Geri Bildirim
Pencereyi kapat
Podcast!
Podcast ile derginizi heryerden dinleyin. Tıklayın !


Böcekler ve bitkiler arasında var olan ilişki uzun süre önce bilim çevrelerince keşfedilmiş ve biyoloji kitaplarına konu olmuştur. Bu kitaplarda rüzgarın yanı sıra farklı türde birçok sayıda böceğin bitkilerin tozlaşarak döllenme faaliyetlerinde görev aldığı belirtilmektedir. Bilim adamları, böcekler ve bitkiler arasındaki ilişkinin sadece anılan olaydan ibaret olmadığını, bundan başka, bitkilerin gelişip büyümelerinde böceklerin muazzam katkıları olabileceği üzerinde durmuşlar, fakat bir türlü ispatlayamamışlardı; ancak şimdilerde bunu başardılar.

Georgia Üniversitesi Ekoloji ve Entomoloji Enstitüsü’nden Melvin Dyer ve arkadaşları, Romelea guttata türüne mensup 1000’i aşkın çekirgenin kursak ve orta bağırsağından aldıkları özsuyunda altı çeşit protein tanımlamışlar ve bunları tahlil etmişlerdir. Bir sonraki sahada biyologlar, çeşitli çekirge proteinlerini yeni çimlenmiş serçe darısı çimlerinin üzerine serpmişler. Çimlerin, 24 saat içinde yüzde 49 oranında, çığ gibi büyüdüğünü müşahede etmişlerdir. Araştırmacılar bu proteinleri, bitki geliştirme hormonu Auxin ile karıştıklarında yüzde 300 büyüme oranın sebebiyet veren muazzam bir sinerji (kuvvetlendirici etki) elde etmişlerdir.

Auxin ve proteinin karşılıklı etkileşiminin, bitkinin gelişmesine, doku üretim faaliyetine tesir ettiği, böylece hızlı büyüme ve tamir mekanizmalarının oluşmasına sebep olduğu tahmin edilmektedir.

Memeli hayvanların tükürük bezlerinde bulunan proteinler, Epidermis büyüme faktörü “Epidermal Growth Factor” (EGF) olarak tesir göstermektedir. Daha açık ifade ile, EGF-Proteini, hücreler arası bilgi geçişini sağlamakta ve hücre bölünmesinde uyarıcı görevi yapmaktadır.

Araştırmacı Dyer, çekirge üzerinde yaptığı deneyleri ile, bahsi geçen çekirgelerin tükürüklerinde ve bağırsaklarındaki proteinin, EGF’ nin etkisini çoktan aştığını ispatlamıştır. Ne var ki, çekirgelerin yedikleri bitkilere ne ölçüde protein bıraktıkları bilinmemektedir.

Bilim adamları şimdi de, kimyevi olarak büyüme bilgisini bitkiye ulaştıran reseptör ve bu reseptörü kontrol eden genin peşindeler. Bu araştırmalar sonuç verecek olursa, afat ile özdeşleştirdiğimiz bir canlı, sadece serçe darısı çimi için değil, insanoğlunun yararına olan diğer bitkilerin de son derece süratli ve verimli bir şekilde yetiştirilmesinde kullanılmış olabilecektir.

Aslında tabiat her canlının üreme ve ölme hızları arasındaki mükemmel denge, çevre şartlarıyla uyumlu olarak kader programı çerçevesinde sebepler kullanılarak programla yürütülmektedir. Fakat insanoğlunun iradesini kötüye kullanmasıyla iklimler bunun tesirinde kalır. Bu ise, hayvanlar arasında var olan dengenin bozulmasına ve bazı hayvanların aşırı çoğalmasına sebep olur. Ancak ne bereket ne de afet vakalarını her zaman sebep sonuç mekanizmaları içinde tatmin edici bir şekilde açıklamak da mümkün değildir.



podcast itunes youtube rss twitter facebook