|
Estetikte İlâhî Oran
Ufuk Alkan |
|
İnsanoğlu, tabiattaki güzelliğin ve yaratılıştaki sırrın gerçeğini bulmaya ve araştırmaya çalıştı, çabaladı; sonunda duygu, sezgi ve düşünce ile, geometri ve sayıya dayanan bir orantının, bütün varlıklara serpilmiş olduğunu hissetti.O insan ki, sezgisi, anlayışı, iradesi, zekâsı ve fiziki yapısı gibi çeşitli kabiliyetleriyle, sevgi ve sempatiyle manalanmış, bütün yaratıklar içinde en şerefli ve üstün bir canlıdır. Bu şerefli canlı, tabiatta ve bütün varlıklarda, İlahi sanatı sezdi ve bu sanatın sırlı bir oran sergilediğini müşahede etti. Buna sanat dilinde “Altın Oran” diyoruz. Bu oranı tabiatın her yönünde, bir düzen ve ahenk kanunu olarak duyuyor ve onun bütün yaratılışa şamil olduğunu seziyordu. Sanatçı, bu sezgilerin neticesinde kabiliyetlerini kullanarak bu oranı bulan ve eserlerine tatbik eden kişidir. ![]() Altın oran, bir büyüklüğün eşit olmayan iki parçaya en uyumlu bölümünü veren sayıdır. a > b olmak şartıyla, a ve b, p büyüklüğünün iki parçasıysa, a= a/b = p/a eşitliği elde edilir ve p= a+b olduğuna göre, ak = a+b/a dolayısıyla a2= ab+b2 bağıntıları bulunur. En küçük parçaya (b) 1 değeri verilirse, a2-a=1 den a2-a-l=O lde edilir. İkinci dereceden bu denklemin artı karekökü sonucunu verir, altın sayı budur. Rakamlarla başı hoş olmayan sanatçılar, pratikte tablonun sınırlı yüzeyini ahenkli bölümlere ayırabilmek için, altın bölüm sayılarından ilham alarak, bunun pergelini yaptılar. Bu, matematikte İlahi bir değer olarak bilinir. Varlığın yapısına dercedilmiş olan bu sayı âlemşümul bir orandır. ![]() Altın oran, bir ahenk ve nizam prensibidir. Sanatçılar bu İlahi değeri, kararlama bir çalışmayla ve rahatlıkla eserlerine mal edebilirler. Altın bölüm, herhangi bir sanat eserinin ifade bünyesinde ortaya konamamış ise; bu eser, gerçek güzelliği yansıtmaktan uzak, ruhsuz ve basit olur; hiçbir zaman dünya çapında değere ulaşamaz. Sanat eseri, sanatçının ruh âlemini yansıttığı kadar, onun yaşadığı hayat ve tabiat şartları ile de alkalıdır. Aslında önemli olan tabiat değil, belki de onun bize sunmak istediği İlahi manadır. Sanat, aradaki bütün mesafeleri kaldırarak, doğrudan doğruya ilhamların duygulara çarpması ve anlaşılmasının, böylece insanlığın İlahi esintileri aradığı ortak kavram olarak ortaya çıkmaktadır. ![]() Altın oran, bir başka ifadeyle bütün ve parçaları arasındaki ahengin adıdır. Bir bütünde, sıkıcı eşitlikler yerine ahenkli eşitsizlikler. bu oranın neticesidir. Tabiatta var olan İlahi oranı sezen sanatçı bunu eserlerinde rahatlıkla taklit yoluyla kullanır. Mimarlık, heykelcilik ve resim alanlarında bir uyum anahtarı olarak bilinen bu İlahi oranın kullanıldığı büyük eserler arasında Keops piramidini 51º 49' 42"lik açı, bir altın dikdörtgenin köşegeni çevresinde dönüşünü karşılar (Resim 1). Atina’daki Parthenon, Milano’daki Duomo ve Mimar Sinan’ın eserlerini sayabiliriz. Bir sanat eseri, yalnız kendimize ait ve bizi tatmin etmek için olmayıp, bütün insanlığın benimseyebileceği biçim ve kalitede olmalıdır. Sanat eserinin, her devirde değerinden kaybetmemesi, üstün bir seviyeye ulaşmasına ve İlahi kanunlara uygunluğuna bağlıdır. İlahi oranı, yani altın bölümü hem bitki hem de hayvanlar âleminde görmekteyiz. Mesela; çiçekteki taç yaprakların sayısında (Resim 2) ve denizyıldızında altın bölümün varlığını hemen farkedebilirsiniz (Resim 3). Bir numaralı şekilde bir meşedalı görülmektedir. Dikkat ederseniz, 6 nolu tomurcuk 1 nolunun tam üzerindedir. Eğer birinci tomurcuk, ilk spiralin birinci tomurcuğuysa, 6. tomurcuk ikinci spiralin ilk tomurcuğudur (Şekil 1).Tam bir spiral (helezon), herhangi bir spiral üzerinde 5 tomurcuğun eşit aralıklarla 2 kere sıralanmasından meydana gelir. Bu dizilmeyi 2/5 kesiriyle gösterebiliriz. Karaağacın dizilme kesiri, l/3’tür. Bazı ağaçlarınki 3/8, bazı fundalıklarınki ise 5/3’tür. Yaprakların dal üzerinde dizilme planında kes- ün pay ve paydaları çoğunlukla 1,2,3,5,8, 13, 21, 34…rakamlarından meydana gelmektedir ki bir sayı, kendinden önceki iki sayının toplamına eşittir. Ayçiçeği, altın bölümün iki tarzda kullanılışını gösterir (Resim 4). Ayçiçeğinin tohum tablası, logaritmik spirallerden ibaret kesişen kıvrım (petek) dizilerinden meydana gelir. Veya ayçiçeği başı meyve oyuklarında bulunan birbirini kesen eğriler serisini meydana getirir ki, bunlar logaritmik helezonlara benzerler. ![]() Küçük bir ayçiçeği başı, 34 kıvrımı (petek) kesen 21 kıvrımdan, bir başkası 55 kıvrımı kesen 34 kıvrımdan ibarettir. Bu kıvrım sayılan yine 1, 2,3,5,8, 13, 21, 34,…gibi sayı dizilerinden meydana gelmektedir. Çam kozalağı da, aynı tohum dizisine sahiptir. Yalnız bunlarda tohumlar, ayçiçeğindeolduğu gibi bir tabla üzerinde değildir. Bir çam kozalağı, morfolojik yapısı haricinde, tohum zarlarının tertip ve tanzimi itibariyle ayçiçeğine benzer. Bu sayı dizisi diğer çiçeklerde de görülür. Yıldız çiçeğinde sekiz kıvrım, papatyada ise 21 kıvrım vardır. Altın sayı, tabiatın dış yapısının anahtarıdır. Bu sayıya, herşeyden önce logaritma spiralinde rastlanır. Ayrıca, yaprakların dallardaki periyodik dizilişinde, insanda da göbeğin, vücudu ikiye böldüğü noktanın bölüş oranında görülür. Bulutlar bile spiraller gibi dış bükey bir oluş gösterir (Şekil 2-3). İnsan yüzü de, tıpkı bedeni gibi aynı “Ahenk kanunu”na tabidir. Bu oranın başlangıç noktaları, başta en çıkıntı tepe noktası ile çene altı arasında kaş, göz, ağız ve çene altı girintisi, kaş ve tepe noktası arasında ise alında saçların kesim çizgisidir. Yandan başı çevreleyen geometrik şekil -dikdörtgen- içindeki kulak deliği de, altın bölüm noktasıdır. ![]() Bu insan yüzündeki sistemi, -oranlar- yansıtabilen eser, sanatın iyi bir taklidi olarak gerçek sanat seviyesini yakalamış demektir. Aksi halde sanat eseri, herhangi bir güzellik ifade etmez. İskeletteki uyumluluklar ve alanlar, kolay tanımlanabilme ve ölçülebilmenin yanında, büyümenin matematik kanunlarını da yansıtır. Önden ve yandan ölçülen bir iskelette ve altın bölüm sayısı ölçülerine benzer ölçülü dikdörtgenlerin ahenkli ritmi görülür (Şekil 3). İnsan iskeletinin uyumlu bölümlerindeki dikdörtgenler, Grek uygarlığında vazo ve heykellerde de göze çarpar. İskelet, sanatçı için en önemli bir ahenk ilmini ihtiva eder.Her varlıkta, Allah’ın Mukaddir (takdir edici) ve Adl (her şeyi yerli yerince ve dengeli yapan) isimlerinin tecellisi olarak bir yapı formu vardır.Bu form, İlahi oranlar üzerine kuruludur. Mesela bir at, estetikte insandan sonra gelir. Bu altın kesim, maymun ve domuz gibi sevmediğimiz hayvanlarda da vardır. At’ın, vücud ölçüleri itibariyle değişmez taksim kanununa uyduğu görülmektedir (Şekil 4). Atın arka tarafındaki en yüksek kısım esas olarak ele alınırsa, muhtelif “Altın dikdörtgenler” elde edilir. Bu altın dikdörtgenin kenarlarının birbirine oranı “Altın Kesim” oranına eşittir. Esas vücut ekseniyle bir açı teşkil etmelerine rağmen, boyun ve baş da aynı esas ölçüye tabidir. Resimde görülen açı da, ekseriya düzgün bir beşgenin köşe açısıdır. Beş sayısından gelen altın bölüm, beşgenin bir kenarının, yıldızlı beşgenin bir kenarına olan oranıdır. Bu oran, küçük sayının büyüğüne oranıdır; büyük ise, iki uzunluğun toplamı olup (2/3, 3/4, 3/5, 4/5, 5/7, 5/8 vb.)kullanılmaya elverişlidir. Bir beşgenin köşeleri karşılıklı olarak birleştirilirse, ortaya bir yıldız biçimi çıkar. Buna, pentagram denir. Pentagramın kenarları kalın ve ince çizgili kısımlar arasında eşkenar üçgenlerin içinde tepeye doğru daralan noktalı çizgilerin ara mesafeleri, göz ve duygunun da farkettiği gibi “Altın kesim” lidirler (Şekil 5). ![]() Hayatımızı çevreleyen dekor güzel olmalı; âlemde yahut, yalnız faydaya yönelik ve hissimize, ruhumuza hitap etmez biçimde olmamalı. Atımıza başlık takarken bile, bu, sadece onu idare için değil, güzelliğine güzellik katacak bir unsur olarak da düşünülmelidir. İptidai devirlere ait eserlerde dahi bu estetik münasebeti görebiliyoruz. Mesela, Anadolu’da bulunan tarih öncesi sanat eserlerinden biri, Hititlere ait kurs, çıkıntıları, iç boşluk mesafeleri, genişlik ve yükseklik ölçüleri itibariyle mükemmel piramidin altın oranlarını taşımaktadır. Sarmaşık yaprağı, beş köşeli yıldız formuyla, kar kristalleri altı köşeli şekilleriyle, (Resim 5)”Altın kesim” esasına göre ölçülü ve oranlıdır. Altın oran, eski çağlardan beri, varlıkta keşfedilen bir ilim sembolüdür. Çeşitli geometrik çizimlerin mimaride anahtarı olmuştur. Yapının ayrıntıları ve sütun başlıklarında da altın sayının izleri görülür. Tabiatta her nesne, Allah’ın kendisine biçtiği bir ahenge sahiptir. Şu halde, tabiat ve onun güzelliği denince, aklımıza, bu ahengi yansıtan biçimler gelir. Dolayısıyla, sanat iddiası taşıyan bir eserin de bu İlahi ahengi aksettirmesi gerekir. Kübizmin kurucularından olup hat sanatından çok etkilenen İspanyol ressam Picasso, eserlerinde altın orana uyduğundandır ki, büyüktür. Leonardo da Vinci’nin, Mona Lisa dâhil bütün eserlerini Altın Kesime dayanarak yaptığını görüyoruz. Aynı şey Raphael ve Rembrant’ta da görülür. Bu tür eserlerine günümüzde dahi paha biçilememektedir. Michelangelo, Goetz Henri, Manet, Mimar Sinan, yüzyılımızın sanatçılarından Mehmet Siyahkalem, Cemal Tollu, Osman Oral, Osman Hamdi, ayrıca Şeker Ahmet Paşa, Süleyman Seyit Bey, Hoca Ali Rıza, Abidin Elderoğlu, Şeref Bigalı ve daha niceleri, eserlerinde hep bu İlahi oranı yansıtmıştır. ![]() Tabiatın her zerresinde Yaradan’ı ve O’nun kanunlarını bir nizam ve ahenk kanunu olarak görüyor ve bütün yaratıkların, bu kanunla gelişip serpildiğini seziyoruz. KAYNAK 1-Şeref Bigalı- Resim Sanatı. 2-Abidin Elderoğlu Altın Kısım 1956 3- Matila C. Ghyka-Esthetique des Propyortions dans la Nature et dans es Arts. |
|



İnsanoğlu, tabiattaki güzelliğin ve yaratılıştaki sırrın gerçeğini bulmaya ve araştırmaya çalıştı, çabaladı; sonunda duygu, sezgi ve düşünce ile, geometri ve sayıya dayanan bir orantının, bütün varlıklara serpilmiş olduğunu hissetti.


Bir numaralı şekilde bir meşedalı görülmektedir. Dikkat ederseniz, 6 nolu tomurcuk 1 nolunun tam üzerindedir. Eğer birinci tomurcuk, ilk spiralin birinci tomurcuğuysa, 6. tomurcuk ikinci spiralin ilk tomurcuğudur (Şekil 1).

İnsan iskeletinin uyumlu bölümlerindeki dikdörtgenler, Grek uygarlığında vazo ve heykellerde de göze çarpar. İskelet, sanatçı için en önemli bir ahenk ilmini ihtiva eder.
şeyi yerli yerince ve dengeli yapan) isimlerinin tecellisi olarak bir yapı formu vardır.
