Hayvanlar Âleminde Baba Şefkati

Rahmet, bardaktan boşanırcasına yağdı yeryüzüne, annelerin ve babaların yüreğine sızdı, sinelerinden fışkırdı. Verilen şefkat ve sevgi duygusu ile tabiatta analığın büyük kalbi çarpmaya başladı.

Hayvanlar âleminde annelik duyguları gerektiğinde; acıyı ve ölümü göze aldırır, tahammülsüzlükleri eritir, bencillikler fedakârlığa döner. En ürkek ve âciz yaratıkları kahramana çevirir.

Annelik edası içinde gezinen zürafânın boynu altında uzun bacaklarıyla bir oyuncak gibi koşan yavru zürafa; buzlar ülkesinde annesinin ayakları üzerinde oturarak kendini ısıtan bir penguen yavrusu; her bakımdan aciz ve korunmaya muhtaç annesinin keskin dişleri arasında bir yerden ötekine ustalıkla taşınan kedi yavrusu; yırtıcılığın en vahşi örneklerini gösteren dişi kaplanın yavruları arasında kuzu gibi olması, tavuğun yavrusunu korumak için kanat çırparak köpeğe saldırması, yavruların anneleri tarafından tehlikelere karşı her şeyi göze alarak korunmasına birer misaldir.

Bütün bunlar, tabiattaki rahmet tecellisinin, ana şefkatinde tezahür eden muhteşem izleridir. Ezelî ve sınırsız rahmetin asıl sahibi, kanattaki bütün ebeveynlerin yavrularına olan rahmetinin toplamından daha şefkatli, daha merhametlidir. Bazı insanlarda olduğu gibi hayvanlar âleminde de anneler yavrularını terk edebilir. İşte o zaman Yüce Yaratıcı’nın babalara verdiği şefkat duygusu devreye girer ve dişilerin vazifelerini erkekler görür.

Mesela kedi balığının dişisi yumurta zamanında yumurtalarını rasgele ortalığa serpiştirir. Onu takip etmekte olan baba bu yumurtaları ağzıyla toplar ve tam iki veya üç hafta bunları dişlerinin arasında patlatmadan sımsıkı saklar. Rahmet-i ilahinin vermiş olduğu babalık şefkati ile, bu süre zarfında hiçbir şey yemediği gibi, dalgınlıkla ağzını açacak olsa yumurtaları yutması işten bile değildir. Baba ve yavrular yalnız rahmetle beslenirler ve zamanı geldiğinde babanın ağız boşluğunda çatlayan yumurtalardan yavrular sağ salim çıkar. (Resim 1).

Alytes obstetricans türü kurbağada erkek, vazife ve fedakârlık anlayışının tipik bir misalidir. Dişi kurbağa sadece yumurtalarını bırakır. Bu yumurtalara nezaret etme, görüp gözetme vazifesi baba kurbağaya verilmiştir. Hele yavrular yumurtadan çıktı mı, onları sırtına alan veya karnına yapıştırmak suretiyle yüzmeye alıştıran yine babadır.

Babalık şefkati konusundaki asıl rekor, Güney Amerika’da yaşayan “Rhinoderma” ismindeki küçük kurbağa türündedir. O kadar ki, dişisinin bırakıp gittiği yumurtaları erkek bir saniye bile terk etmez ve bu bekleyiş en az yirmi gün sürer. Nihayet yumurtaların birinden bir embriyon çıkınca, babanın ilk işi onu yutarak, omuz-boyun bölgesindeki ses torbasının içine yerleştirmektir. (Resim 2)

Derken embriyonlardan yirmi tane kadarı burada istiflenir ve değişim safhalarını orada geçirmeye başlarlar. Yavruları dıştan bile görmek mümkündür. Zira ses keseleri şeffaftır ve tıpkı torba biçiminde bir akvaryuma benzemektedir, Ses keselerinin içine yavruların beslenmesini sağlayacak bir sıvı yerleştirilmiştir Rahmet-i Sonsuz tarafından.

Küçükler büyüdükçe burası onlara dar gelmeye başlar ve nihayet büyüme işi bir yerde durur. O vakit baba için kurtuluş günü geldi demektir. Bacaklarının üzerinde şöyle bir doğrulur ve ağzını mümkün olduğu kadar açarak içindeki kurbağalan teker teker dışarıya boşaltır. Yalnız şurası bir gerçektir ki, bunları yapması için eşi onu zorlamış değildir. Bütün bu eziyet ve sıkıntılar, erkek kurbağaya sevk-i İlâhi ile verilmiş olan babalık şefkatinin neticesidir.

Bunun daha ileri bir derecesi, “denizatı” veya “deniziğnesi” dediğimiz, suda dikine yüzen, sert kabuklu ve vücudu halka halka olan balıklarda görülür. Bunların dişisi ile erkeği dikine olarak karşı karşıya geldikleri vakit, birbirlerinin etrafında sanki raks etmektedirler. Aslında bu bir kovalamacadır ve dişisi erkeğin peşindedir. Zaman zaman birbirlerine değdikleri de olur. İşte bu birkaç saniyelik dokunmalar esnasında dişi, erkeğin karnında taşımakta olduğu kanguru cebine benzer bir yere içinde bulunan iki-üç yüz yumurtalık bir paket bırakıverir (Resim 3). Ondan sonra da salına salına bu bir anlık eşinin yanından uzaklaşıp gider. Bir süre sonra babada hamileliğin ilk belirtileri başlar:Vücudu yuvarlaklaşır ve kırkbeş gün süre ile karnı burnunda dolaşır. Sonunda vakti gelince bir sürü minnacık denizatını doğuruverir (Resim 4). Babalık görevini tamamlamanın şevkiyle, yavrularının yanında bir müddet yüzer.

İşte, bütün anne ve babaların hizmeti, yavrunun mutlak ihtiyaç içinde bulunduğu bir anda ve tam zamanında gelir. Her zerresi rahmetle yoğrulan tabiat meşherinde, bütün yavruları kuşatan merhamet ve şefkat sahibi Allah (cc)’ın: “Rahmetim her şeyi kuşatmıştır”(A’raf, 7/156) ayetini okursunuz.


comments powered by Disqus