|
Ekonomiye Ekolojik Yaklaşım
Ertuğrul Erdin |
|
Dünyada artık hiç bir ekonomik sistem, ekolojiyi hatıra getirmeden ve ekolojik düşünceyi ekonomiye katmadan hareket edemez. Bir çok sanayi ülkesi, ekolojiyi gözardı ederek, ekonomik büyümeye devam ettiği taktirde, kendi atıklı teknolojisinin kirletici virüsleri arasında boğulmaya mahkumdur. 1970'lere kadar dramatik denecek kadar acıklı olan bu durum, sanayi ülkelerinde değişmeye başlamıştır. 1980'li yıllarda ekolojik dengenin korunması ve iyileştirilmesi için, hem devlet, hem de kirleticileri üreten sanayi ve işletmeler seviyesinde çok büyük yatırımlar yapılmış, tedbirler alınmıştır. Ekonomiye ekolojik yaklaşımın sokulması, hiç bir zaman iş sahasının azalmasına sebep olmamış, bilhassa yeni bir iş sahası potansiyelini ortaya çıkarmıştır. İş, çevre ve teknoloji arasında uyumu ve dengeyi sağlayıp, çevreyi koruyarak büyümek mecburiyetindeyiz. EKOLOJİK DAMGALI EKONOMİ Ekonomiye ekolojik düşünceyi katma; israfa sebep olan, teknik açıdan rizikolu, ekolojik olarak mahzurlu, sosyal açıdan daha az tahammül edilebilir enerji üretim teknolojilerinden vazgeçmeyi gerektirir. Çünkü bu tür teknolojilerde ekonomik zararın giderilmesi çok pahalıdır. Bu yapılmazsa hem günümüz insanlarına, hem de geleceğin nesline ekstra faturalar yükleyebiliriz. Üstelik, tükenebilen kaynaklarımız hem eritilip, yok edilmekte, hem de bir çok zararlı madde açığa çıkmaktadır. Bu şekilde ekolojik düşünceden yoksun ekonomik faaliyetler çok mahzurlu olduğundan devam etmemelidir. Seçilecek teknolojik sistemler çevreye uyumlu, menfî tesiri olmayan, güvenilir ucuz bir sistem olmalıdır. Güneş enerjisinden yeteri kadar faydalanılsa, ısınma ve elektrik ihtiyacının büyük bir kısmı bu yolla karşılanabilir. Almanya'da RWEÖKE Enstitüsü'nün yaptığı bir araştırmada Almanya'nın yüzölçümünün %2'sini kaplayacak şekilde güneş kollektörleri yerleştirilse, 180 milyon ton taşkömürünün verdiği kadar enerji elde edilebilecektir. Biyogaz enerjisi 50, rüzgar enerjisi 33, su enerjisi de 4 milyon ton taşkömürü eşdeğeri yenilenebilir enerji potansiyelini oluşturmaktadır. Ekolojik yaklaşımı benimsemiş ekonomide alternatif enerji kaynaklarının araştırılması desteklenmektedir. Ayrıca sanayide bugün kullanılan enerjinin %30'unun, diğer kullanma sahalarında da %20'sinin tasarruf edilebileceği tesbit edilmiştir. Güneş ve rüzgar enerjisini kullanmakla, yeni iş sahaları da açılacaktır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasında uygulanan teknoloji pahalı bile olsa, kullanılması teşvik edilmelidir. Ekoloji damgalı enerji üretim sistemleri, tükenebilir enerji kaynaklarına bağımlı olmamalı, sosyo-ekonomik değişmelere uyumlu olmalı, yeni iş sahaları meydana getirebilmeli, çevresinde altından kalkılamayacak problemler oluşturmamalıdır. Tüketici olarak ne yapabiliriz? Enerjiyi verimli kullanmalı ve onu nasıl tasarruf edebileceğimizi araştırmalıyız. İşyerlerini ve meskenleri inşa ederken, güneş enerjisinden azami derecede istifade etme yollarını araştırmalıyız. Yeni alet alımında az enerji sarfedeni tercih etmeliyiz. İlgili daire veya makamlardan enerji tasarrufu konusunda bilgi almalıyız. Ekolojik açıdan baktığımızda alışılagelen ekonomik sistem, çevreye zararlı atıklar bırakan ve çevreyi tahrip etme pahasına ekonomik büyümeyi hedef alan bir yapıdadır. Artık çevrenin SOS sinyalleri vermesi üzerine, ekonomik büyüme vasıtalarının değiştirilmesi ve yeni bir ekonomik yapılaşmaya gidilmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Ekonomik açıdan alışılagelen çevre politikaları ise, hep açık veren, uygulamada zorluklar çıkaran, kaynakların az kullanılmasına sebep olan ve teknolojinin yeterince gelişmesine mani olan bir uygulamaya sahiptir. Halbuki günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler, aşağıdaki mühim stratejiyi uygulamak mecburiyetindedirler: 1 - Ekonomide çevreye getirilen yükü azaltacak bir yapı değişimi, 2- Çevre politikasının önleyici olması, 3- Yeni işyeri sahalarının ve ekonomi politikasının ekolojik damgalı olması gerekmektedir. Çevre koruma konusunda yapılan yatırımlar sayesinde Almanya'da, 1984'de çevre sektöründe 500 bin kişi çalışırken, bu sayı 1987'de bir milyona çıkmıştır. (Çalışan nüfusun yirmide biri). 1984 yılında Özel sektörün, çeşitli çevre sahalarına yaptığı yatırımların tamamı 3507 milyardır (D.M.). Bu para, katı atıkların temizlenmesi, suların korunması, ses ve gürültü mücadelesi, hava kirliliği ve kontrolü için kullanılmıştır. Çevre kalitesini korumak ve iyileştirmek için yatırım ve masraf yapılan bu sahalardaki zarar bilançosu ise şöyledir: Hava kirliliği 48 milyar, su kirliliği 18 milyar, toprak kirliliği 6 milyar, ses ve gürültü 33 milyar (D.M.) olup toplam zarar da 105 milyardır (D.M.). Ekolojik damgalı ekonomide iyi belirlenmiş hedef, çevre kalitesini koruma ve iyileştirmek olmalıdır. Bunun için, çevreyle alakalı ekonomik politikada en mühim iki silah, para politikası ve mali düzenlemelerdir. Kaynakların müsrifçe kullanılmasını önlemek için kaynak kullanma vergisi, çevre vergisi ve daha diğer alternatif vergi sistemleri konabilir. Mesela, kaynakların az kullanılmasını mükafatlandırıp, çok kullanılmasını ücret politikası ile cezalandırmak mümkündür. Çevre konusunda yatırım yapanlara da, vergilendirmede çeşitli kolaylıklar getirme, finansman desteği sağlama gibi yollar denenmelidir. Ayrıca, atıksız veya az atıklı teknoloji ile yatırım yapan kuruluş ve firmalara teşvik belgeleri verilmelidir. Bugün A.B.D. ve Almanya'da yapılan çevre yatırımlarının %75'i mevcut tesisleri ve onların zararlı tesirlerini ıslah için yapılan yatırım iken; %25'i de az ve zararsız atıklı teknolojiyi geliştirmek ve uygulamak için yapılan yatırımdır. Bu nisbet her yıl büyümektedir. Türkiye de, sanayi devletlerinin yaptığı gibi, aynı hataları yaparak gelişip büyümek isterse, bunun çevre ile alâkalı faturası çok büyük olacaktır. Bugün Almanya'nın, "çevre" konusunda en yoğun yatırım yapan ülkelerin başında gelmesine rağmen, ortaya çıkan zararlı emisyonlardan ve kirlilikten dolayı yılda G.S.M.H.'nın %6'sı, yani 106 milyar (D.M.) kadar bir kaybı vardır. Türkiye'de bu kayıp çok daha büyük olabilir. Ayrıca çevreyle alâkalı kayıpları tesbit etmek çok zordur. Bu kayıpları tesbit etmek için sağlıklı bir metoda da sahip değiliz. Bu hususta en sağlıklı çalışma Almanya'da görülmektedir ve benzeri çalışmaların bizde de yapılması gerekir. |
|


