Geri Bildirim
Pencereyi kapat
Podcast!
Podcast ile derginizi heryerden dinleyin. Tıklayın !
Gençlik (Ağustos 85)
S. Sami IŞIK  


İçinde bulunduğumuz yılın adına atfedilmesiyle, bir kere daha hatırlanarak el uzatılan gençlik.

Yarınların emanet edileceği, sırtına geleceğin zorluk ve sıkıntıları şimdiden yüklenmiş gençlik.

Milletlerin ayakta kalmalarında, gelişip yücelmelerinde mühim unsurlardan biri; gençlik.

Tarihin seyri içinde, milletlerin hayatlarında alçalıp yükselmelerine hatta tarih sahnesinden silinmelerine kadar genişleyen dairelerin odak noktasında gençliği görmek mümkündür. Çünkü o, içinde yaşadığı toplumun çalkantılarında hep başrol oynamıştır. Fert olarak toplumun meyvesi olduğu gibi, cemiyet ağacının oluşmasında da en mühim faktörlerden biridir.

Cemiyetin temel yapı taşlarını oluşturan gençlik; sahip çıkıldığı, nazik ve nâzenin bir çiçek gibi itina ile bakıldığı devirlerde çağ açıp kapatacak kadar abideleşmiştir. Fatih, genç yaşında İstanbul'u aldığında devrinin ilimleriyle donatılmış olduğunu; kendisine çiçek atanlara hocasını işaret etmesiyle de terbiye ve nezaketin zirvesinde bulunduğunu gösteriyordu. Mısır'a yaptığı seferinde, İzmit'in bağlarını geçtikten sonra ordusunu durdurup çantalarını tek tek aratan, bir üzüm tanesi dahi bulunamayınca sefere devam eden Yavuz ve ordusunda da bu ruh yüceliğini görmek mümkündür. O daha sonra, yanındakilere "Askerimin çantasından bir üzüm tanesi bile çıkmış olsaydı buradan geri dönecektim" demek suretiyle hükümdar olarak, komutan olarak bu işe verilen ehemmiyeti dile getiriyordu. Esasen, mazimizin bu kadar haşmetli ve şanlı olması, millet olarak bu kadar uzun süre ayakta kalmamız, gençliğimize verdiğimiz değerle mümkün olmuştur. Gençliğimiz, heykeltraşın elindeki çamur misâli, yoğrulup şekillendirildiğinde ortaya harikulade san'at eserleri çıkmış, kendi haline terk edildiğinde ise kurak, çatlak ve çorak bir manzara arzetmiştir. Nitekim gençliğimizde Avrupa hayranlığı ile başlayan onun gibi görünme, onun gibi konuşma, ondan gelenlere parola sormama hastalığı koskoca bir imparatorluğun çökmesine zemin hazırlamıştır. Yakın geçmişimizde dahi gençlerimizin dışardan gelen fikir ve cereyanları, analize tabi tutmadan, mikroskobun altına koymadan, bünyemize uygunluğunu araştırmadan benimsemesi, toplum olarak kabuslar görmemize sebep olmamış mıdır ? Lise çağındaki talebelerimize kadar inen başıboşluk ve düzensizliğin yayılmasına, gencecik dimağlara zararlı fikirler enjekte edilmesine, meyve suyu ile alkolün aynı masada sunulmasına, parola sormadan benimsenen fikirler sebep olmamış mıdır?

Gençlik diyoruz, gençlik yılı diyoruz, problemlerini ve dertlerini bir bir sıralıyoruz. Düşünen beyinler, O'na sahip çıkmanın, koruyup gözetmenin lüzumu üzerinde duruyorlar. Tahsillerini devam ettirebilmeleri için yurtlar tahsis ediyor, gençlik kampları açıyor, çeşitli seminer ve toplantılarda ortaya konan problemlere çözüm yolları sunuyorlar.

Sergilenen dertlerine ve teşhis edilen hastalığına uygun ilaçlarla, adına atfedilen yılda tedavi edileceği ümidiyle...



podcast itunes youtube rss twitter facebook