Geri Bildirim
Pencereyi kapat
Podcast!
Podcast ile derginizi heryerden dinleyin. Tıklayın !
Göklerdeki İbret
Zoolog Arif YILMAZ  


“Göğün boşluğunda onun emrine Boyun eğdirilmiş olan kuşlara Bakmadılar mı? Onları Allah’dan başka tutan kimdir? Şübhesiz bunda inanan Bir Kavim için Ayetler (Allah’ın Büyüklüğüne işaretler) vardır.” (Nahl–79)

“Üstlerinde kanatlarını açıp yumarak uçan Kuşları görmüyorlar mı? Onları (havada) Rahmandan başkası tutmuyor. Doğrusu O, her şeyi görmektedir.” (Mülk–19)



Kuşlar havada durabilmek ve rüzgârda seyahat edebilmek için çok çeşitli ustaca metotları kullanırlar. Dalgalar arasında yüzen albatroslardan, yükselen hava kitlelerden istifade eden akbabalara kadar.

Uçma, kuşlar için muazzam enerji gerektiren bir faaliyettir. Havada yol alabilmek için çok büyük göğüs kazlarına, büyük bir kalbe ve aynı zamanda çok hafif iskelet ve diğer vücut kısımlarına ihtiyaç vardır. Meşhur ornitolog doktor Colin Penycuick bu mevzuda şöyle demektedir: Şayet bütün bu ihtiyaçlar tabiat üstü bir güç tarafından karşılanmasaydı, o zaman kuşların uçmak için kafi miktarda gücü teminde iki metre göğse sahip olmaları gerekirdi.

Hiç şüphesiz uçma, kuşlara karada yaşayan hayvanlar üzerinde birçok avantajlar sağlar. Bu sayede ihtiyaçları olan muazzam enerji karşılanabilir. Mesela (kolibri) kuşları kanatlarını saniyede elliden fazla çırparak havada hareket etmeden bir helikopter gibi durup, enerji bakımından zengin bal özü nektarı depoları olan çiçeklerin içine gagalarını sokarak beslenebilir. Bununla birlikte birçok kuş, uçuş için lüzumlu olan enerji miktarını azaltmanın çeşitli yollarına sahip bulunmaktadır.

Kerkenez (Falco tinnunculus) avını ararken havada süzülme kabiliyetini kullanmasıyla meşhur olan ve Avrupa, Asya ve Afrika’da yaşayan yırtıcı bir kuş olup, bu süzülme işini ya kanatlarını hızlı bir şekilde çırparak veya bir telden sarkıyormuş gibi gergin tutarak sağlar. Kerkenez’in kullandığı bu metoda uçuş avcılığı denir. Bununla beraber avlanmanın yegane metodu bu değildir. Kerkenezler çok defa bir çit veya bir ağaç üzerine tüneyerek avını gözler. Sonra da üzerine doğru uçarak onu yakalarlar. Bu şekilde avlanma metoduna ise tüneme avcılığı denir.

Bu iki metottan hangisinin daha randımanlı olduğunu anlamak için Hollandalı bir araştırmacının yaptığı araştırma neticesine göre uçuş avcılığı bir kerkenezin avının dörtte üçünü teşkil etmektedir. Tarla faresi, sıçan ve benzeri diğer küçük memeleri saatte 2,17 bir nispette uçuş avcılığı ile yakalayan kerkenez, tüneme avcılığı metoduyla (saatte) sadece 0,14 nispetinde av yakalamaktadır. Bu da bize uçuş avcılığının tüneme avcılığına nazaran çok daha geniş bir avlanma sahasını temin ettiğini gösterir.

Hollandalı araştırmacının süratli film çekim metodlarıyla tesbitlerine göre, Kerkenez rüzgâra karşı mücadele ettiği için vücudunu başının
Akbaba sırtlanla aynı anda ava koşsa bile sırtlanı geçebilir
Bir Kızıl akbaba leşinin üzerine gelirken uzaktan Torgos trachehiotus adlı süzülmekte olan başka bir akbabanın ve müthiş bir rekabetçi olan benekli sırtlanın dikkatini çekiyor.
Sırtlan saatte 40 km. hızla koşmasına rağmen yarışı kaybeder. Çünkü sırtlanın 3,5 km. lik bir mesafedeki leşe yetişmesi için o yetişmesi için o yolu akbabaya göre 4,25 dakikada alması gerekirken, saatte 70 km. lik bir hızla “soaring” yapan akbaba bu mesafeyi sadece 3 dakika içinde aldığı için rahatça besinini elde eder.

etrafında dolaştırarak sanki görülmez bir şeyle tesbit edilmiş gibi fezadan hareketsizliği temin eder. Bu durumun çok aşağıdaki küçücük fareleri toplamak için kerkeneze en iyi pozisyonu sağlar ve bir harp gemisindeki jireskobun hedefe doğru nişan almış silaha şaşırmadan hedefi buldurduğu gibi, kerkenez de çok yükseklerden nişan aldığı avını son süratle inmesine rağmen şaşırmadan yakalar.

Uçuş-avcılığının geriye dönüşü (avını yakaladıktan sonra tekrar yükselme) çok büyük miktarda enerji ister. (Ornithologlar) Kuzey Amerika’da yaşayan siyah omuzlu Çaylak, (Elanus leucurus)da da aynı durumu tesbit etmişlerdir. Bu çaylak kısmen süzülerek avlanmasına rağmen (uçuş-avcılığı için 24 saat saatin ancak 2,5 saatini harcar) en çok tüneme-avcılığı yapar. Fakat uçuş-avcılığı esnasında tüneme avcılığının altı misli kadar bir enerji gerekir ki bu da günlük enerji stokunun %50’sine tekabül eder.

Hem Britanya ve hem de Hollanda’daki çalışmalar, kerkenezlerin uçuş-avcılığını sadece yazın, tüneme avcılığını ise kışın kullandıklarını göstermiştir. Zira yazın avın çok bol olduğu ve yavruların da gelişmek için fazla miktarda besine ihtiyaç duyduğu bir mevsim olup, uçuş avcılığı ile hem bol besin temin edilir, hem de bu besinle harcanan büyük enerji karşılanabilir. Kışın ise av çok az olduğundan tüneme avcılığını tercih eden kerkenez bu sayede az enerji harcayarak sağlığını muhafaza edecek kadar avı temin edebilir;

Yırtıcı kuşlar avı yakaladıktan sonra en kısa zamanda yere çarpmadan geri dönüşü başarabilmek için çok harika bir zaman ayarlama mekanizmasına da sahiptirler.

Kerkenezin esas avı, topraktaki yuvalarında yaşayan ve sadece beslenmek için çimenli sahalara çıkan tarla fareleri veya sıçanlardır. Tarla farelerinin hayatları monoton bir şekilde düzenli olup her iki saatte bir beslenme nöbetine sahiptirler. Kerkenezler de uçuş-avcılığı vaktini, sıçanların ve tarla farelerinin yuva dışına çıktıkları zamana rast getirmek için ayrıca hususi bir zaman ayarlamasına sahip olduklarından bütün gün uçmak yerine belli fasılalarla uçarak enerjilerini idareli kullanırlar.

Kerkenez ayrıca yakaladığı avını hemen yemeyip yemek vaktini boş zamanına tehir eder. Bu, gündüzleyin kerkenezin ağırlığını ve onun havada uçmak için ihtiyaç duyacağı enerji miktarını önemli derecede azaltır. Sabahleyin bir tarla faresini yakalama ve onu akşamleyin yeme, kerkenezin mevcut enerji ihtiyacından % 7'lik bir tasarruf sağlar.


Rüzgarda Süzülme
Kerkenez ayrıca uçuş-avcılığı esnasında harcanan enerjiyi rüzgardan faydalanmak suretiyle azaltır. Kanatlan üzerindeki hava akımını artırmak için rüzgarda süzülerek uçar. Şayet rüzgar yeterince kuvvetli ise, kerkenez kanatlarını gergin tutacak kadar bir güç temin eder. Rüzgâra doğru meyilli olan bir zemin üzerinde avlanmak suretiyle aşağıdan yukarıya doğru olan hava akımından fevkalade bir yardım temin edebilir.

Uçuşa yardım etmek üzere hava hareketlerinden enerji elde etme tekniğini (soaring) kerkenezle birlikte bir çok kuşlar da kullanır. Hava hareketlerinden faydalanarak enerji tasarrufu yapabilme; kuşların havadaki üstünlüğünün bir işaretidir. Bu metodu tatbik edebilmeleri için kuşlann son derece hassas cihazlara ve bilgiye sahip olmaları gerekir. Ancak böylelikle etraflarındaki hava akımının yönünü, kuvvetini keşfedip jiroskop vazifesi gören başı ile uçuş mekanizmasını kontrol edebilir.

Rüzgarda kolayca ve akrobatik olarak soaring metodunu kullanan kuşlann manzarası karada yürüyen insanları kıskandıracak kadar heyecan vericidir. İngiltere'de Bristol Üniversitesi'nden Dr. Colin yıllardan beri ornitholoji ile planörcülüğü birleştirerek hem kuşların hem de planörcülerin kullandığı soaring uçuşunun yollarını ve avantajlarını araştırmaktadır. Bu metod sayesinde kuş besinini araştırmak için arazilerde devriye gezerken havada kalmak için lüzumlu enerji, miktarını azaltır ve bu yüzden de uzun mesafelere açılma sahası genişlemiş olur. Böylece süzülerek uçan bir martı, kanat çırpma uçuşunda harcadığı enerjiden % 70 tasarruf sağlar.

Bir kuşun hava hareketlerinden enerji elde edebilmesinin altı şekli vardır. Bir tepe kenarında duran bir kerkenez ve bir uçurum boyunca süzülen martı slopesoaring (yukarı doğru süzülme) yapıyor demektir. Yani rüzgar yukarıya doğru dönerek estikçe meydana getirilen hava cer-yanını kullanmaktadır Kuvvetli bir rüzgar tepenin üzerinden estiği zaman sürekli birbirine geçen dalgalar meydana getirir. Bu dalgalar vasıtasıyla uçuşu (Wawe soaring) daha ziyade Sulidae familyası ve diğer deniz kuşları, ada tarafından meydana getirilen sürekli sabit dalgalar vasıtasıyla tatbik ederler. Seyrek olarak daha küçük engeller tarafından meydana getirilen Türbülans (pust soaring) sayesinde ani ve şiddetli yükselmeleri de kullanabilirler. Martılar bir geminin baş kısmı etrafında süzüldüğü zaman yukarıya doğru olan hava cereyanları aynı zamanda iki hava kitlesi arasındaki sınırda meydana gelir ve kuşlar baştan yükselme denen "front soaring" e teslimiyet gösterirler. Kıyı şeridi boyunca rastlanan deniz meltemi sadece, bu meltemlerden soaring yapan baştankaralar radarla tesbit edildiği zaman keşfedilmiştir. Diğer iki tip ise Thermal soaring (sıcak hava kütlesinde süzülme) ve Wind gadient-soaring (dönerek adım adım süzülme) dir. Bilhassa bu son ikisi Dr. Colin Pennycuick tarafından araştırılmıştır.

Termal-soaring dünyanın sıcak bölgelerinde yaşayan kuşlar tarafından bilhassa sahilden uzak bölgelerde kullanılmaktadır. Zemin güneşle ısındığı zaman bunu müteakip hava ısınmaya başlar ve daha hafif olan sıcak hava (thermal) atmosfer boyunca yükselir. Bu thermal ekseriyetle yükselen spiral bir sütun şeklinde olup döne döne yükselir.


Akbabalar
Avrupa, Afrika ve Asya akbabaları ile Amerika akbabası birbirinden farklı şekilde kendilerini yukarıya taşıyacak olan thermalleri kullanma tekniklerine sahiptir ve onlar kerkenezin uçuş-avcılığında yaptığı gibi zemini araştırdıkları yerde bir avantaj temin ederler. Thermal'den thermale (sıcak hava kütlesinden diğer bir sıcak hava kütlesine) süzülerek ilerleyen akbaba bir günde muazzam bir sahayı kontrolu altında tutar.

Sabahleyin güneş doğduğu zaman thermaller yükselmeye başlar; en küçük akbabalar önce en zayıf thermallerden havalanarak uçmaya başlarlar. Bu en küçük akbabalar hava ısındıkça daha büyük akbabalar tarafından takip edilir. Akbabalar yükselen havanın kaldırma gücüne karşı çekim kuvvetini dengelemek üzere daire çizerler. En hızlı hareket eden hava, thermalin merkezinde olduğu için şayet onlar tırmanmak isterlerse merkeze doğru hareket ederek destek güç kazanırlar ve yukarıya daha çabuk çıkarlar. Yükselen sıcak hava kütlesi bilhassa göç esnasında çaylaklar ve diğer avcı kuşlar tarafından da kullanılır.

Orta Avrupa'da yuva yapan Beyaz Leylek (Ciconia ciconia) kışı Afrika'da geçirmek için 7 000 km'lik bir yol kateder. Eğer leylekler bütün seyahatleri boyunca çırpma uçuşunu kullanacak olurlarsa, o zaman onların dört defa durup besin alarak yakıt ikmali yapmaları gerekir. Fakat günde altı-yedi saat thermaller arasında süzülerek seyahatlarını üç haftada tamamlarlar ve böylece yağ şeklinde depo edilmiş yedek enerjiden bol miktarda tasarruf etmiş olurlar.

Suyun ısınması yavaş olduğundan thermal'ler deniz üzerinde oluşmazlar. Bundan dolayı soaring metodu ile yapılan göçlerde uzun deniz seyahatlerinden kaçınılmalıdır.

Afrika'ya doğru gitmeleri proğramlanmış olan büyük avcı kuşları ve leylekler, İberik yarıdamadası ve Cebelitarık yoluyla bir de Balkanlar, Çanakkale ve İstanbul yoluyla Avrupa'yı terk ederler. "Thermal soaring" günün sıcak zamanı ile sınırlandırılmıştır. Gece olunca hava soğuduğundan bu metod artık kullanılamaz. Bununla beraber beyaz leylekler Cezayir'in Petrol bölgesindeki ışıklı gaz kulelerini çok ustaca kullanırlar. Geceleyin uçup petrol kulelerinin üzerindeki ateşe beş metre yükseklikten, yukarıya doğru spiral çizerler ve beş km. ötedeki diğer ateşli kulenin üzerine doğru süzülerek yollarına devam ederler.

Bugün oldukça gelişmiş fizik ilmi ile ancak çok ince hesaplamalarla incelenen bu hassas uçma ve zamanlamayı kuşların minicik beyinleriyle kendi kendilerine geliştirmeleri ve nesilden nesile intikal ettirmeleri düşündürücü ve yaradılışları itibariyle hayret ve hayranlık uyandırıcıdır.

Pelikanlar dahil olmak üzere albatroslar, sümsük kuşları, martılar ve diğer deniz kuşları "Slope soaring" (yukarıya doğru süzülme) ve "Windgrodiend soaring" (dönerek adım adım süzülme) metodunu kullanırlar.

Deniz dalgaları hava akımlarını yukarı doğru yönlendirmede bir tepe veya uçurum gibi aynı tesire sahiptir. Bundan dolayı deniz, kuşları dalgaların uç kısımlarında uçmak suretiyle yardımcı bir güç elde ederler. Hatta sakin havalarda geniş kabarmaların sahip olduğu hareket, yükselen hava cereyanları hasıl ettiği için yukarı doğru süzülerek yükselme mümkün olur. Dalga boyunca süzülmedeki aralıklarda bir albatros ani bir şekilde rüzgâra karşı dönüp hızlıca tırmanmaya geçebilir. Dalgaların 10–15 metre üstüne çıktığı zaman tekrar aynı şekilde dönüp rüzgarın enine doğru süzülür. Böylece enerji kazanma ve mesafe kat etmede rüzgârı adım adım kullanmış olur.

Rüzgar hızı su sathına temas ettiği kısımda yavaş, yükseklerde hızlı olduğundan albatros yükseldiğinde gittikçe şiddetlenen daha hızlı bir rüzgarla karşılaşır. Bu durum deniz sathındaki sürate nazaran hızı kaybederek tesirsiz hale getirir, süzülme hızı minimuma düştüğü zaman kuş geri dönüp alçalmak suretiyle hız kazanır.

Kuvvetli bir rüzgâr ile ve kanat çırpmadan gelen az bir yardım ile pelikanlar gibi daha küçük deniz kuşları dalgalar üzerindeki bu süzülme tekniğini kullanabilirler. Fakat kanat uzunlukları iki metreyi bulan albatroslar bu tekniği devamlı kullanamazlar; kilometrelerce durmadan uçmak, ancak kanat çırpma uçuşu ile mümkün olabilir. Bununla beraber albatrosun kanatlarını iki metre olarak yaratan onun kanatlarına belli bir yerde anında kilitlenebilecek hususî bir lendon (kiriş) takarak albatrosu büyük bir yükten kurtarmıştır. Böylece kanatlarının gerginliğini muhafaza edecek kuvvet için harcanacak büyük bir enerji tasarruf edilmiş olur.

Süzülme anında kullanılan enerji miktarı muhtemelen kuşun dinlenme esnasındayken ihtiyaç duyduğu enerjinin iki katıdır. Ornitholog Pennycuick dokuz kg. ağırlığındaki bir gezgin albatros (Diomeda exulas) kuşunun 29 saat süren 1 000 km'lik bir uçuş esnasında vücut ağırlığının % 1'ini (90 gr) kullandığını hesaplamıştır.

Albatroslar ve diğer deniz kuşları yüzlerce kilometre uzaktan yavrularına besin getirmekle bilinen kuşlardır. Onlara uçuş esnasında enerji tasarrufu sağlayan böyle ekonomik bir yapı ve kabiliyet verilmeseydi elbette bu çok zor işi başaramayacaklardı.

podcast itunes youtube rss twitter facebook