|
Haber Analizi
Yusuf ALAN |
|
HABER ANALİZİ Kitle iletişim araçları ve ajanslar tarafından hazırlanan haberlerin sosyokültürel, politik ve ideolojik bir arka planı vardır. Bir haberin okuyucuya ve izleyiciye ulaşıncaya kadar geçirdiği süreçte çok farklı faktörlerin tesirinde kaldığı görülmektedir. Muhabirler, editörler, belirli merkezlerle ilişki içinde olunan kurum ve kuruluşlar, idealler, tutumlar ve inançlar, haber ağının birer parçasıdır. Bu ağdan haberdar olunmadıkça, batı dünyasıyla global bir medya hesaplaşmasına gitmek mümkün değildir. TUTUM VE BEKLENTİLER Bir haberi “haber” yapan, onu hazırlayanların dünya görüşleridir. Muhabir ve editörler, hayallerindeki “ideal” veya “model okur” a hitap ederler, zira bu okurla aynı dünya görüşünü paylaştıklarını düşünürler (karş. Eco, 1979; ı991). Sosyal ilişkiler yardımıyla edinilen ve ortaklaşa kullanılan “soyut fikir şemaları” veya “tutumlar”, haberlerin hazırlanması ve idrakinde çok önemli unsurlardır. Zira insanlar, genellikle sahip oldukları bilgiler, inançlar ve tutumlarına muvafık olan malumata dikkat eder ve bunları daha iyi hatırlarlar. Okuyucular bir gazete okurken, bu gazete hakkında edindikleri görüşler yardımıyla idraklerini yönlendirir, belli beklentiler içine girerler. Bir haber hazırlanırken aktif olan idraki süreçlerle, bu haber okunurken faal duruma geçen süreçlerin kesişimiyle, arzu edilen mesajlar aktarılır. Bir medya kuruluşunun “önemli” bularak spot ve manşetlerle vurguladığı bir haber, ideal okurun beklentilerine cevap verecek şekilde takdim edilir ve muhatap kitle tarafından da beklenilen şeylerle karşılaşma rahatlığıyla kolayca alınır. Yani bu haberler, öyle bir formatta sunulur ki, okurlar alternatif yorumlar yapamaz, kendilerine has yeni idrak çerçeveleri kuramaz, hatta kurmaları gerektiğini bile düşünemezler. Halbuki çok önemli kabul edilen bilgiler, başka bir kişi veya grup tarafından önemli görülmeyebilir. Demek ki, aslında önemsiz malumatı manşete taşıyıp ehemmiyetli bilgileri arkaya iten veya tamamen hariç tutan bir medya organının tarafsız olduğu söylenemez. Bir gazeteci, haberine haber değeri veren ve üslübunu şekillendiren bazı açık veya gizli unsurların tesiri altındadır. Öncelikle bu gazetecinin belli tutum ve inançları vardır. Çalıştığı gazetenin çatısı altındaki diğer gazetecilerle ve dışardaki belli merkezlerle ilişki içindedir. Bu gazetenin dahili kural, hedef ve stratejilerine dikkat etmek zorundadır. Özel bir kuruluş veya kamu kurumu olarak bu gazetenin harici gaye ve menfaatlerini de gözardı edemez. Bu medya organı, diğer medya kuruluşları ve kurumlarla (devlet, hükümet, iş dünyası vs.) ilişki içindedir. Son olarak, bu gazetenin tarihi ve kültürel bir misyonu vardır. HABERLERİN FORMATI Haber ajanslarıyla medya organları arasında kurulan bir arz-talep dengesi sebebiyle haberlerin formatı belli bir şekil almıştır. Batılı haber medyasıyla rekabet edebilecek ciddi bir alternatif olmadığı için, bu format değişmeden devam etmektedir. Yani batılı haber medyasının şekil ve muhtevası, kendi menfaatlerine hizmet edecek şekilde düzenlenmektedir. Muhabirlerin ilettikleri haberler, sayfa sekreteri ve editörler tarafından elenmekte ve istenilen kalıba konulmaktadır. Günümüzde hemen hemen bütün dünyada geçerli olan bu haber standartlarının yerleşmesi, tarihi bir süreç sonunda olmuştur. Batılı medya ve ajanslar, bu standartların neşri ve kök salmasında en büyük rolü oynamışlardır. Şu anda batının önde gelen gazeteleri ve haber ajansları, “Üçüncü Dünya” ülkeleri tarafından sürekli sağlam bir referans olarak gösterilmekte, batının hazırladığı haber formatı, bu ülkelerdeki gazeteciler tarafından taklit edilmektedir. Kitle iletişim araçlarının hazırladığı standartlaşmış ve rutinleşmiş haberler, kitleler veya çoğunluk için değildir. Bu haberler siyasi, askeri ve ticari elitlerin menfaatlerine hizmet edecek şekilde seçilerek hazırlanırlar, yani adeta birer istihbarat raporu niteliği taşırlar. Batılı medyanın yabancı ülkelerle alakalı hazırladığı haberlerin çoğu bu şekildedir. Mesela, batı medyası yıllardır “sıcak noktalar” üzerinde durmaktadır. Orta Doğu, Orta Amerika, Güney Afrika ve şu sıralar Orta Asya’daki hadise ve oluşumların, batı için haber değeri taşımasının muhtemel sebepleri şunlardır: a. Haberler daha çok gelişmiş ülkelerde hazırlanmaktadır. b. ABD gibi güçlü ülkelerin buralarla olan yakın ilişkisi. c. Ekonomik çıkarlar (petrol vs.). Evrensel insani değerleri vurgulayan sosyo-kültürel hadiseler ve mevzular ise hep ikinci planda kalmaktadır. Bu haberlerin şekil ve muhtevalarının belirlenmesinde aracılık yapan muhabirlerin çoğu, oynadıkları rolün farkında değildir. Onlar belki bu işleri kasten yapmamaktadır, fakat şu da bir gerçektir:Kendilerini yakalayan ağı örenler, yine kendileridir. HABER AKIŞI Milletlerarası haber akışma dikkat edildiğinde hemen bir dengesizlik göze çarpar. “Gelişmiş” ve “gelişmekte olan” ülkeler arasındaki bir dengesizliğin sebepleri şu şekildedir: a. Haberler daha çok gelişmiş ülkelerde hazırlanmaktadır. b. Bu işte gerekli olan teknolojik ve mali altyapı da onların elindedir. c. Yabancı haberler, gelişmiş ülkeler hakkında veya onların çıkarlarına hizmet edecek şekilde hazırlanmaktadır. d. Ele alınan konular batılı perspektifle işlenmektedir. e. Haber seçimi ve muhteva, yine batılı normlara göre şekillenmektedir. f. Önemli alternatifler olmadığı için haber değerine ait standartlar batılılar tarafından belirlenmiştir. g. “Üçüncü Dünya ülkeleri” hakkında hazırlanın haberler, çoğunlukla taraflı, basmakalıp, eksik ve aşağılayıcı olmaktadır. k Bu haberler, “Üçüncii Dünya ülkeleri”nde yaşayan yerli muhabirler tarafından hazırlansa bile seçim, tashih ve neşri “Birinci Dünya ülkeleri” nde gerçekleşmektedir. i. “Üçüncü Dünya” ülkelerinin, batı dünyasında vazife yapan kendilerine ait muhabirleri çok azdır. Yabancı ülkelerdeki olayları, çoğunlukla yabancı kaynaklardan öğrenirler. BASIN HÜRRiYETİ Basın hürriyeti, temel bir insani hak olmaktan çıkarılmış, medya patronlarının ve ilişkide bulundukları çevrelerin çıkarlarını savunmak için ideolojik bir bayrak olarak kullanılmaya başlanmıştır. Basının bu tavrını eleştiren araştırmalar, batılı basm tarafından hürriyetlerine yapılan bir saldırı olarak lanse edilmiştir. Hatta BM bünyesindeki UNESCO’nun bu konuda yaptırdığı bir araştırma üzerine bu örgütü “ hizaya getirmek” için mali şantajlar yapılmış ve gelişmelerden kamuoyu haberdar edilmemiştir. Sorumluluk taşımayan hürriyetin bencillik olduğu açıktır. Kapitalist bir toplumda gündemin ilk maddesi “menfaat”tir. En çok “ödeyenin” menfaati, en çok savunulur. Bu dönen dolaplardan haberdar olmak için alternatif bilgi kaynaklan gereklidir. Bunlar da çok az ve pahalı olan akademik kitaplardır (Mesela, Hollanda’da, üniversite talebesi bir arkadaşımız, Prof. Dijk’in Prejudıce in Discourse (Beyandaki Peşin Hüküm) adlı kitabı ne kütüphanelerde, ne de kitapçılarda bulamamış, sonunda sipariş edip yurtdışından getirtmiş ve 115 gulden-yaklaşık 3 milyon TL- ödemiştir). NETİCE Şu an için haberciliğin simsarı konumunda olan büyük ajanslar, müşterilerinin taleplerine cevap veremezlerse, piyasadan silineceklerini bildikleri için tarz ve tutumlarında değişiklik yapmamaktadırlar. Medyada belli bir değişikliğin olabilmesi için, öncelikle belli sayıda elitin o değişildiğe zemin hazırlaması gereklidir. Daha sonra, mevcut medya standartları “talep”e göre şekillendiği için okuyucular, alternatif bilgi kaynaklarını takip ederek gerekli tepkileri “arz” - ın mahiyetini değiştirebilirler. Tabii bunun için de eğitim gereklidir. Milletlerarası medya ağı, kültürel, politik ve sosyo ekonomik unsurlarla ilişki içindedir. Bu yüzden, bu ağın şeklini değiştirmek sabır ve sebat ister. |
|


