Tarlaya atılan tohum, hayat şartlarını bulduğu zaman yeşerir. Meyve verir. Kalbe giren iman da iz’an haline geldiği zaman, fedakârlıklar zinciri halinde kendini gösterir

Yoldan engelin kaldırılması, ayağı kırık bir hayvana yardım yapılması, aç bir kedinin doyurulması, susuz bir kalbin sulanması bir fedakarlıktır.

İfrat ve tefritten uzak, dengeli ve muvazeneli davranmak suretiyle, insan fıtratına en uygun din olan İslamın yüce ve yüksek ahlakını temsil etme, numune ve örnek bir insan olarak hareket etme bir fedakârlıktır.

İlmini, kabiliyetini, emr-i bil maruf nehy—i anil münker yolanda sarfederek ve milletin derdi, ıztırabı ve çilesini bir kor gibi bağrında hissederek, yüce ve ideal bir neslin yetiştirilmesinde, bu hizmeti ve misyona yüklenecek kadro ve misyonu yüklenecek kadro ve müesseselerin kurulması da her türlü gayreti esirgemeden bu yolda mihnet ve sıkıntılara göğüs germe bir fedakarlıktır.

Kurban da bir fedakarlıktır. Bu fedakarlık evladını kurban etmeye kadar, Allah’a teslimde zirveyi tutan Hz. İbrahim’le (as), kesilmeye razı olan ve Allah’ın (cc) emrine severek bayan eğen ağla Hz. İsmail’i (as) kurtarmıştır. Mümin, ,Allah (cc) için kurban keser. Akıttığı bu kan yüzbinlerce İsmaillerin kurtulmasına sebep olur. Allah (cc) için malını kurban edenler, gerekirse hak yolanda canlarını da feda etmeye kazır olduklarını ispatlamış olurlar.

Medeni dünyada miminler kıtır kıtır kurban ediliyor. İslam bu zilletten kurtulmak için her sahada olduğu gibi kurban mevzuunda da fedakarca davranıp gelecek yavrularımızı, nesillerimizi hasım dünyaya kurban vermekten kurtarmalıdır.

Bunun şuurunda olan sahabe ruhuyla dirilen nesil, baba—oğul, amir—memur, kadın— erkek, hasta-sıhhatli, hep beraber gelecek neslin kurtuluşu adına kesilen kurbanları, kurban bir neslin imdadına yetişmek için değerlendirmeye çalışıyorlar. Bu fedakar ruhların hizmetlerini yeryüzünde durduracak, engelleyecek, Allak (cc)dan gayri hiçbir güç görünmüyor. Banlar, zamanlarını, enerjilerini dünyaya dünya itibariyle değil, benliğini, imanını, ahlakını ve şahsiyetini kaybetmiş hoyrat bir neslin tamiratı için sarf ediyorlar.

Müslüman’ın kurbanının kanı, eti ve derisi, bu sinelere hayat olmuş, hayatiyet kazanan bu sineler, insanlığın ümidi, hakkın naşiri, dinin hadimi olmuşlardır.

İnsanlara zarar vermesin düşüncesiyle, yoldan bir engeli kaldıranı mükafatsız bırakmayan Allak’ ın (cc), insanların makus kaderinin değişmesine sebep bu devasa fedakarlıkları mükafatsız bırakmayacağı muhakkaktır.

Hudut boylarında nöbet tutan asker gibi yatağında gözüne uyku girmeyenler, maddi ve manevi mukaddesleri yolanda, kele mana dinamikleri sarsılmış harap olmuş ise, kele insanlık sefalet ve rezalet içinde de kıvranıyorsa, böyle bir dünyada isar şuuru ile, yani kardeşini nefsine menfaatte, makamda, şöhrette tercih ederek, bütün imkanlarını yıkık gönüllerin tamirinde, aç midelerin doymasında, ağlayan gözlerin gülmesinde ve boş gönüllerin imanla dolmasında, ibadet neşvesi içinde hizmete koşma, severek malını harcama, gülerek ölümü hayata tercih etme ve gözünü marziyat-ı ilahiye dikme de bir fedakarlıktır.

Bu yıl yine kurban kanlarımıza hüzün gözyaşlarımız karıştı. Fakat biz hala Müslüman kanını seyrediyoruz. Bu kanın durması için kendi gayretimizden (Allah’ın da inayetinden) başka şimdilik yardımcımız görünmüyor.






comments powered by Disqus