Dondurucu Soğuklara Meydan Okuyan Hayvanlar

Canlıların zorlandığı tabiat şartlarından birisi, dondurucu soğuklardır. Bu soğuklar büyük kayıplara yol açar. Bir anlamda bu durum, hayvan nüfusunun dengelenmesine ve mükemmel bir ilim ve kudretin tecellisi olarak yeryüzünde kurulmuş ekosistemin sürdürülmesine vesile olmaktadır. Bütün hayvanlar soğuğa dayanıklı olsaydı, gıda ve barınma açısından birçok aksaklık baş gösterebilirdi. Ancak bazı hayvanlar, özel donanımları sayesinde bu soğuklara rağmen hayatlarını devam ettirebilmektedir. Soğuk iklimlerde yaşayan bu hayvanlara verilmiş korunma mekanizmaları birbirinden farklıdır. Bu hayvanların soğuktan nasıl korunduğunu merak eden insanoğlu, bu konuda birçok araştırma yapmıştır.

Antifrizli hayvanlar
İnsanlar suyun donmasını önlemek için antifriz kullanmayı bazı hayvanlardan mı öğrendiler bilinmez ama, soğuk iklimlerde yaşayan bazı hayvanlar yaratıldıklarından bu yana kanlarında, donmaktan koruyan bir madde taşımaktadır. Soğuk denizlerde yaşayan bazı balıkların derileri veya solungaçları buzla temas ettiğinde vücut sıvıları hemen donmaya başlar. Neticede bu balıklar ölür. Bunun sebebi, vücut sıvılarında meydana gelen buz kristallerinin süratle artmasıdır. Olumsuz şartlara rağmen soğuk bölgelerde yaşayan pek çok balık türü vardır. Bu bölgelerdeki bazı türler deniz suyu sıcaklığının -1,8°C olduğu derin sulara çekilerek donmaktan kurtulur. Ancak Antarktika'da bu değerin çok altında sıcaklıklarda bile yaşayabilen balıklar bulunmaktadır. Diğer balıklardan daha akıllı(!) ve ilim sahibi(!) olmadıkları halde kanlarında bir araba radyatöründeki antifriz gibi fonksiyon üstlenen kimyevî maddelere sahip bu balıklar, Antarktika'nın en düşük sıcaklıklarında bile donmaktan korunabilmektedir. Donmaya karşı böyle bir teknik, denizde gezen bir balığın genetik programına tesadüfen veya kendi kendine yazılmış olabilir mi? Herhalde bunu akıllı hiçbir insan kabul edemez!

Antarktika balıklarının kanındaki AFGP (Antarktik Fish Gliko-Protein), bir çeşit fıtrî antifriz olarak vazife yapmakta ve balığın buzlu sularda donmadan yaşayabilmesine vesile olmaktadır. Hususi programlanmış bu genlerle kodlanarak sentez edilen özel proteinler buz kristallerine bağlanır ve kendilerine verilmiş özellikleri gereği balığın vücudunda buz kristallerinin çoğalarak bir araya gelmesine engel olurlar. Sözü edilen bu proteinin kodlanmasına vesile olan genlerden üçünün, balığın sindirim sisteminde bir enzimi kodlayan diğer bazı genlere benzerliği dikkati çekmektedir.

Antifrizli hayvanlar sadece balıklarla sınırlı değildir. Böcekler âleminden Cryptopygus antarcticus (buzul yaykuyruklusu) ve Achorutes nivicola (kar piresi) çok düşük sıcaklıklarda bile hayatta kalabilen canlılardandır. Donma noktasının altındaki sıcaklık derecesinde birçok hayvan hareketsizleşir, yahut ölür. Ancak buzul yaykuyruklusu bu soğuklarda rahatlıkla hareket edebilir ve sıçrayabilir. Bu dayanıklılıklarının biyolojik sebebi, vücutlarındaki antifriz sistemidir. Hatta bazıları bir buzulun içerisinde hiçbir zarar görmeden üç yıl boyunca yaşayabilir. Araştırmacılar AFGP'yi kodlayan bazı genleri de Notothenioidei alt takımına mensup Antarktika sularında donmadan yaşayan Horozbina balıklarından, Notothenia coriiceps ve Dissostichus mawsoni isimli türlerde yaptıkları çalışmalarda keşfetmişlerdir. Tespit edilen genler pankreasta yapılan ve bağırsakta parçalanmaya uğrayan, donmayı engelleyen maddenin yapısındaki bir proteini kodlamaktadır.

AFGP'yi kodlayan genin tam olarak tanımlanması için araştırmalar sürmektedir. Donmayı önleyen genin bütünüyle aydınlatılmasıyla, bu genin kodladığı protein çok ucuza ve bol miktarda elde edebilir, böylelikle donmamak için kana enjekte edilen bir miktar özel antifriz proteini ile belki birçok hayat kurtulabilecektir. Ancak bu genin insan genomu içine dahil edilme ihtimali şimdilik uzak görünüyor. Zira vücudumuzdaki bütün genlerin birbiriyle alâkası bulunduğu düşünüldüğünde, donmaya karşı kanın yapısını temelden değiştirecek bir programın birçok zararlı tesir ortaya çıkarması ihtimali vardır.

Tuz mucizesi
Birçok deniz balığında, donma noktasının sıfırın altına düşmesine sebep olan maddeler vardır. Bilim adamları bu maddelerin başında, vücut sıvılarındaki tuzların -özellikle de sodyum klorür- olduğunu bulmuşlardır. Donma noktasındaki düşüş miktarının % 85'ine bu tuzlar vesile olmaktadır. Vücut sıvılarının fizyolojisi ile donma arasındaki girift metabolizma münasebetinden habersiz olan balıkların, böyle bir korunma mekanizmasını evrimle geliştirebilmeleri mümkün değildir.

Islanmayan kürkler
Su samuru (Enhydra lutris nereis), vücudunu donmaktan korumak için başka bir donamıma sahiptir. Nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan su samuru, yumuşak, kalın ve kadifemsi kürkü için avlanmaktadır. Bu hayvanın kürkü o kadar güzel bir koruyucudur ki, bu kürk sayesinde samurlar günlerce ıslanmadan yüzebilir. Kalın kürk, su samurunu soğuktan da korur. Birçok deniz hayvanının tersine, su samurunun derisinin altındaki yağ tabakası çok ince olduğundan, soğuktan korunmada pek bir önemi yoktur. Bunun yerine Rahmeti Sonsuz onlara soğuktan koruyucu kalın bir kürk ihsan etmiştir.

Kutup ayılarının sıcak yuvaları
Kutup ayılarının yuvaları incelendiğinde hayret verici durumlarla karşılaşılmıştır. Antarktika'da yaşayan dişi kutup ayıları, hamile ise veya yavruları varsa, kar yığınlarının altında yuva yaparlar. Aksi takdirde hayatta kalamazlar. Yavrular genellikle kış ortasında doğar. İlk doğduklarında tüysüz, gözleri kapalı ve çok küçüktürler. Kış ortasında doğan bu son derece savunmasız ve bakıma muhtaç yavruların yaşayabilmeleri için uygun bir yuvalarının olması şarttır. Tipik bir yuva, iki metre uzunluğundaki bir tünelle, çapı yaklaşık yarım metre olan yuvarlak bir alandan oluşur. Yüksekliği de yarım metre kadardır. Ancak burası, sıradan ve basit birkaç işlem ile yapılmış bir barınak değildir. Her yerin kar ve buzla kaplı olduğu böyle bir ortamda, kar yığınlarının altı son derece profesyonel bir şekilde kazılmış, yavruların hayatı için gerekli olan detaylar göz önünde bulundurulmuştur. Bu yuvaların genellikle birden fazla odası vardır. Kutup ayıları termodinamik bilgisinden mahrum olmalarına rağmen, bu odaları yuvanın girişinden daha yüksek seviyede hazırlarlar. Böylece odalardaki sıcak havanın girişten dışarı çıkması engellenmiş olur. Yuvanın üzerine ve girişine kış boyunca kar yığılır. Kutup ayısı, bu kar yığınının içinde sadece hava girecek kadar dar bir kanalı açık bırakır. Anne ayının, barınağının tavanının kalınlığı 75 cm ile iki metre arasında değişir. Bu tavan iyi bir yalıtkan görevi görür. Bunun sayesinde yuvadaki mevcut olan ısı korunmuş olur.

Norveç Oslo Üniversitesi'nden araştırmacı Paul Watts, bu yuvalardan birinin tavanına bir cihaz yerleştirerek ısıyı dikkatlice ölçmüş ve hayli şaşırtıcı bir durumla karşılaşmıştır. Bu uzun çalışma esnasında dışarıda ısı -30 dereceye kadar düşerken, yuva içinde, ısı sıfırın üzerinde 2 veya 3 derecenin altına hiç düşmemiştir. Anne ayının, kar kalınlığına göre değişen yalıtım özelliğini nasıl bilebildiği ise, bilim adamları tarafından merak konusu olmuştur. Bu ılık ve korumalı ortamda, anne ayı, vücudundaki yağ rezervleri kış uykusu dönemine göre ayarlandığı için soğuktan ölmez. Ancak bunlardan çok daha ilginç bir durum söz konusudur. Anne ayının kış uykusuna girdiği bu dönemde enerji sarfiyatının en aza indirilmesi ve böylece yavrularının daha iyi beslenmesinin sağlanması için metabolizma hızı düşürülür. Rahmeti Sonsuz'un ihsan ettiği bu özellik sayesinde, kutup ayılarının vücutlarındaki yağ yedi ay boyunca proteine çevrilir ve böylelikle yavrularının beslenmesi sağlanır. Bu yüzden yedi ay boyunca kutup ayısı hiç beslenemez. Kalb atış hızı dakikada 70'ten 8'e kadar indirilir ve metabolizması yavaşlatılır. Bu dönemde yemek yemediği gibi, tabii ihtiyaçlarını da karşılayamaz.

Beyaz dünyanın sevimli sakinleri
Penguenler (Aptenodytes forsteri) dondurucu soğuklarla âdeta alay ederler. Anneler, yumurtladıktan bir müddet sonra soğuk denizlere dönerek yiyecek toplarlar. Çiftler yumurtaları için yuva yapamaz, çünkü çevrelerinde kardan ve buzdan başka hiçbir şey bulunmamaktadır. Ancak yumurtalarını buzun üzerine de bırakamazlar; çünkü yumurta hemen donacaktır. Bu arada yavrulara üç ay boyunca babalar bakar. Önce yumurtaları, sonra da yumurtadan çıkan yavrularını donmaktan korumak için onları ayakları üzerinde taşıyan babalar bir araya toplanırlar. Penguenin tüyleriyle örttüğü ayakları, dışarıdan 80 °C daha sıcaktır ve bu sayede yumurta dondurucu soğuğu kesinlikle hissetmez. Sırtları dışa dönük bir daire oluştururlar ve yavrular dairenin içinde kalır. Dairenin dışında kalan babalar diğerleriyle zaman zaman yer değiştirerek kendilerini de donmaktan korurlar. Çünkü dışarıda -50 °C'lere varan bir soğuk hava hüküm sürmektedir.

Hayvanlar da öğrenebilir ve düşünebilir mi, yoksa bu kabiliyetler sadece insana mı hastır? Hayvanları, insanlardan kesin çizgilerle ayıran ve "Düşünüyorum, öyleyse varım!" diyen Descartes (1596–1650), bu konuda, bırakın hayvanların düşünmesini "Hayvanlar hissetmez!" diyecek kadar ileri gitmiştir. Günümüz biyologlarının bazıları, hayvanların bildiğimiz mânâda düşünemeseler bile, kendilerine has bir mantık çerçevesinde davranabildiklerini ve öğrenebildikleri söylüyorlar. Ancak yine de, kanlarındaki antifriz maddesinin veya tuzun onları donmaya karşı korumalarında, yuva yapmalarında veya daire şeklinde dizilmelerinde şuur anlamında kendilerine bir pay veremeyeceğimize göre, bütün bunların Rabb'imizin isimlerinin tecellisi olduğunu söyleyebiliriz. Allah'ın (cc), Enbiya suresi 16. ayette mealen; "Biz göğü yeri ve ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık." şeklinde buyurmasının mânâlarından biri de, kâinattaki her varlığın yaratılışında hikmetler saklı olduğu gerçeğinin tarafımızca anlaşılmasıdır.


_________________

Kaynaklar
- Scott, Michael. The Young Oxford Book of Ecology, s. 47.
- New Scientific, 2 October, 1999.
- http://www.31.brinkster.com
- Manisalı, Muhittin. Antifirizli Balıklar, Sızıntı, Mayıs, 2000.
- Bilyap Aquaristic, Fischverhalten beobachten und verstehen, Jörg Vierke.
- Christopher O'Toole & John Stidworthy, Mammals, The Hunters, s.86-89.
-http://www.populerbilgi.com/genel/Fedakarlik2.php
- Guinness Books, Remarkable Animals, A Unique Encyc. of Wildlife Wonders, s. 21




comments powered by Disqus