Geri Bildirim
Pencereyi kapat
Podcast!
Podcast ile derginizi heryerden dinleyin. Tıklayın !
Bir Tür Olarak Deneme
V. Ergin BAŞ  

Denemenin kökeni Montaigne'e atfedilir, doğrudur, bu anlamda ve bu isimde ilk çalışma Montaigne'nin Denemeler'idir. Dönem onaltıncı yüzyılın ikinci yarısı, yer Fransa'dır. Mutlakiyetin kesin hükümranlığı vardır. Montaigne o dönemde yapılması en güç işlerden birini yapmıştır: özgürce düşünmek... Daha da ileri gider Montaigne ve kendinden söz eder cesurca, evet, büsbütün zordur kendinden söz etmek bu dönemde; bunu başarabildiği için bu bilge adam; ardından gelenler için deneme bir yazı türü olabilmiştir. Denemeyi anlamak için ilk çıkış noktası bu; kendinden söz etmek. Kendinden söz etmek ne kadar başkalarını alâkadar eder, bu da denemenin düğüm noktası, yalnızca kendinden söz etmeyeceksin; kendinden söz ederken başkalarını anlatıyor olacaksın, kısacası denemede herkes kendini bulacak. Montaigne'in denemeleri için Beranger: "Amma da fikir çalmış benden!" derken, anlatmak istediği de bundan başkası değildi herhalde. Kendinden söz etmekten ne anlamalıyız, hiç kimse kendinden söz eden birini sevmediğine göre? Yazar öyle sarıp sarmalamalı ki okuyucuyu, öylesine ustaca kullanmalı ki dili, okur için yazarın kendinden söz edişi ufuk açıcı bir şey olsun. Kendinden söz etmek; enine boyuna kendini övmek değildir elbet; kendi üstüne düşünmeyi kastediyorum. İnsanı kendi üstüne düşündürtmelidir deneme. Bir kişi yazar olacaksa, işe denemeden başlamayı yeğler. Doğrusunu isterseniz önce şiire bir el atmıştır bu müstakbel denemeci. Her şair adayı aynı zamanda bir denemeci adayıdır; şiir herkese kapılarını açmaz büsbütün, çünkü şiir biraz da ilham eseridir. Deneme böyle midir oysa? Oturup iki mısra karaladıktan sonra şair olamadığını keşfeden yazar, hemen kendini düz yazıya vurur. Bilin bakalım işe nereden başlar? Denemeden elbette... Çünkü kendini anlatmaktan başka bir derdi yoktur, onun. Şiirde de bunu yapmak istemiştir; ama zor bir iştir şiir yazmak, hemencecik kendini denemenin ufuklarına salıverir. Öyle ya artık onu zincirleyen hiçbir şey yoktur, hürdür, bağımlı değildir ve kendinden söz etmek istiyordur, denemeci olur çıkar bir günde! Peki deneme yazmak göründüğü kadar kolay mıdır? Hiç de kolay değildir açıkçası. Dil ustası olmadan iyi bir deneme yazılamaz. Kendini ifade etmek zor iştir. Şöyle bir göz atın denemecilere bakalım nelerle karşılaşacaksınız? Tanpınar mı; dilde eşsiz bir isim, Haşim mi; şiirinden daha güçlüdür denemesinin sesi, Ataç mı; bir deneme ustası (diline rağmen), Ahmet Altan mı; kendini ifadede yetkin bir isim, Ahmet Turan Alkan mı; şiirde bulamadığının acısını denemeden çıkaran bir söz üstadı ve Ali Çolak dupduru bir dilin temsilcisi. Aklınıza gelen bütün usta denemeciler aynı zamanda birer dil virtüözüdürler. Öte yandan, hadi apaçık soralım, denemeyi cazip kılan ne öyleyse? Birincisi, sistematik bir yapıya sahip olmayışı, bir yere bağlı olmama avantajı, zorunlulukları olmaması yani. Hilmi Yavuz bu yüzden deneme yazar, Cemil Meriç de öyle. İkincisi, herkese aynı imkânı sunar deneme, şiir gibi yalnız ilham edilmiş ruhlara hitap etmez, roman gibi kavranması ve daha doğrusu sabretmesi zor bir tür değildir. Kapısı herkese açıktır. Bu yüzden de çok taliplisi vardır. Üçüncüsü, bir insandan yola çıkarak bütün insanlığa dair sözler bulur çıkarır, sadece kendimiz olmadığımızı vurgular. Oscar Wilde'in öykülerini okunur kılan o evrensel insan portresi; denemeyi de okunur kılar, bu yüzden de bir hayli caziptir yazarı için. Dördüncüsü, otoritesi yoktur denemenin, herkes düşüncesinin yazarıdır, kimsenin değil. Beşincisi, belki de en can alıcısı, içtenlik dolu bir türdür deneme. Samimiyetle yazılır, niçin samimi olmasın ki; kim kendine yalan söyleyebilir? Görüldüğü gibi denemeyi denemek de bir hayli hırpaladı bizi. Kendimiz olmak isterken güçlü yazarlar abandı üzerimize ve onlardan kaçtıkça ya da onların düşüncelerini kendimizin kıldıkça başarılı olabildik. Kendimiz kalabildiysek denemeyi denerken, bağlara takılmadıysak ve düşüncemiz hercai bir kuş gibiyse; en sonunda, denemeyi başarmışız demektir. Galipçe bitirelim öyleyse; "Hoşça bak zatına ki zübdei âlemsin sen..."
podcast itunes youtube rss twitter facebook