Güzel Konuşmak ve Yazmak
Mânâ ve muhabbetin engin deryasında yüzebilmek, gönüller arasında köprüler kurabilmek için "söz"ü güzel ve doğru söylemek gerekir. Ruhlarda "söz"lerin "şualar" oluşturabilmesi ve fert ile cemiyet hayatına huzurun maya olabilmesi için "söz" hep güzel olmalıdır. Güzel söz söyleme insan olabilmenin, güzel hisleri dostlarla birlikte yaşayabilmenin bir gereğidir. Kul olabilmenin, kurbiyet kazanabilmenin bir başka yolu da, sözü güzel ve doğru söyleyerek virane gönülleri saraylara döndürmekten geçer. Güzel söz, muhabbet deryasının altın ırmağı, kardeşliğin can suyudur. Dil tatlı, söz güzel olunca, Allah'ın sadece ve sadece insanlara ihsanda bunduğu konuşabilme kabiliyetinin şükrü de layıkıyla eda edilir. Gönüllüler hareketinin muhabbet sarayını söz incileriyle tanzim eden M. Fethullah Gülen Hocaefendi, şöyle der: "Üslûbumuz, bizim namusumuzdur, mânevî şahsiyetimizdir, aynamızdır. Biz şimdiye kadar hep sevgi türküleri söyledik; sevgi deyip güldük, sevgi deyip ağladık, hep muhabbet çiçekleri dermeye çalıştık; sadece nefretten nefret ettik, kimseye karşı düşmanlık beslemedik..."

İnsan, sözün güzelliyle tanış olur. En güzel ve doğru söz ise, "Söz"ün kaynağından öğrenilir. İnsan; inanmanın, güvenmenin, sığınmanın sırrını güzel ve güvenilir olan sözün limanında idrak eder. Sonra ömür boyu Hak söze dayanıp kulluğun mesnevisini anlayıp yazabilmek için cemiyetin mânâ ve edep ikliminde, ana dilin mefhumlarında dolaşır durur. Ana dilinin sesleriyle dünya ve ukba ezgilerini besteleyen her insan, dilin çok sesli orkestralarında söz söyleme işini hayat boyu sürdürür. Bu orkestrada söz erbabı olabilme; güzel ve doğru konuşma erdemiyle bezenmiş, ancak ve ancak eşref-i mahlûkat olmayı derk eylemiş mânâ erlerine mahsustur. Öyleyse insan, en şerefli olmanın keyfiyetiyle, sözün güzelini söylemeli, hiç değilse bunun için gayret etmelidir.

Cenab-ı Rabbi'l-Âlemin, bir âyette mealen; "Kullarıma söyle: En güzel sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarına girer. Doğrusu şeytan, insanın apaçık düşmanıdır." (İsrâ: 50/53) buyurmaktadır. M. Fethullah Gülen Hocaefendi "Beyan" adlı eserinde güzel sözün kaynağını şöyle ifade eder: "Evet, O'nun kelâmına dayanmayan ve O'nun nurunun ziyasıyla aydınlanmayan en nadide yazı âbidelerinin, en şahane sanat eserlerinin, en beliğ beyanların, en göz kamaştırıcı tasavvurların ihtiva ettikleri dilrubâ keyfiyetler dahi, tamamen izafidirler ve O'na ait güzelliklerin birer yansıması, birer aks-i sadâsı olmaları itibarıyla herhangi bir kıymeti haiz olsalar da, kat'iyyen, zatî ve kendilerinden bir değer ifade ettikleri söylenemez."

Güzel söz söyleme ve konuşma, tarih boyu her tefekkür erbabınca önemsenmiştir. Her kültür ve medeniyet, kendi muhasebe ve muvazenesine göre veya sosyal münasebetlerini tanzim adına, "söz"ü bazen güçlü bir silâh bazen de "ene"nin surlarında harç olarak kullanmıştır. En eski dönemlerden günümüze kadar güzel söz ve konuşma; normal hayatta veya savaşta üstünlük sağlamak maksadıyla; sosyal veya meslekî bir ihtiyaç yahut estetik kaygı dolayısıyla kullanılmıştır. Araplarda 5?7. asırlarda Hicaz bölgesinde, Ukaz'da şiir ve hitabet yarışmaları yapılır; güzel şiir yazanların ve güzel söz söyleyenlerin kendisi ile birlikte kabilesi de yüceltilirdi. Eski Yunan ve Roma'da ise güzel söz söyleme, hitabet sanatı, belagat mânâsına gelen "retorik", meclislerde kullanılmış, nutuk ustaları hatipler yetişmiştir. Gaye, insanları etkilemek ve bir düşüncenin benimsenmesine vesile olmaktır.

Güzel konuşma veya güzel söz söyleme, geçmişte olduğu gibi bugün de hem sosyal hem de beşerî bir ihtiyaçtır. Bu husus, çağımızın kaynaklarında, "güzel konuşma", "etkili ve güzel söz söyleme", "etkili konuşma sanatı", "diksiyon" gibi kavramlarla ifade edilir. Geçmişte olsun günümüzde olsun, güzel konuşma, tesirli söz söyleme; dili güzel kullanma, sesleri, kelimeleri doğru telâffuz etme, doğru vurgu, doğru tonlama ile yakından ilgilidir. Beden dili, seslerin doğru ve güzel çıkarılması, sesin niteliği, yüksekliği, muhataba saygı, nezaket, güzel konuşmada önemli unsurlardır.

Kur'ân-ı Azim'üş Şan'da ve Efendimiz'in (sallallahü aleyhi ve sellem) hadîslerinde güzel konuşma, güzel söz söyleme bütün yönleriyle ele alınmış, sözün muhtevası kadar söylenişi de önemli görülmüştür. Konuşmada, sesin güzelliği, estetiği, hoşluğu müminin nezaketinden ve izzetinden görülmüştür. Sesin yüksekliğinin muhatapta güzel duygular çağrıştırması, hele hele onu incitmemesi özellikle vurgulanmıştır. "Yürüyüşünde tabiî ol ve sesini alçalt. Unutma ki seslerin en çirkini merkeplerin sesidir." (Lokman Sûresi, 19) mealindeki âyet-i kerimede yüksek ve çirkin sesin "merkep sesi"ne benzetilmesi, sözüne dikkat etmeden, yüksek sesle bağırıp çağırarak konuşanlara çok açık bir ikazdır. Diğer taraftan başka bir âyet-i kerimede güzel söz; kökü yerde, dalları göklerde, dünyada eşi benzeri olmayan bir ağaca benzetilir: "Güzel söz, güzel bir ağaç gibidir ki onun kökü sabit, dalı ise göktedir. Rabb'inin izniyle her zaman yemişini verir." (İbrahim Sûresi, 24?25)

Söz, Kitab-ı Mübin'de emrolunduğu üzere, öyle güzel söylenmelidir ki, değil dostun, düşmanın bile gönlü fethedilebilsin. Güzel ve yumuşak söz, sadece dost için değil, düşmanlar için de anlaşma vesilesidir. "İkiniz Firavun'a gidin, çünkü o azdı. Ona yumuşak söz söyleyin olur ki o düşünür yahut korkar." (Taha Sûresi, 43, 45) Kavganın, şiddetin, hiddetin kol gezdiği günümüzde, bu âyet, söz ve strateji bilmeyenler için ne güzel bir yol göstericidir.

Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem), sözün söylenişini de çok önemser, sözün akıcı, anlaşılır ve veciz olanını tercih ederdi. Bu durum, çeşitli mühim kaynaklarda açıklanmıştır: "Resûlullâhın (sallallâhu aleyhi ve selem) konuşması her dinleyenin rahatlıkla anlayabileceği şekilde açıktı." (Ebû Dâvûd); "Konuştuğu zaman onun kelimelerini saymak isteyen sayabilirdi." (Buhârî); "İyice anlaşılmasını istediği kelime ve cümleleri, üç kere tekrar ederdi." (Tirmizî).

Günümüzde, söz kadar sözün sahibi de önemli olduğundan insan, ciddi, itibarlı ve güvenilir olmalıdır. Kişi ancak bu sayede muhataplarını ikna edebilir ve tesirini kalıcı kılabilir. Güzel söz, doğruyu aktaran, hakkı ve hukuku üstün tutan, hikmetli, içi dolu sözdür; insanı ve toplumu yıkan, aldatan değil, yücelten bir değerler senfonisidir. Söz, dolu dolu ve hikmetle söylenmeli ki, laf u güzaf olmasın; bir aldatma vasıtası değil, aydınlanma vesilesi olsun. İhlâs ve doğruluk sözün özüne ve söylenişine payanda olsun. Mümin olmanın en güzel yolu budur. Kur'ân-ı Kerîm'de mealen; "O kimseler ki boş söz ve işlerden yüz çevirirler." (Mü'minûn Sûresi, 3) buyrulmaktadır. Yine Lokman Sûresi 6. âyette, lüzumsuz sözlerle meşgul olmak, fâsıklık ve dalâlet olarak görülmektedir.
Olmadık şeylerin, mübalağalı bir şekilde ifade edildiği, ferdin dil ve üslûbunun kirlendiği ve sözün bir aldatmacaya dönüştürüldüğü günümüzde insanlık, büyük bir tehlikeyle yüz yüzedir. Oysaki söz bir kandırma vasıtası değil, doğruluğun, samimiyetin ve muhabbetin enstrümanı olmalıdır. Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) bu konuda; "İnsanların kalbini çelmek için konuşma sanatını öğrenen kimsenin, Allah ne farzını ne de nafilesini kabul eder." (Ebu Hureyre (ra), Ebû Davud) buyurmuştur.

M. Fethullah Gülen Hoca Efendi, "Kalb İbresi" adlı eserinde sözün fasih ve beliğ, yapmacıklıktan uzak olması gerektiğini söyler: "Bir kere ifade etmeliyim ki; irşâdda mühim olan, verilmek istenen mesajın muhataplar tarafından en güzel şekilde ve eksiksiz alınmasını sağlamaktır. Bu da mesajın mümkün olduğu kadar açık net ve pürüzsüz bir tarzda ifade edilmesine bağlıdır. Bu itibarla sırf bilgili, kültürlü ve iyi yetişmiş bir insan olarak tanınmak maksadıyla, müphem, muğlak ve felsefe yüklü konuşup yazmayı âdet hâline getirmek büyük bir yanlışlık ve aldanmışlıktır." Çünkü söz, mümin için irşad etmenin, tebliğde bulunmanın vasıtasıdır.

Kaynaklar
- Bediüzzaman Said Nursi; Sözler, Işık Yayınları, İzmir 2005.
- M. Fethullah Gülen, Beyan, Nil Yayınları, İstanbul 2007.
- M Fethullah Gülen, Ölümsüzlük İksiri, GYV Yayınları, İstanbul 2007.
- M Fethullah Gülen, Kalb İbresi, Nil Yayınları, İstanbul 2010.
- Rudani, Büyük Hadis Külliyatı, Cem'ul-fevâid min Câmi'il-usûl ve Mecma'iz-zevâid, İz Yayıncılık, İstanbul, 1999.
- İmam Nevevi, Kırk Hadis Tercümesi, Ravza Yayınları, İstanbul, 2008.
- Muhammed İbn İsmail el Buhari, Ötken Neşriyat, İstanbul, 1987.

comments powered by Disqus