|
Ekolojik Denge ve Bir Teorinin Daha Yıkılışı
A.Kadir SEMA |
|
İnsaf sahibi her insan,yeryüzünde bulunan canlılar için yaratılmış namütenahi rızık bolluğunun farkına varabilir. Bununla beraber bu bolluktan istifade eden canlılar arasında o kadar değişik türler vardır ki, insan bu canlılar için lazım olan beslenme sistemlerinin karmaşıklığını düşündükçe hayretler içinde kalır. Rızkı taahüt edenin Yüce Yaratıcı olduğunu ve bütün canlıların rızıklarının dört mevsimde gaybi bir el tarafından gönderildiğini bilmeyen bazı araştırmacıların kafalarında büyük bir mesele olmuş ve değişik izahlara sebebiyet vermiştir. Bu tezlerden birisi Rus ekolojist Gause tarafından 1934’de ileri sürülmüştü. Gause, “iki benzer tür hiçbir zaman aynı yerde yaşayamazlar. Herbir tür hususi yiyeceklere ve kendine has hayat şekline sahip çıkarak diğer türü bölge dışına atar”. demiştir. Bir başka deyişle benzer iki tür herhangi bir alanda beraber yaşamak durumunda kalirsa biri diğer türü o bölgeden uzaklaştırır, böylece diğer tür zamanla kaybolur gider. Oysa gerçekte müşâhede edilen hadise Gause teorisinden tamamen farklıdır. Yeryüzünde nerede olursa olsun her canlıya Rezzak isminin tecellisi ile ayrı ayrı rızıkları temin edilmekte ve aç bırakılmamaktadır. Hatta bu canlılar aynı bölgede yaşayıp aynı tip besin alan hayvanlar olsalar bile hiç birisi, diğerinin yiyeceğine engel olmamaktadır. Avını yakalayarak beslenen hayvanlar dahi yırtıcı olmalarına rağmen diğer hayvanların o bölgede avlanmasına karışmamakta kendi yiyeceğine dokunmadığı müddetçe başka avcılara da müsaade etmektedir. Hiçbir zaman bir eşek aynı merada otluyor diye bir ineği tepmez, inek de koyuna müdahele etmez. Kurt, tilki ve sansarla hatta tavşanla aynı ormanda yaşar . Herbirisinin nzkı ayrı ayrı temin edilir. Teorileri olduğu gibi kabul etmek yerine doğruluklarını araştırıp sonra itimat eden araştırmacı, Kenneth E. F. Watt, tabii seleksiyonun mühim dayanak noktalarından biri olan Gause teorisinin doğruluğunu araştırmıştır. Watt müşâhedelerini şöyle dile getiriyor: “Herhalde tabiattaki hayret veren çeşitlilik herhangi bir yerde farkedilebilir. Benim gördüğümün en çarpıcısı tropikal mercanlar arasındaki gölcüklerdir. İnsan masmavi sulara daldığında, karşılaştığı esrarengiz manzara ve renk armonisi karşısında büyülenir. Yaklaşık yüz değişik türde binlerce balık, garip mercan kayalan arasında gezer. Tabanda sayısız kabukların arasında kamufle olmuş çeşitli omurgasızlar, deniz hıyarları, yengeçler, karidesler ve su yılanları bulunur. 1967’den beri Hawaii adalarının etrafında araştırmalarını sürdüren Watt, müşâhedeleri ile Gause teorisi arasında bir alaka kurmaya çalışmış. Fakat teorinin gerçeğe uygun olmadığı gibi büyük bir terslik olduğunu farketmiştir. ‘Yıllardır yaptığım araştırmalar neticesinde bu dar bölgede 659 tür canlıya rastladım. Normal bir dalgıç bile hiçbir rehbere ihtiyaç duymadan on saatlik bir süre içinde 40 balık türü tesbit edebilir. Niçin bu kadar sınırlı bir çevrede, bu denli, çok çeşit bulunmaktadır? Bu suale k1asik zooloji ve ekolojik bilgilerimiz tam cevap veremediği için ilim adamları bu hadiseyi Gause teorisi ile açıklamaya çalışmışlardır. Gause teoremine göre düşünecek olsak, hiçbir yerde aynı kaynaktan beslenen iki tür canlıya rastlanmaması gerekir. Oysa yaptığım araştırmalarda, Gause teoremi iki bakımdan yetersiz kalmakta idi. Birincisi yukarıda zikrettiğimiz gibi eğer teori doğru olsa idi, o zaman aynı yerde aynı yiyeceklerle beslenen iki ayrı türe rastlamamam lazımdı; ikinci olarak ayrı yiyecek çeşidini yiyen türler daima farklı ve birbirinden tamamen değişik hususiyetler gösteren ailelere mensup olmalıydı. Son yirmi yıl içinde yaptığım araştırmada bu küçük koyda 89 tür içinde sadece 14’ü ailelerin ferdi temsilcisiydiler. Diğer bütün türler aile olarak orada oldukları halde aynı kayalıklarda rahatça dolaşıyorlardı. Bu türlere baktıkça Gause teoremi yetersiz kalıyor, daha ziyade çürüyordu. Çünkü aynı yerde beslenen birbirine çok yakın türler, yalnızca renk farklılıkları ile birbirinden ayrıldıkları halde aralarında bir çekişme olmadan müşterek gıdaları alıyorlardı. Herhangi bir yanlış veya saldırganlık eseri görülmediği gibi yakın türler bile aynı ailedenmiş gibi bir arada idiler. Burada türlerin yalnızca beraber gezdikleri, fakat farklı besinler aldıkları düşünelebilir. Ancak yaptığımız mide analizleri farklı balıkların da aynı gıdayı aldıklarını ortaya koymuştur. Netice olarak beraber gezen farklı türlerin yiyecek bulmada ve normal beslenmede birbirlerine engel teşkil etmediklerini ve birbirlerini bölge dışına atmaya çalışmadıklarını öğrenmiş olduk. Demek ki, her türün yiyeceği farklı olsun aynı olsun her canlıya yetebilmektedir. Böylece hârikulâde bir ekolojik dengenin varlığını bir kez daha farketmiş oluyoruz.” |
|


