Geri Bildirim
Pencereyi kapat
Podcast!
Podcast ile derginizi heryerden dinleyin. Tıklayın !
Beyinden Bir Pencere
Çiğdem Çakır  

İnsan vücudunun en sırlı ve harika organının beyin olduğunda bütün tıp otoriteleri ittifak etmişlerdir. Nitekim tıp talebelerinin en çok korktukları ve anlamakta sıkıntı çektikleri konuların başında ‘neuroloji’ sahasının anatomik ve fizyolojik mekanizmaları gelmektedir.

Beynin sağ ve sol yarımkürelerinin birbirinden farklı fonksiyonları yerine getirdiklerinden dolayı ayrı ayrı uzmanlık sahalarının teşekkül ettiği iyi bilinir. Fizyoloji kitaplarındaki beynin çeşitli bölgelerinin işaretlendiği şekillerde hangi kısmın ne işe yaradığı, ya farklı renklerde boyanarak veya çalışmasını kontrol ettiği organın resmi o bölgeye çizilerek gösterilmiştir. Beynin sağ tarafı çevreyi görme, etrafa dikkat etme gibi çok geniş ve kompleks fonksiyonlar yanında, vücudun sol yarısına da kumanda eder. Mesela atılan bir topu tutma, kalem veya başka bir alet kullanma veya yürürken koltuk ve masaya çarpmama gibi işler beynin sağ yarısı ile kontrol edilir. Beynimizin sol tarafı ise tam aksine vücudumuzun sağ tarafını kontrol eder. Fakat beynimizin sağ tarafından farklı olarak ayrıca dilimize ve dudaklarımıza uzanan sinir hücreleri yoluyla konuşmamızı, yani en önemli bir insani vasfımızı da kontrol eder. Dil ve dudak hareketleri denilince aklımıza hemen konuşma gelirse de yeme-içme, çeşitli yüz ifadeleri ve mimikler gibi davranışlar da dil ve dudaklara bağlı olduğundan, beynin sol yarısı bu işlere de kumanda eder.

Bazı doktorların son çalışmalarına göre lisan öğrenme, söz dizi mi, gramer ve kelime gibi mücerret kavramlar da beynin bu yarısından, yani sol tarafından konuşma merkeziyle birlikte kontrol edilmektedir.

Sağır ve dilsizler konuşamadıkları için Allah’ın verdiği ayrı bir kabiliyet olan işaret dilini kullanırlar. İşaret dilinde beynin hangi yarısının kullanıldığı bugüne kadar tam olarak bilinemiyordu. Acaba dil ve dudaklara dayalı sesli lisan gibi beynin sol yarısı mı, yoksa görüntü ağırlıklı işaretlere dayalı merkez olan sağ yarısı mı kullanılıyordu? Bu soruyu aydınlatıcı bir çalışma, beyin cerrahlarının yaptığı bir ameliyat neticesinde kısmen ortaya konulmuştur.

Neurolojik bir hastalığın zaman zaman artan nöbetleri yüzünden çok acı çeken bir kadına ‘lobektomi ameliyatı’ yapılması mecburiyetinde kalınmıştı. Bu tip ameliyatlarda acı çekilmemesi için beynin bir tarafındaki lobun kesilmesi gerekmektedir. Beyin cerrahları da ekseriyetle
lobektomiyi beynin sağ tarafına tatbik etmeyi tercih ederler, zira sol tarafa yapılacak küçük bir müdahale ile bile hastanın konuşma kabiliyeti bozulabilir veya tamamen iptal olabilir. Fakat bu hastanın durumunda tam aksine, kadının konuşma diline çok fazla ihtiyacı olmayıp sağır dilsizler okulunda çalıştığı için işaret diline ihtiyacı vardı. Geçimini sağlayabilmesi için, kendisi sağır-dilsiz olmamakla beraber, Amerikan sağırlar okulunun işaret dilini çok iyi ve akıcı bir şekilde kullanabilen kadının mesleğini sürdürmesi ve sağırlar okulundaki işaretle anlaşma diline ait kabiliyetini koruması gerekiyordu.

Bunun için doktorlar ameliyattan önce hastanın geçici olarak beyninin sol yanını pasifize eden bir ilaç enjekte ederek bunun hem konuşma, hem de işaret dilini kullanma kabiliyetinin ikisine birden tesir ettiğini gördüler. Doktorlar bu durumu hem hayret hem de sevinçle karşıladılar, zira sağ beyinde lobektomi yapacaklardı ve muhtemelen kadının her ki konuşma kabiliyeti de kaybolmayacaktı..

Nitekim sağ beyine lobektomi yapıldı. Hakikaten ameliyat çok başarılı oldu. Kadında hem hastalık nöbetleri kaybolmuş, hem konuşması hem de işaret dili bozulmamış durumdaydı. Beynin sağ tarafında yapılan bu operasyon, bazı vücut hareketlerinin kontrolünde bazı aksaklıklar çıkardıysa da her ki konuşma merkezinin de sağlam kalması kadının sağır dilsizler okulundaki mesleğini sürdürmesine ve hem de konuşmasına imkân veriyordu.

Deneylerini ilerleten doktorlar, konuşma dilinde olduğu gibi işaret dilinde de gramer kaideleri ve söz dizilimleri olduğunu, aynı mantık içinde kullanıldığını gördüler. İşaret dilinin gramer fonksiyonları veya kelimelerin takılarındaki değişmeler, üç boyutlu bir mekândaki parmak hareketlerinin ustaca manevralarıyla sesli lisandaki aynı anlayışla kullanılarak ortaya çıkar. Beyin cerrahlarının bu son çalışmaları üzerine tahmin edilen diğer bir netice ise, işaret dilini ilk öğrenirken beynin sağ tarafının lüzumlu olabileceği, fakat bir kere öğrenildikten sonra artık beynin sol tarafıyla kontrol edildiğiydi.

Beynin sağ ve sol yarımları arasındaki bu girift bilmeceler belki bu tip ameliyatlar arttıkça biraz daha aydınlanabilecek, ama bu kadar mükemmel programlanmış bir organımızdaki milyarlarca sinir hücresi arasındaki hiyerarşik tertip, yardımlaşma, çeşitli merkezler arasındaki organizasyon ve birbirini kontrol etme, bir bölgedeki arızanın en az zararla atlatılması için diğer merkezlerden buraya yardımcı iletim kanalları kurulması, hafıza ile his merkezleri arasındaki insanın ihtiyacı kadar ayarlanmış unutma ve hatırlama fonksiyonları gibi henüz sırrına vakıf olamadığımız akılları durduracak bir çok kompleks beyin faaliyetinin tam olarak çözülerek ruhi melekelerle münasebetinin anlaşılması için herhalde daha çok uzun müddet bekleme mecburiyetindeyiz.

podcast itunes youtube rss twitter facebook