Geri Bildirim
Pencereyi kapat
Podcast!
Podcast ile derginizi heryerden dinleyin. Tıklayın !


Yılan kartallarından kısa kuyruklu ve uzun kanatlı olan Terethobius ecandatus birkaç gün içinde yiyecek aramak için 300km. yol katedebilir.
Merhaba ey insanoğlu! Canlılar arasında gökyüzünün en güçlüsü olarak vazifelendirilmiş olmanın şuuruyla Sahib’imi tanıtmak için huzurunuzdayım. Bize bahşedilen güçlü kanatlarla, yaptığımız büyüleyici hareketlerle, kuvvetli kanca ve tırnaklara sahip pençelerimizle ve güçlü kıvrık gagamızın bize verdiği muhteşem duruşla, tarih boyunca herkesin dikkatini çekmişiz. Bu yüzden hakkımızda efsâneler uydurulmuş, filmler çekilmiştir. Bazı futbol takımları ile hava kuvvetleri bayraklarında veya çeşitli amblemlerde resmim kullanılmıştır. Huzurunuzda bulunmamın sebebi, üzerimde sergilenen ilahî sanatları dilimin döndüğünce anlatabilmektir.

Varlık ağacındaki yerimiz
Biz kartallar, 75 cins ve 300 kadar türe sahibiz; iki küçük, iki büyük aileye ayrılmışız (Sagittariidae, Cathartidae, Accipitridae, Falconidae). Hayvanlar âleminin gündüz yırtıcıları (Falconiformes) takımının en güçlü ve büyük türlerini temsil etmekteyiz. Akbaba, şahin, çaylak ve atmacalarla birlikte daha büyük ve güçlü tür olan Accipitridae ailesine dahil edilmişiz. Kanatlarımızın büyüklüğü ve uç kısmındaki teleklerin uçuş esnasında birbirlerinden ayrılmasıyla, ay şeklinde dar ve sivri kanatlara sahip kerkenezgillerden (Falconidae) ayrılırız.

Kartal olarak isimlendirdiğiniz 76 tür ve 20 cinsin hepsi gerçek kartal değildir. Beslenme tipi, uçma tarzları ve büyüklüğe göre dört ana grupta incelenebiliriz. Yılan yiyen kartallar, deniz kartalları, orman kartalları ve gerçek kartallar; bacakları, gagaları ve kanatlarının arka kenarlarıyla birbirlerinden ayrılabilirler.

Uçuş ayrıcalıklarımız
Ötücü kuşlarda olduğu gibi, nefes borumuzun alt ucunda ses şeritleri yoktur. Bu sebeple havayı boğazımızdaki çember şeklindeki boşluğa sıkıştırarak ses çıkarabiliyoruz. Gagamızın dip kısmında genellikle parlak ve mumsu sertlikte bir kısım bulunur ve burun deliklerimiz de buraya yerleştirilmiştir. Kolay uçabilmemiz için, bütün kuşlarda olduğu gibi, kemiklerimizin içi boştur. Gündüzleri avlanırız. Bunun sebebi, günün sıcak saatlerinde ısınarak yükselen havanın bize enerji tasarrufu sağlamasıdır. Aşağıda bir av gördüğümüzde, dalışa geçeriz. Tüy temizliği bizim için çok önemlidir. Tüylerimiz temiz olmazsa, uçma ve avlanmada problemler yaşayabiliriz. Hızı saatte 120-130 km’ye çıkan uçuşlarımızda tüylerimizin özelliğinin koruması mühimdir. Tüylerimizin su ve rüzgârın tesiriyle bozulmaması için, temizlik ve bakıma ihtiyacı vardır. Bu sebeple Rahmeti Sonsuz, kuyruk teleklerimizin dibine hususi bir yağ bezi yerleştirmiştir. Bu beze ürettirilen salgıyı gagamızla alır, tüylerimize süreriz. Böylece onların bakımını yapmış oluruz.

Gerçek kartallar olarak isimlendirilen grubumuz, tüylü bacaklarıyla diğer gruplardan ayrılan 33 türden oluşur. En büyüklerimiz Aquila cinsine aittir. Süzülürken kaya kartalının (Aquila chrysaetos) iki kanat ucu arasındaki mesafe 220 cm’ye ulaşabilir. Normal boyları ise, 75-88 cm arasında değişir. Şah kartalın (Aquila heliaca) kanat mesafesi 210 cm’ye, step kartalının (Aquila nipalensis) kanat açıklığı ise 260 cm’ye ulaşabilir. Dalışa geçtiğimiz esnada yere çarpıp parçalanmamamız için, farkında olmadan bütün uçma sistemlerimize mükemmel bir uyum içinde hem hız ayarlaması, hem frenleme, hem avı canlı yakalayabilme, hem de tekrar yükselişe geçme gibi manevralar yaptırılır. En modern harp uçaklarınız bile, bu dalış, fren, kapma ve yükselme manevralarımı yapamaz. Akıl ve zekâmla bu işleri yapamadığımı tahmin edersiniz. Hayvanların dünyada nasıl hareket edecekleri, rızıklarını nereden ve nasıl temin edecekleri, hastalıklarında nasıl iyileşecekleri, hayat şartlarına nasıl ayak uyduracakları kendilerine sevk-i ilâhî ile telkin edilmiştir. Bizlerde tecelli ettirilen Mülâkkin ve beslenmemizi sağlayan Rezzâk isimlerinin yansımaları, kanat kaslarımızın, tüylerimizin ve pençelerimizin uyumlu hareketiyle gösterilmiştir.

Deniz kartalları grubuna 10 kadar tür dahildir. Bunların en meşhuru ABD’nin millî amblem olarak kullandığı büyük beyaz başlı kartaldır (Haliaeetus leucocephalus). Küçükken baş rengi koyu olan bu türün, başının rengi giderek açılır ve üç yaşında tamamen beyazlaşır. Bunlar yuvalarını yüksek ağaçların tepelerine yapar. Gagaları iri ve kıvrık olan bu türlerin, ayak parmaklarının alt yüzleri, kaygan avları kaçırmamak için pürüzlü yaratılmıştır. Leşle beslenmelerine rağmen bazen balık ve canlı hayvanlara da saldırırlar. Büyük beyaz başlı kartalın, beslenme açısından rakibi olan balık kartalının (Pandion haliaetus) avladığı balıkları yağmalama gibi davranış da vardır. Bu türümüzün boyu 79-94 cm, kanat açıklığı 230 cm civarındadır. Gri başlı deniz kartalı Amerika’da koruma altındadır. Asya’da ise bu tür tükenmek üzeredir.

Yılan kartalları veya sürüngen yiyenler grubumuza, 16 tür dahil edilebilir. Kısa ayak tırnakları ile tüysüz fakat yoğun pullu bacakları, yılan yakalamak için dizayn edilmiştir. Yakaladığı avını öldürdükten sonra, yuvada yavrularını bekleyen dişisine verir. Mülâkkin isminin tecellisi ile yılan kartalının (Circaetus gallicus), zehirli yılanlardan korunması sağlanmıştır. Bu kartal anatomik olarak da yılandan korunmak için uygun yaratılıştadır. Bu kartalın bacaklarının alt tarafı tüylü olsaydı, yakaladığı yılan tarafından ısırılabilirdi. Fakat onun nasıl besleneceğini tayin eden ilmi sonsuz Rabb’imiz, Musavvir (şekil veren, suret biçen) ve Müdebbir (tedbir alan, terbiye ve idare eden) isimleriyle tecelli ederek, bu türün bacaklarını, ısırmakla delinmeyecek kalın ve güçlü pullarla kaplamıştır. Bu kartallar yuvalarını, büyük ağaç tepelerine veya kayalıklara yapar. Ormanda yaşayan bu türümüzün, boyu 63-64 cm, kanat açığı ise 190 cm kadardır.

Orman kartalları olarak bilinen Harpia harpyj, rekorlar kitabına girecek bir büyüklüğe ulaşmıştır. Orta ve Güney Amerika’da yaşayan bu türün ortalama ağırlığı 4,5 kg olduğu halde, hayvanat bahçesinde 12,3 kg’lık dişi bir hayvan, resmi kayıtlara geçmiştir. Bu türün büyükleri, tabii ortamlarda 9 kg civarında olduğu halde, 9 kg’lık maymunları yakalayıp yiyebilmektedir. Zaten 5 kg’ın altındaki avlar ekonomik bulunmadığından bu tür tarafından tercih edilmemektedir.

Görmemizdeki harikalık

‘Hayvanlar âleminin en keskin gözlüsü kim?’ dendiğinde, herkes bizi göstermelidir. Meselâ, kaya kartalı (Aquila chrysaetos), iki km’den tavşanın kıpırdanmalarını hisseder, üzerine doğru süzülüp dalışa geçer. Göz keskinliğimizin bize verilmiş önemli bir nimet olduğunu takdir edersiniz. Yoksa nasıl avlanabilirdik! Gözümüz bu şekilde olmasaydı, parçalarından birisi eksik olduğu için, çalışmayan bir makine gibi olurduk. Pençe, kanat ve gagamın ihtişamını ancak böyle bir görme hususiyeti tamamlayabilirdi. Bu güzel gözlerimi korumak için göz kapaklarımdan başka, zar şeklinde görüntüyü engellemeyen özel bir kapak da verilmiştir. Bu şeffaf kapak ileri geri hareket ettirilerek, gözümün kapanmadan temizlenmesi temin edilir. Ayrıca gözlerimde hipnoza benzer bir güç vardır. Avımı yemeden önce onun gözüne baktığımda avımın eli ayağı tutmaz olur. Sizden sekiz misli daha iyi gördüğüm halde, beynimin nispî ağırlığı çok azdır. Eğer görme fonksiyonunu beyne verecek olsaydık, sizin çok daha iyi görmeniz gerekirdi; çünkü beyniniz, vücudunuzun % 2-2,5 kadarı olduğu halde, benim beynim vücudumun ancak % 0,6’sı kadardır. Demek ki, beyinler sadece Allah’ın (cc) icraatına perdedir.

Sadık eşler
Ortak hususiyetimiz, ömür boyu tek eşle evli kalmak ve her yıl aynı yuvayı kullanmaktır. Yuvalarımızı genellikle kimsenin ulaşamayacağı yerlere yaparız. Kuluçkadaki dişimizi hoş tutarız. Erkek kartal, yavrularının zarar görmemesi için, anne kartalın bir dediğini iki etmez. Her gün ava çıkan erkek, hem kendi beslenir, hem de anne adayının beslenmesi için yiyecek taşır.

Yuva hayatımız
Türlerimizin farklı üreme ve gelişme süreleri olduğunu tahmin edersiniz. Türlerimizin iriliğine ve enlemlere bağlı olarak yumurta sayısı 1-7 arasında; kuluçka süreleri 28-60 gün arasında; yumurtadan çıktıktan sonra yuvada kalma süresi 24-148 gün arasında; yuvadan çıktıktan sonra yakın durumda kalma da birkaç hafta ile iki yıl arasında değişmektedir.

Yuvalarımızı cüssemize uygun yaparız. Meselâ, bir beyaz başlı deniz kartalının 45 yıldır kullandığı yuvasının ağırlığının 3 ton, derinliğinin 6 m, çapının da 2,9 m olduğu ölçülmüştür. Bu türümüzün dişisi 1-3 yumurta bırakır, kuluçka süresi 35 gündür. Bu türün yavruları yumurtadan gözleri açık çıkar ve anneleri tarafından büyütülür. Yavru erişkin oluncaya kadar erkek yiyecek getirir, anne ise gagasının ucuyla yavruya yedirir. Daha sonra dişi de avlanmaya ve yavruya yiyecek getirmeye başlar. Yavrular iyice büyüyünce gıdaları dilim dilim parçalama ilham edilir ve 12-13 hafta sonra yuvadan uçar. Yavrular, bir yıla yakın yuva civarında kalıp, aile ile temaslarını devam ettirirler. Konuşmalarımdan bütün bunları biz plânlıyormuşuz gibi bir durum ortaya çıkmasını da istemem. Bütün bunların Rabb’imin ilhâmlarıyla olduğunu bir daha hatırlatmak isterim.

Hakkımızdaki söylentiler
Avlanmamızla ilgili söylenenlerin bazıları doğru, bazıları ise abartılmıştır. Meselâ, beyaz başlı deniz kartalı 6,8 kg’lık bir geyik yavrusunu kaçırmış ve yemiştir. 1932 yılında Norveç’te yaşanan bir başka hâdise de şöyledir: Beyaz kuyruklu kartal (Haliaeetus albicilla), dört yaşında bir kız çocuğunu ailesinin yanından kapmış ve 1,6 km kadar taşımış; ancak kartal, herhangi bir zarar vermeden kız kurtarılmıştır.

Kaya kartalları başta olmak üzere, bazı türlerimiz kuzuları kaçırıp yerler. Bunun sebebi de siz insanlarsınız. Çünkü tabiatı bozdunuz; av hayvanlarının ve ormanların yok edilmesi neticesinde, aç kalmamak için bulabildiğimiz hayvanları avlıyoruz.

Afrika’da yaşayan savaşçı kartal (Polemaetus bellicosus) çakalları ve küçük antilopları öldürebilecek kadar güçlü olduğu halde, genellikle damanları (Hyrax) avlar.

Koruyucu hekimliğim
Biraz da, bize ihsan edilen koruyucu hekimlik bilgisinden bahsedeyim: Yumurta ve yavrularıma zarar verebilecek parazitleri ve böcekleri yuvamdan uzak tutmak için, koruyucu maddeler ihtiva eden aromatik (kokulu) bitkileri Rabb’imin verdiği ilhâm ile bulup onları yuvamın etrafına döşerim. Böylece haşerattan yuvamı korurum. Bu tip davranışlarım, sevk-i ilâhîyledir. Tabiatta olanlarımızın 30 yıl kadar yaşadıkları sanılıyor. Hayvanat bahçesinde ise, 60–80 yıla kadar yaşayanlarımızın olduğu bilinmektedir. Fakat ben 30 yıl hür yaşamayı, 80 sene hayvanat bahçesinde esir yaşamaya tercih ederim.

Ekosistemdeki vazifemiz
Bir kartal türünün vücudu ne kadar iri ise, üreme çağına o kadar geç girer. Yavru sayımızın ve üreme faaliyetimizin yoğunluğu, yuvalarımızın yerine, sayısına ve çevremizdeki gıda miktarına bağlı kılınmıştır. Küçük türlerimiz, çok sayıda küçük av bulabildiklerinden, çok ürer. Büyük türlerimiz ise, az besin bulduklarından daha az ürer. Üreme ve beslenme alışkanlıklarımızda, yiyecekler yaratan, mahlukatına bol bol ikram eden Münevvil isminin; ne eksik ne fazla en münasip şekilde yapan Muksit isminin; donatıp düzenleyip, tertip eden Müretttib isminin tecellilerini görebilirsiniz. Ayrıca tabiatta dengeleme işiyle vazifelendirildiğimiz unutulmamalıdır. Yeryüzünün temizlenmesi için, birçok canlı ile birlikte çalıştırılıyor, hastalıklı ve zayıf hayvanları yiyerek Rabb’imizin Kuddüs isminin tecellisini gösteriyor, böylelikle nüfusun dengelenmesine vesile oluyoruz.

Kendimden ve diğer kartal türlerinden bahsederken, eserden müessire gidip, Allah’ın (cc) isimlerine tercüman olmaya çalıştım. Benim bir hayvan olduğumu, sizin ise insan olduğunuzu unutmadan, Rabb’imizin ne büyük nimetleriyle çepeçevre kuşatıldığımızı hatırdan çıkarmayın.


podcast itunes youtube rss twitter facebook