Çocuk ve Bilgisayar Oyunları


“Aniden yerinden kalkıp bağırmaya başladı. Kendisine ateş eden adamı öldüremediği için aşırı bir tepki göstermişti. Bir daha denemeye koyuldu. Bir oturup bir kalkıyor, karşısındaki kişiyi yok etmek istiyordu. Rakibine ciddi zararlar vermişti. Karşısındaki adamın kanlar içinde kalmasıyla bir kahkaha attı. Bu olaylar tekrar tekrar devam etti. Ölesiye savaşıyor, düşmanlarına zarar vermek için elinden geleni yapıyordu. Annesi birkaç kere yemeğe çağırmasına rağmen masadan kalkmamıştı. Oyuna öylesine kapılmıştı ki başka hiçbir şey düşünmüyordu.”

Buna benzer hâdiseler son zamanlarda evlerde ve internet kafelerde sık sık yaşanıyor. Bilgisayar karşısında çocuklar ve gençler vaktini sürekli oyun oynamakla geçirmektedir. Anne-babaların, ''Çağın icaplarını yerine getirelim, yaşıtlarından geri kalmasın veya derslerine de yardımcı olsun.'' düşüncesiyle sıcak baktıkları bilgisayar, çocuklar tarafından çoğunlukla oyun için kullanılıyor. Masum olarak başlanan kullanma, zamanla maksadının dışına çıkmaktadır. Anne-babaların ortak sıkıntısı olan 'kontrolsüz bilgisayar kullanımı' uzmanların bile çözümü zor bir problem olarak karşısında durmaktadır.

Bilgisayar oyunları, çocukların şuuraltına ve sonraki hayatlarına nasıl tesir ediyor? Çocuğun gelişmesine müspet tesir edecek oyunlar, bilgisayarla sağlıklı sunulabiliyor mu?

Bilgisayar oyunları iki kategoride değerlendirilebilir. Birincisi, eğlendirerek, maharet geliştirilmesine, hayatın kavranmasına ve ahlâkî değerlerin aşılanmasına vesile olan oyunlar; ikincisi ise, hayal dünyasını zenginleştirmeyen, düşünce dünyasına katkıda bulunmayan, buna karşılık şiddeti ve ahlâksızlığı teşvik eden oyunlardır.

Çocuğun zihnen, bedenen ve kalben gelişmesinde oyunun müspet tesiri, hem oyunun muhtevasına, hem de oyunda geçirilen süreye bağlıdır. Bu süre ne çok, ne de az olmalıdır. Bu hususta dengeyi tutturmak, çocuğa zamanı verimli kullanma eğitimi vermekle mümkündür. Zamanını gereksiz şeylere harcayan çocuklar erişkinliklerinde de zaman konusunda duyarsız olabilmektedir. Kısacası zamanın kıymeti, bir şekilde çocuğa benimsetilebilmelidir. Bilgisayar karşısında geçirilen boş saatler, çocuk ve gençlerin pasifleşmelerine sebep olur. Bu durum, çocuklarda stresi artırır. Özellikle hareketli, erkek çocuklarda bu hareketsizlik enerji birikmesine ve çocuğun davranışlarına olumsuz tesir eder. Bedendeki enerjinin sportif faaliyetlerle dışarı atılması, büyüme, gelişme ve paylaşmayı öğrenme açısından yararlıdır. Egzersiz, büyüme hormonunun salınmasına da vesile olur. Ayrıca, bilgisayar başında harcanan zaman, çocukları ve gençleri faydalı oyun, ders çalışma, spor yapma vb. kültürel faaliyetlere katılmaktan mahrum bırakır.

Birçoğumuz, çocuklarımızın meramını iyi ifade edemediğinden, açık ve net iletişim kuramadığından yakınır. Çocuklarımıza bir soru sorduğumuzda, onlardan ya kısa bir cevap alır veya çok bildik bir cevap duyarız. Bunun ortaya çıkışında, bilgisayar karşısında geçirilen zamanın önemli bir tesiri vardır.

Bilgisayar oyunlarındaki şiddetin her yeni oyunda biraz daha arttığını görüyoruz. Oyun endüstrisi, çocukları ekran başına çekebilmek için her türlü yolu mübah görmektedir. Yaşa uygun olmayan görüntüler, çocukların şuuraltının şekillenmesine sebep olur. Şiddet görüntülerine uzun süre mâruz kalan çocuklarda, endişe ve korku, şiddete temayül, âni parlama ve şiddeti sıradan görme gibi durumlar söz konusu olur. Şiddet dolu film seyreden ve oyun oynayan çocukların tepkileri zamanla değişir, arkadaşlarına ve çevrelerine daha fazla şiddet uygularlar. Küçük bir anlaşmazlıkta, itme ve tekme atma gibi davranışlar sergilerler. Olumsuz görüntülerden etkilenen çocuklarda, endişeli haller ve uyku bozuklukları ortaya çıkar, kişilik gelişmeleri olumsuz yönde etkilenir. Okul öncesi çocuklarda, beş duyuya hitap eden davranışların sebep ve neticesi sorgulanmadığından, yukarıdaki anormallikler daha fazla görülür. Buna aşağıdaki hâdiseler misal verilebilir: "Şiddet unsuru taşıyan filmler izleyen üç buçuk yaşındaki bir çocuk, belli bir süre sonra tv'de gördüğünü uygulamaya geçirip kardeşini bıçaklayarak öldürmüştür. Kendini çizgi film kahramanı zanneden bir çocuk ise, uçmak niyetiyle yedinci kattan kendini aşağıya atmıştır. Fransa'da bilgisayar oyunlarında başarılı olamayan bir çocuk, sık ve aşırı sinirlenmeler neticesinde sara olmuştur." Buna benzer hadiseleri maalesef sık sık duymaktayız. Çocuklarımızın şuur altını güzellikler, iyilikler, şefkât, yardımseverlik ve başkalarını düşünme gibi olumlu özelliklerle doldurmak için onlara faydalı alternatif oyunlar sunmalıyız.

Zararlı oyunlar aynı zamanda çocukların millî kültürlerini öğrenmesini engellemekte, dolayısıyla kültürel erozyona sebep olmaktadır. Bu tür oyunlarda yabancı toplumların kültür değerleri sık sık kullanılmakta, farklı inanışların sembolleri şuur altına yerleştirilmekte, çocuklarımız farkında olmadan bunların tesiri altında kalmaktadır. Bu tür oyunlarda İslâmiyet öcü gibi gösterilmekte ve Müslümanlar terörist gibi düşünülüp vurdurulmaya çalışılmaktadır.

Kendisini bilgisayar oyunlarına kaptıran çocuklar çevrelerine yabancılaşır. Arkadaş bulmada zorlanan bu çocuklar bilgisayara tamamen mahkum olarak, kendilerini toplumdan tecrit ederler. Artık bu noktadan sonra, çocuğun tek arkadaşı bilgisayar olmakta, çocuk vakit geçirse bile, yalnızlık duygusundan kurtulamamaktadır. Anne-babaların, çocukların gelişmesine uygun meşguliyet sağlayarak, bilgisayar oyunları için harcanan zamanı dengelemeleri gerekmektedir.

Birçok bilgisayar oyununda gösterilen kötü karakterler, çocuğun şahsiyetinin oluşmasında olumsuz rol alır. Bu oyunlarda verilen, güçlü ve kuvvetli olmaya çalışma, başkalarının hayatını önemsememe, yaşamak için yok etme, ahlâkî değerlerin horlanması, başkalarının duygularını önemsememe, karşısındakine değer vermeme, insanları kategorize etme gibi mesajlar çocuğun kişiliğinin gelişmesine olumsuz tesir eder.

Oyunlar, dikkat ve öğrenmeye de tesir eder. Bilgisayar ekranında sıkça değişen görüntüler, çocukların dikkatini dağılmasına sebep olarak, konsantrasyon eksiğinin ortaya çıkmasını tetikler. Ayrıca aşırı ışık bazı hassas çocuklarda epileptik nöbetlere sebep olabilir.

Bilgisayar oyunları netice itibarıyla çocukta hayatta her şeyi bir oyun olarak görme eğilimine, sürekli hayal kurmaya, oyunda işlenen temalarla oyun sonrasında da zihnî meşguliyete, bu temaları arkadaşlarıyla olan oyunlara ve davranışlara taşımaya, aile ile olan münasebetlerde ve birlikte geçirilen zamanlardaki azalmaya, asosyal bir hayat tarzının yerleşmesine ve hayal ile gerçeği karıştırmaya sebep olmaktadır.

Elbette çağımızın bir gerçeği olan bilgisayarın faydalarına duyarsız kalmak mümkün değildir. İdeal olan, bilgisayarın olumlu yönlerinden istifade edip, menfi tesirlerinden de korunmaktır. Çocukların gelişimi için ayrılan oyun zamanı, sanal oyunlarla gerçekleri arasında dengeli şekilde paylaştırılmalıdır. Bu konuda;

— Onların da aktif olarak katılabileceği,
— Çocuk eğitimi uzmanlarının ve rehberlerin tavsiye ettiği,
— Tarih şuuru kazanmayı ve kendi kültür değerlerini benimsemeyi sağlayan,
— Dikkat ve muhakeme gelişmesini destekleyen,
— Paylaşma, takım ruhu, yardımseverlik, fedakârlık, doğruluk, çalışkanlık gibi hasletleri kazandıran,
— Merak hissini kamçılayan, öğrenmeyi kolaylaştıran ve sevdiren,
— Anne ve baba ile birlikte oynanan,
— Vazife ve sorumluluk şuuru kazanmayı sağlayan,
— Hayal gücü, düşünme alışkanlığı, keşif ve icat etme istidadını geliştiren oyunlar tercih edilmelidir.

Yüce Yaratıcı'nın insana verdiği önemli nimetlerden olan göz, kulak ve diğer organlar, bilgisayar karşısında sadece eğlenmeye yönelik oyunlar için meşgul edildiğinde, yaratılış gâyesi dışında kullanılmış olur. Dolayısıyla, anne-babalara düşen hayatî sorumluluk, çocuklarının görme, işitme, hissetme ve muhakeme etme gibi melekelerinin doğru istikamette değerlendirilmesine dikkat etmek ve buna imkân hazırlamaktır.



comments powered by Disqus