Günün Hangi Saatinde Çalışmalı


Her canlı belirli bir program ve ritm içerisinde kendisine verilen ömrü tamamlar. Canlıların en mükerremi olarak yaratılan insanın da ömrünü hususiyetle ömrünün alt birimini teşkil eden gününü belirli bir program içerisinde geçirmesi yaratılışının muktezasıdır. Günlük programın tanziminde dikkat edilecek nokta, günün hangi saatlerinde zihni ve bedeni çalışmaların verimli olarak yapılabileceği hususunun bilinmesidir. Aşağıda bu mevzuyla alakalı birkaç husus açıklanmaya çalışılacakdır.

İnsanoğlu bazı prensiblere riayet ederse daha randımanlı bir çalışma hayatına girebilir. Zihni yorulan bir kimsenin bir mevzu üzerinde verimli bir çalışma yapması beklenemeyeceğinden beynin belli bir dinlenme dönemine sokulması gerekir. Vücudumuzu faaliyete geçiren ve zinde tutan hormonlardan biri kortizoldür. Bu hormonun kanda yüksek olduğu seviye sabahleyindir. Bu seviye giderek düşer. Gece 11 sıralarında en düşük seviyeye ulaşır. Bu yüzden faaliyet ve çalışma için en uygun zaman sabah vaktidir. Ne gariptir ki, çoğumuz kortizolun düşük olduğu gecenin geç saatlerinde çalışırken yüksek olduğu sabahleyin yatma alışkanlığına sahibiz. Vücudun bu fizyolojik hususiyetinden dolayı yatma saatimizi erkene almalıyız. Serinlik vakti olan sabahın erken saatleriyle akşam vaktine yakın saatlerde çalışma iş verimini arttırır. Hususiyetle yaz mevsiminde öğle sıcağında çalışma ve güneş ışığına uzun müddet maruz kalma, birçok deri kanserinin teşekkülüne yol açar (1,2).

Günün erken ve geç saatlerinde güneş ışınları atmosferden eğik olarak geçip yeryüzüne geldiğinden bu zamanki ultraviyole ışınlarının miktarı; güneş ışınlarının atmosferden daha dik bir açıyla geçtikleri gün ortasına nazaran daha azdır. Bu şartlar altında sabah ve akşamüzeri çalışma ile deri kanseri riski az, öğle vakti çalışma ile deri kanseri riski fazladır. Öğle vakti sıcakta çalışan insanlarda güneşin ısı radyasyonlarının iş verimini azaltmasını bir yana bırakalım, sıcak vurması ile ifade ettiğimiz, netice ölüme kadar gidebilen üzücü tablolar ortaya çıkmaktadır (3) . Nitekim 14 asır önce Yüce Rehberimiz de sabah güneş doğduktan bir saat geçinceye ve akşam güneş batmaya bir saat kala zaman içerisinde uyunmamasını, bu zamanın aktivite içinde geçmesini, öğle vakitleri ise istirahat edilmesini tavsiye etmiştir.

Güneş ışınları içinde özellikle ultraviyole ışınları insanda veya hayvanda deri kanserlerine sebep olabilir. Nitekim bu tehlikeye 14 asır önce Yüce Rehberimiz de dikkati çekmiştir.

Güneşe karşı oturmanın ve uyumanın zararlı olduğunu bildirir: Nafi’nin Ömer b.Hattab (r.a.) dan rivayet ettiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Güneşe karşı oturmayınız. Kim güneşe karşı oturursa, güneş onun benzini bozar ve tenini kurutur yani vücut rutubetini kurutur ve derisini bozar. Kaftanını eskitir ve vücudunda gizli illetler olan insanın bu hastalığını ortaya çıkarır” demektedir (4) . Burada gizli illetler kelimelerine özellikle dikkat edelim. Yukarıda güneşin deri üzerinde tesirlerinin anlatılmasını takiben arkadan gizli illetler kelimesinin kullanılması, gizli ve sinsi bir seyir gösteren cilt kanserlerini hatırlatmaktadır. İkinci bir husus olarak da güneşin tesiriyle gelişen beyin iç kanamaları da anlatılmış olabilir.

Bu hususta arzedilen nakillere şöyle bir göz atalım “Sabah namazını kılıp, sonra da bir cemaatte oturup güneş doğuncaya kadar Allah’ı zikretmem, bana, Allah yolunda, düşmana saldırmamdan daha sevimlidir. İkindi namazını kıldıktan sonra güneş batıncaya kadar geçen zaman için de böyle” (5) . Yüce Rehber öğle uykusunu genellikle öğle namazından sonra uyumaktadır. Fakat hava sıcaksa öğle namazından önce uyumaktadır (6) . Bir diğer ifadeyle Yüce Rehber günün dinamik vakitlerini aksiyon içinde; sıcak ve daha az randımanlı zaman dilimlerinde uyku ile geçirip öteki vakitlerde daha randımanlı olabilmektedir. Nitekim öğle uykusunun gece kalkışına vesile oluşundan bahsetmektedir. Bu hususta ‘‘kaylule gece kalkışına yardımcı olur buyurmaktadır” (7) . Hz.Aişe, Resulullah’ın gecenin başında uyuyup, sonunda kalktığım ifade etmektedir (8) . Yatsıdan sonra Yüce Rehber sohbet etmeyi sevmezdi (9) . Bir diğer ifadeyle çalışma ve dinlenme günün muhtelif zamanlarına dağıtılarak en randımanlı hayat prensibi esas tutulmaktadır. “Onlar gecelerini Rableri için secde ve kıyamla geçirirler (Furkan: 25/64). Yüce Beyana göre burada secde ile namaz ifade edildiğine göre, kıyam kelimesinde daha başka bir mana arayabiliriz, mesela uyanıklık gibi. Öyle ise, geceleyin kalkan kişi, namaz ve tilavetle birlikte ilmi tetebbuatla da meşgul olacaktır. Buhari, bu hususa delalet eden rivayetlere dayanarak, geceleyin ilmi çalışma üzerine iki bab açmıştır (Buhari, İlm: 40/41). Nitekim büyük alimlerimiz gecelerini üçe ayırmışlardır: 1— İstirahat, 2— İbadet, 3— İlmi çalışma (10) . Bu şartlar altında günün yorgunluğu ile akşamleyin ders çalışma daha az verimlidir. Gece erken uyuyup, zihni dinlendirmeli, gecenin son üçte birinde ilim tetebbuatta bulunmalı, bunun yorgunluğunu gidermek için tekrar uyumalı ve dinç bir şekilde erken kalkmalıdır. Sabah altı ile on arası kanda kortizolün en yüksek olduğu dönemde bedeni ve zihni aksiyonda bulunmalı, tekrar yorulduğumuz ve sıcaklıkların en fazla olduğu, öğle vaktinde uyumalı ve böylece geceleyin eksik kalan uykuyu bununla telafi etmeli, geceleyin de uyuduktan sonra zihnin dinlendiği bir ortamda kalkmalı, bu dönemde çalışmalı ve tekrar uyuyup erken kalkmalıdır. Gece tanziminde şöyle kriterler vardır “Allah’a en sevgili gece namazı, Davud’unkidir. O, gecenin ilk yarısında uyur, üçte birinde kalkıp namaz kılar, son altıda birinde (sabah namazından önce) tekrar uyurdu (11) . Bu durumda gecenin ilk 3/6’sı uyku, 2/6’sı ibadet veya ilmi mütalaa, son 1/6’sı, ise uyku ile geçecektir. Öğle vakti uyunacak uyku ile de bu uyku telafi edilecektir.

Fikri çalışma yapacağımız zamanlarda özellikle zihnin dinlenmiş olmasına dikkat etmek gerekir. Sabahın erken saatleri hem zihni hem de bedeni işlere uygundur. Her ne kadar bedeni ve zihni randımanın saatleri birbirine paralel seyretse de, zihnen yorgun olduğumuz zamanları bedeni aksiyonlarla değerlendirmeli mesela okuldan zihnen yorgun geldiğimiz saatlerde bedeni işleri yapmalı. İlmi çalışmalarımızı ise erken uyuyup, zihni uyku ile dinlendirdikten sonra yapabiliriz.

Medeniyetin getirdiği bir husus olarak karşımıza vardiya sistemi çıkmaktadır. “Gece gündüz uyumanız ve onun fazlından nasip aramanız da onun ayetlerindendir” (12) . Burada gece sadece uyku uyunacak, gündüz çalışılacak diye kesin sınırlar getirilmemiştir. Fakat genellikle gece uyuma, gündüz çalışma yapmaktayız. Öğle vakti uyuduğumuz gibi gece çalışma durumu mümkün olabilmektedir. Bu durumda ortaya bir bioritm problemi çıkmaktadır. Umumiyetle bioritmlerde gece uyunur, gündüz çalışılır. 15–20 günlüğüne vardiya değiştirenlerde vücut yeni bioritme ayak uydurmaya çalışırken tekrar vardiya değişmesinde ritm allak bullak olmaktadır. Aynı şekilde çok uzun süre, mesela 6 aylığına gece vardiyası çalışanlarda, ritm düzene girebilmektedir. Bu kimselerin gecesi kendilerine göre gündüz, gündüzleri de gece olmaktadır. Kısa süreli vardiya değiştirenlerde verim oldukça düşmektedir. Gece vardiya çalıştıran işyerlerinde yaptığımız anket neticeleri de bu düşünceyi doğruladı. Bu şartlar altında vardiya çalışma zaruri ise vardiya değişmeleri çok uzun sürede yapılmalı yoksa iş veriminde azalma ve ruh-beden sağlığında bozulmalar husule gelir.

Gecenin bir bölümünde uyumayarak, gerek ibadet ve gerekse ilim yapanlar için uykusuz kalma gibi bir problem var mıdır? Yaşlı kimseler kolayca uyuyabilirler. Ancak gece boyunca uyanıp ve sabah erken kalktıklarından pek problemleri yoktur. Ergenlik döneminde 7,5 saat olan uyku ileri yaşlarda tedricen azalarak 6,5 saat civarında olur (13). 0 halde yaşlıların uyku ihtiyaçlarının saat olarak az oluşu da gece kalkmaları için yardımcı bir faktördür. Gençlere gelince uyku ritmlerini bilmek gerekir. Uyku grafiğinde önce zirveye çıkan eğri sonra aşağıya doğru iniş gösterir. Bu iniş çıkışlar gece içinde birkaç kere olur (13—14) . Mühim olan husus, eğrinin aşağıya iniş yaptığı noktada uyanmaktır. Mesela bir kimse 15 saat uyusa bile grafiğin zirveye çıktığı esnada uyanmışsa uykusuz olarak kalkacaktır. Halbuki son derece az uyuyup grafiğin aşağıya indiği anda kalkan bir kimse son derece zinde olarak uyanacaktır. Yani nasıl uyunup, nasıl uyanılacağını bilmek gerekir. Gece kalkacak kimselerin bu hususa dikkat etmeleri gerekir. Grafiğin zirveden aşağıya iniş müddeti şahıstan şahısa değiştiği için uyuyanlar ne kadar saatte dinç kalkabileceklerini tecrübe yoluyla bulmalıdır. Mesela bir kimse 2. saatte,4. saatte, 6. saatte uyanmalarda dinç kalkıyorsa 3. saatte, 5. saatte ve 7. saatte uyanmamaya, saatinin zilini ona göre ayarlamaya çalışmalıdır. 6 saatte dinç kalkabilen bir kimsenin 6 saat 15 dakikada uykulu kalkması mümkündür. Bu zaman birimlerini herkes kendi tecrübesine göre bulmaya çalışmalıdır.


________________

LİTERATÜR
1— Foster, W.: Textbook of Endocrinology,
2— Pekin,B: Çevre ve Kanser, Ticaret matb.İzmir, 1984. s:15.
3— Ural,Z, Koruyucu Hekimlik, A.Ü. Basımevi, 1972, s:76
4— Sarı, N: Tıbbi Nebevi. 19(2): 68, 1981 Yeni Symposium.
5— Üsdü’l—Gabe: 2/466
6— Fethu’l-Bari: 3/39, 80
7— İbnu Mace, Sıyam: 22
8— İbnu Mace, İkame: 182
9— Buhari Mevakıt: 13/23
10— Canan, İ: İslamda Zaman Tanzimi. Yaylacık matb. 1985. ı: 44
11— Buhari, Teheccüd: 7
12— Rum: 30/23
13— Söhmen, t: Uyku, GATA bülteni, 27: 877, 1985.
14— Guyton, A.C.: Textbook of Medical Phsıology. W.B. Saunders cd. Philadelphia.1981, P: 679 - 683.



comments powered by Disqus