kemiği 6,6 cm; ikinci tarak kemiği 8,3 cm; üçüncü tarak kemiği 7,1 cm; dördüncü ve beşinci tarak kemiklerinin de 7 cm oldukları görülmüştür (Şekil 1). Parmak kemikleri ile tarak kemiklerinin toplam uzunlukları, Tablo 1’de verilmiştir.

Tablo 1’de görüldüğü gibi, birinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci parmak ve tarak kemiklerinin toplam uzunlukları yaklaşık birbirine eşittir. Beşinci parmakta küçülme yoktur. İlk bakışta aldatıcı bir küçülme var gibi görülebilir. Bu aldatıcı görünüm tarak kemikleri arkasındaki ön tarsal kemiklerin (cuboideum ve cuneiformların) diziliş hususiyetinden kaynaklanmaktadır. Tarak kemiklerini arka yüzlerinden aynı hizaya getirdiğimiz zaman ikinci parmak haricinde, diğer parmaklar yaklaşık aynı boyda olacaktır. Anatomik açıdan hâdiseye bakıldığında, beşinci parmakta dış görünüşe göre hüküm verildiğinden, bir küçülmeden bahsedilmiş; ama hakikatte öyle bir küçülme yoktur.

Tablo 1’i görmek için tıklayınız.

Ayak kasları: Ayağın beşinci parmağına on adet kas yapıştırılmıştır. Bu kasların, statik hususiyetlerinden ziyade fonksiyonel özellikleri önemlidir. Yürüyüş sırasında ve ayakta dururken, zeminin özelliğine göre bu kaslar değişik şekillerde ve sırada kullanılır. Yürürken ayağımızı kaldırdığımız anda, beşinci parmağı yukarı kaldıran iki adet kas kasılarak parmaklar yukarı kaldırılır (m.extansor digitorum longus, m. peroneus brevis’in kirişi). Bu kaslardan birine, hem parmak aralarını açıp-kapatmada, hem de ayak tabanının dışa çevrilmesinde yardımcı rol verilir. Ayağımızı ve parmaklarımızı yere bastığımızda ise, belirli kaslara topuğu kaldırma vazifesi gördürülür ve sonra bütün parmaklar yukarı kaldırılır (hiperextansion). Vücudumuzu ileri itmede, parmaklarımızı zemine doğru ters yönde bükme hareketi yaparız (flexion). İkinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci parmakların bükme işlemini gerçekleştirmesinde, iki kas (m. flexor digitorum longus ve brevis) vazifelendirilmiştir. Bükme hâdisesinde çok büyük bir kuvvete ihtiyaç duyulduğundan, bu kuvvetin parmağa ve kirişlere zarar vermeden aktarılması için m. longus ve brevis bloke edilir. Bu engelleme, ikinci bir destek noktası oluşturduğundan, eklem ve kemiklere zarar vermeden parmakların bükülmesi sağlanır. Bu iki kas dışında, beşinci parmağa bükme hareketinin yaptırılmasında vazifeli beş kas daha vardır (m. abduktor digiti minimus, m. abduktor digiti minimi brevis, m. opponeus digiti minimi, m. interossea dorsalis, m. interossea plantaris). Bu kaslarla; parmakların arasını açıp kapama; birinci parmağı, beşinci parmağa yaklaştırma vazifeleri yerine getirilir.

Ayağın beşinci parmağında vazifelendirilen bir başka kas, sadece 2,3,4 ve 5. parmağa yapışan m. lumbricalistir. Bu kas, ayak parmakları yere temas hâlinde ve topuk havada iken, parmaklar itme ve bükme (flexionda) hareketi yaparken, dört ve beşinci parmağı yukarı kaldırarak (extansion yaptırarak) yürürken ve koşarken ayağın takılıp düşmesine mâni olmakla vazifelendirilmiştir.

Şekil 1’i görmek için tıklayınız.

Beşinci parmak kemiğinin muhtelif yerlerine ölçülü ve dengeli olarak yapıştırılan 10 kasın
vazifesi sadece hareketi sağlamak değildir. Ayakta dururken statik denge vazifesini yerine getirmek de bunlara verilmiştir. Ayağın dış yanına yerleştirilen üç kasa (abduktor digiti minimi, abduktor digiti minimi brevis, m. lumbricalis) uzunlamasına statik yastık vazifesi verilmiştir. Bu kaslar, topuk kemiğinden (calcaneus) beşinci parmağın üst kemiğine kadar uzanır. Ayak yere tam bastığı zaman, vücut ağırlığının üç katı kadar bir ağırlığı kaldırabilir. Bu kasların fonksiyonları dikkate alındığında, beşinci parmağın körelmiş bir yapı olduğu iddiasının geçerli ve doğru olmadığı görülmektedir. Ayrıca aşağıdaki tespitler de bu hususu teyit etmektedir:
- Beşinci parmağa on tane kas, bir tane aponevroz (taban destek zarı) yapışırken; 2, 3 ve 4. parmağa yedi kas ve bir aponevroz; birinci parmağa ise, altı kas ve bir aponevroz yapıştırılmıştır. Diğer dört parmağa daha az sayıda kas yapıştırılmışken, körelerek geriye giden beşinci parmağa neden on kas ve bir aponevroz yapıştırılmış olsun ki?!..

Şekil 2’yi görmek için tıklayınız.

- Beşinci parmağın evrim süreci içinde yok olmaya doğru giden bir organ olduğu iddia ediliyorsa, yürürken ve koşarken düşmemizi önleyen m. lumbricalis kasının nereye yapışacağı sorusu cevapsız kalmaktadır (Şekil 2-A).

- Ayak birinci parmağı ile beşinci parmağını ortadaki parmaklardan uzaklaştırıp yaklaştırma hareketini seyrek yapmamıza rağmen, niçin bu kemiklere bağlanan kaslar körleşip kaybolmamış veya incelme ve zayıflamaya (atrofi) uğramamıştır?!..

Beşinci parmak ortadan kalktığında, topuk kemiğinden başlayıp beşinci parmağın üst kemiğine kadar uzanan m. abduktor digiti minimi ve m. abduktor digiti minimi brevis kasları (Şekil 2-B) nereye yapıştırılacaktır?! Kasın zayıflamaması için yapışma yerinin hareketli bir eklemi geçmesi lâzımdır. Hareket için tek yapışacağı yer, parmak kemikleridir. Tarak kemiklerine yapışsa hareketsizlikten incelme ve zayıflama olacak ve kas vazifesini tam yapamayacak, ayakta ağrılar başlayacaktır. Kasların kalın ve güçlü kalarak yastık vazifesi görmesi, devamlı çalışmalarına bağlıdır. Beşinci parmak kemiği yok edildiğinde ise;

1. Kas kirişlerinin (m. flexor digitorumlongus ve brevis) en yakın olan dördüncü parmak üst kemiğine yetişmesi için en az 1,5 cm uzaması lâzımdır. Uzatma işlemi nasıl gerçekleştirilecektir?

2. Topuktan ve bacaktan gelen diğer sekiz kas ve bir elâstik zar nereye yapıştırılacaktır?

3. Beşinci parmağın kaybıyla oluşan estetik bozukluk nasıl telâfi edilecektir? Bu kasların malzeme, yapı ve fonksiyonları, tesadüflerle, tabiatla, kendiliğinden meydana gelme gibi kör, akılsız ve iradesiz unsurlarla mı inceden inceye plânlanıp ortaya çıkarılacaktır?

4. Beşinci parmağın üstlendiği fonksiyonları kaybeden insan, yürümede ve koşmada daha mı iyiye gidecektir?! Koşarken, yürürken sürekli düşmeyecek midir? Merdiven-inip çıkarken müthiş bir uyum içinde çalıştırılan on kasın vazifesi hangi kaslara yaptırılacaktır?

Şekil 3’ü görmek için tıklayınız.

Aponevrozis Plantaris: Betonarme bir binada tavan dağılıp çökmesin diye, beton ve tuğlaları bir arada tutmak için aralarına demir yerleştirilir. Ayak tabanındaki aponevroz (elâstik zar) topuktan başlayıp 1,2,3,4 ve 5. parmakların uçlarına kadar uzatılmıştır. Yağ, kas ve diğer zarların içine kadar girerek ayak tabanına destek ve koruma vazifeleri yaptırılmaktadır. Böylece ayak tabanındaki dokular yerinde tutulur, âhenkli bir şekilde çalıştırılır ve iskelet için önemli destek vazifesi görür (Şekil 3).

Sinirler: Beşinci parmağa yapıştırılmış on kasın çalışabilmesi için, sebep olarak altı ayrı sinir yoluyla beyinden gönderilen emirler gerekir (n. plantaris, n. plantaris medialis, n. plantaris lateralis, n. peroneus procindus, superficilas, n. tibialis). Ancak altı ayrı sinirle fonksiyonel hâle gelebilen bir parmak, bu sinirlerin hangi kaslara iletileceğini nasıl öğrenmiştir?

Ayaktaki damarlar, Şekil 3’te görüldüğü gibi dağıtılmıştır. Parmak uçlarında yer alan yastıkçık şeklindeki dolgunluklar pulpa olarak isimlendirilir. Beşinci parmağın yok olduğunu farzetsek bile, ayağın en ucunda mutlaka yağ dokusu ve cildin olması lâzımdır. Çünkü beşinci tarak kemiği ucunda, yağ ve deri dokusu (pulpa) olması lâzımdır ki, sinirler ağ şeklinde her noktaya dağılabilsin. Parmaklara ulaşan sinirler bu şekilde dağılmazsa, parmaklarda hissizlik ve yaralar meydana gelir. Ağ şeklinde dağılmayan sinirler, ufak travmalarda sinir düğümlerine (neurinoma) dönüşebilir. Kangrenden dolayı parmaklar kesilmek mecburiyetinde kalınırsa, sinir uzayıp düğümlenme olmasın diye, sinirler biraz daha geriden kesilir. Eğer düğümlenme olursa, kesilen yerde şiddetli ağrılar ve cereyan çarpıyor gibi rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Bu tip muhtemel komplikasyonları önlemek için, sinirler geriden kesilir.

Şekil 4’ü görmek için tıklayınız.

Kesim bölgesine parmak ucu gibi yumruluk (pulpa) yapılırsa, his kaybı oluşmaz, hasta bu bölgedeki soğuk, sıcak ve acı gibi duyuları hissedebilir. Pulpa olmazsa beşinci tarak kemiği hizasından taşan fazlalıklar, ayakkabı vurmasıyla nasır ve yaralara sebep olur.

Biyomekanik açıdan ayaktaki ağırlık merkezleri
İnsan ayakta durduğu zaman vücut ağırlığı (yükü) çeşitli noktalara dağıtılır. Bu yük, birinci derecede topuk kemiğine ve ayağın birinci tarak kemiğinin başına, ikinci derecede beşinci tarak kemiğinin başına, üçüncü derecede ise 2, 3 ve 4. tarak kemiklerinin başlarına biner (Şekil 4).

Ayağın altına zeminle teması sağlamak üzere üç ana nokta yerleştirilmiştir. Dört ayaklı hemen her sehpa, masa ve sandalyenin (dört noktadan çok sayıda düzlemler geçmesi itibarıyla) zemine tam oturmadığını ve sallandığını, buna karşılık sacayağı teşkil eden üç ayaklı eşyaların zemine tam temas ettiği için sallanmadığını düşünecek olursak, ayakların rahmet, hikmet ve sanatlı yaratılışını daha iyi idrak ederiz. Birinci parmağın iki kalın kemiği, ayağın temas ettiği yeri itmek için kullanılır. Beşinci parmağın kemiklerinin kısa olması, metatarsal kemiklerin (tarak) özelliğinden kaynaklanır ve vücudu ileri itmek için bu şarttır. Diğer nokta olarak topuk kemiği çok hassas ölçülü bir şekilde dengelenmiştir. Parmakları bükmede vazifeli iki kas V şeklini alır. Bunlar geriye yapışan brevis kası ile V’nin ortasından parmağın en ucuna yapışan longus kasıdır ve longus kası parmağa dik bir çizgi şeklinde yerleştirilmiştir. Hayali olarak beşinci parmağın uzadığını kabul edersek, uzun parmakta itme gücü daha zayıf olacaktır. Beşinci parmağa bükme yaptırmada vazifeli kas kuvvetli kasılırsa, mesafe uzadığı için itme kuvveti de azalacak veya kuvvete dayanamayan kasın tendonu (kiriş) yerinden kopacaktır. Beşinci parmağı görünüşte kısa olmasının hikmeti; parmaklar, vücudu ileri iterken yürümenin periyodik devamını bir çemberin dönüşü kolaylığında yakalamak, hem takılıp düşmeden, hem de dokulara zarar vermeden yürümeye vesile olmaktır. (Şekil 5)

Şekil 5’i görmek için tıklayınız.

Üzerine ikinci derecede yük binen, vücut ağırlığını itme kuvvetiyle ileriye hareket ettirmede ve takılıp düşmeyi önlemede vazife yapan beşinci parmak neden körelsin?! Evrimin mantığına göre üçüncü derecede yük binen 2, 3 ve 4. parmak kemiklerinin körelmesi gerekmez miydi?!..

Özetlersek, ayağın beşinci parmağının donanım (arter, sinir, vena, tendon, kemik vb.) bakımından diğer parmaklardan hiçbir farkı yoktur. Ayrıca tendonların kemiğe yapışma yerleri, diğer parmakların yapışma yerleriyle tam tamına aynı şekildedir. Bütün bunlar, beşinci parmağın külli bir İlim ve İrade Sahibi’nin takdiriyle yaratıldığını açıkça göstermez mi?!.



comments powered by Disqus