|
Hicret Ekseni
Sızıntı [email protected] |
|
Hicret nedir bilmez ki onu, hicret etmeyen, O bir gurûbdur, ümidi inkîsarı bitmeyen. Kan damlar gibi damlar sinelere her zaman, Bir başka hasret, başka tasa ve başka hicran. Günlerin aylar, ayların yıllar uzunluğu Ve ruhların ahbab, sıla, vuslat susuzluğu, Duyulur gönlün derinliklerinde sessizce.. Ve melâl türküleri dinler insan her gece. Kederi gibi sevinci de boldur hicretin; Hakk’a götüren yollar arasında en metin.. Büyüklüğe yürüyenler için o bir köprü, Herkes ona uğramalıydı bundan ötürü.! Asırlar önceydi; âdet-i ilâhi bu ya, Tıpkı kabir gecesi gibiydi bütün dünya.. Işığa kapalı sinelerde bir homurtu, Yarasalar şehrâyiniydi ki her kuytu. Güneş doğacak diye zulmet çıldırıyordu, İblis gönlünce renkli bir hayat sürüyordu. Yağmura gebe atmosfer sıkışması gibi, Üst üste bulutlar ki, görünmüyordu dibi. Kâbe bir kuluçka gibi inim inim haliyle, Yutkunup duruyordu suskun heyecaniyle. İnanan dudaklarda sımsıkı bir fermuar, Ezilen ruhlar ümitsizlik içinde zâr zâr... Bin bir gürültü içinde müthiş hissizlik, Mekân şirke emanet, zamanın dibi delik. Nebî muzdarip, çevre eza ile hep sarsak, Canlar dudakta fecir bekleniyordu artık.. Tam bu esnada hâdiselerin en garibi; Bir sepette Musa’nın Nil yolculuğu gibi, Işıktan adama “git” deniyordu şimdilik, Bir kutlu beldeye ki yollar hep selvilik... Arkada O, az önde kudsiler dörder-beşer Ve dirilişe yürüyordu bütünüyle beşer. Bir sırlı seyahat ki semavî; fakat yerde; İçinde dönüş muştusuyla biraz ilerde... Yürüdüler Allah’a güvenerek kol kola, Ve bir gün ulaştılar devlete giden yola. Mekke’de gurûb tasası Medine’de şafak, Dünya yeni bir çağın kapısında ki apak! Zamanda hareket, gönüllerde kıpırdanış, Duyanlar duydu, duymayanınki bir aldanış.. Eridi kardan adamlar onun nefesiyle Ve dirildi ölü gönüller altın sesiyle. Artık çark O’na râm ve önünde iki büklüm, Gündüzler alnının ziyasından bir teb’essüm.. Gönüller “taht-ı revân” O ise bir Süleyman Her ululuk bir damla, O ise tam bir umman... Yürüdü iki cihan atının terkisinde, Yürüdü, son noktanın bir adım berisinde.... Şimdi sırada tekmil çağın garipleri var, “Hicret” deyip dökülmüş yollara O’nu arar. Dolaşıp durur ve her koyda ayrı bir bahar. Onların bağına dikenler eken gül toplar. Onların hamurunu kudret eli yoğurur, Onların bağında saksağan tavus doğurur! Onlar, varlığın gaye ölçüsünde nüktesi, Dillerinde ötelerin güftesiz bestesi... Felek onların ikbaline boyun eğmekte, Kader geçecekleri yollara su serpmekte. Allah tutkusuyla her zaman başları mahmur, İklimleri cennet kokusuyla buhur buhur... |
|


