Islâm dünyasında İbn Zühr (1091-1161), Batı'da ise, Avenzoar ismiyle bilinen Abdülmelik bin Ebi'l-Âlâ Zühr (künyesi Ebû Mervan), Endülüs'te yetişen ünlü bir tıp âlimidir. İbn Zühr, İslâm'ın altın çağının en büyük hekimlerinden ve klinikçilerinden biridir, hattâ bazı tarihçiler tarafından bunların en büyüğü kabul edilir. Batı'da 'father of the experimental medicine' (tecrübî tıbbın babası, kurucusu) olarak tanınmaktadır. İbn Zühr, çağının diğer Müslüman âlimlerinin aksine, sadece tıp sahasında eser vermiş, bunlar Lâtince ve İbraniceye çevrilmiş ve 18. yüzyıla kadar Doğu ve Batı'da revaçta kalmıştır.

1091 senesinde Endülüs'ün İşbiliyye (Sevilla) şehrinde doğan İbn Zühr, altı nesil boyunca tabiplik yapan bir aileden gelmektedir. Küçük yaşta ilim öğrenmeye başladı. Fıkıh, edebiyat ve din ilimlerini tahsil etti. Tıp ilmini babasından öğrendi. İbn Rüşd'le görüştü. İlim öğrenmek için Kayrevan ve Mısır'a gitti. Dönüşünde İşbiliyye'ye yerleşti ve burada vefat etti.

Tıp, cerrahî ve eczacılığı birlikte ele alan İbn Zühr, tedavi metotlarının belirlenmesinde insan tabiatına büyük önem vermiş; deney ve gözlemi mesleğin temeli kabul etmiştir. Değişik ilâç ve uygulamalarını insanlardan önce hayvanlarda tecrübe etmiştir. Kendinden önce güvenilirliği tartışılan üst solunum yolu tıkanmalarında hava yolu açma işlemini (traketomi), keçiler üzerinde yaptığı çalışmalarla güvenli ve standart cerrahî teknik hâline getirmiştir. Ayrıca koyunlarda ölüm sonrası yaptığı zatürre (pnömoni) ile ilgili araştırmaları, bugünkü çalışmalara ışık tutacak niteliktedir ve günümüz tıp literatürüne girmiştir.

İbn Zühr, cerrahların anatomi bilgilerinin çok iyi olması konusunu ısrarla vurgulamıştır. Ayrıca cerrahların yetiştirilip bağımsız olarak tek başlarına ameliyat yapabilmeleri için çok iyi oturmuş bir eğitim programının gerekliliği konusunda da ısrarcı olmuştur. Bunun yanında cerrahî bir hastalığı tedavi etmeye çalışan bir hekimin nerede durması gerektiğine dâir kırmızı çizgileri belirlemiş ve hastayı zamanında bir cerraha yönlendirmenin önemini vurgulayarak cerrahinin, tıbbın ayrı bir dalı olduğuna dikkat çekmiştir. Dr. Neuberger, 'Tıp Tarihi' isimli eserinde, İbn Zühr için: "İnsan anatomisi ve kadavrada teşrih (diseksiyon) konusundaki en ince detaylara vâkıftı ve cerrahî tekniği mükemmeldi." ifadesini kullanmıştır. İbn Zühr, İslâm dünyasında El-Râzi'den sonraki en iyi klinisyenlerden biri olarak kabul edilmektedir.

BULUŞLARI
Peritonit (karın zarı iltihabı) ve perikarditi (kalb zarı iltihabı) akciğer hastalıklarından ayıran İbn Zühr'dür. Uyuz hastalığını ve uyuz böceğini doğru olarak tarif etmiştir. Bu yüzden ilk parazitolog olarak da kabul edilir. Normal beslenmenin mümkün olmadığı durumlarda, yutaktan ve yemek borusundan veya makattan doğrudan beslemeyi uygulamıştır. Bunun yanında mediyastinal (orta boşlukla ilgili) tümörleri, bağırsak veremi ve orta kulak iltihabını tarif etmiştir. Ayrıca, idrar yolu hastalıklarında koruyucu hekimliğe inanmış ve bu konuda diyetin ehemmiyetini vurgulamıştır.

ESERLERİ
Eserlerinden sadece üçü günümüze ulaşmıştır. İbn Rüşd'ün (Averroes) isteği üzerine yazmış olduğu 'Kitabü'l-Teysir Fi'l-Mudavat ve't-Tedbir' (Tedavi ve Koruyucu Hekimliği Kolaylaştırma Kitabı), en önemli eseridir. Bu kitapta baş, boyun, göğüs ve karın bölgesiyle kemiklere ait klinik durumlar ve ateşli iltihabî hastalıklar hakkında hastalara, yakınlarına ve tıp ilmine yabancı olan kişilere bilgiler verilmektedir.

'El-İktisad fi Islahi'l-Enfusi ve'l-Ecsad' (Nefisler ve Bedenlerin Islah Edilmesine Dâir Orta Yol Kitabı) adlı eseri ise, beden, sinir ve akıl hastalıklarının teşhis ve tedavileriyle alâkalıdır. Göğüs, sırt, karın bölgesi, bacaklar, dil, ağız, ses, göz ve kulak-burun-boğaz hastalıkları ile tedavi usullerinin anlatıldığı bu eserde ayrıca, baş, saç, kaş ve kirpik incelemeleri yer almakta, insan yüzünün aldığı renklere göre, sıhhat veya hastalıkların teşhis edilebileceği belirtilmektedir. Son bölümde humma, zatürre ve zatülcenb gibi hastalıklar izah edilmiş, hijyene vurgu yapılmıştır. Eserin yazma nüshası, Paris Bibliothèque Nationale 2959 numarada kayıtlıdır. Diğer bir nüshası ise, Madrid Escurial Kütüphanesi 834 numarada mevcut olup, Paris nüshasından daha sağlamdır.

İbn Zühr'ün yazdığı eserlerden bazıları şunlardır:
Kitabü'l-Ağziye: Gıda ile ilgili olan bu eseri Muvahhidiler hükümdarlarından Abdülmü'min bin Ali'ye ithaf etmiştir.

Taiyye Kasidesi: Hastalıkların teşhisiyle ilgili çok önemli bir eserdir. Makaletün fi İleli'l-Külliyye: Yaygın ve bulaşıcı hastalıkların tetkikine dâirdir. Risaletün fi İlleti'l-Baras ve'l-Behek: İlaçlârla ilgili bir eserdir.

İbn Zühr'ün ayrıca 'Kitabü'z-Ziynet' ve 'Tezkiretün fi Emri'd-Devai'l-Müshil ve Keyfiyeti Anzihi' adlı eserleri vardır.

İsmi hâlen milletler arası cerrahî dergilerinde geçen, tıp tarihi araştırmalarında kendisine atıfta bulunulan İbn Zühr gibi geçmişin kıymetli âlimlerini, nesillerimizin sadece tarihî bir şahsiyet olarak değil, ilim ciddiyeti, araştırma aşkı, takip fikri gibi insan ahlâk ve karakteriyle ilgili hususlar itibariyle de tanımalarını ve örnek almalarını dileriz.

Kaynaklar
- Bynum, WF & Bynum, Helen (2006) Dictionary of Medical Biography. Greenwood Press.
- Rabie E. Abdel-Halim (2005), "Contributions of Ibn Zuhr (Avenzoar) to the progress of surgery: A study and translations from his book Al-Taisir", Saudi Medical Journal 2005; Vol. 26 (9): 1333-1339.
- Nahyan A. G. Fancy (2006), "Pulmonary Transit and Bodily Resurrection: The Interaction of Medicine, Philosophy and Religion in the Works of Ibn al-Nafis (d. 1288)", Electronic Theses and Dissertations, University of Notre Dame.
- Haddad F.S. (2004) Ibn Zuhr and Experimental tracheostomy and tracheotomi. Journal of American College of Surgeons.

comments powered by Disqus