Kudret Mucizesi : Ağız Sütü

Son yirmi yıldır biyolojik ilimler sahasında araştırmalara en fazla mevzu olan ve değişik hususiyetleri fark edildiğinde bizleri hayrete düşüren konulardan biri de ağız sütüdür. Memeli sınıfına ait canlılarda, doğumdan hemen sonra salgılanan ve kimyevi muhteviyatı bakımından normal sütten çok farklılık gösteren ağız sütü (colostrum), yeni doğan yavrular için bahşedilen eksiksiz bir gıdadır.

Normal olarak, ağız sütü yeni doğan yavruların bütün gıda ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir hususiyete sahip olup; proteini, yağ, mineral maddeler, vitaminler ve bağışıklık maddeleri, sonradan salgılanacak süte göre daha fazla bulunmaktadır. Bunun yanı sıra ihtiva ettiği gıda maddeleri çok kolay sindirilmektedir. Rengi, sütten çok farklı olup, koyu sarıdan kahverengiye kadar değişmektedir. Tadı ise tuzlu veya acımtırak olup, asidik bir reaksiyon göstermektedir. Daha teferruatlı yapılan araştırmalar, ağız sütünün kana çok yakın bir terkipte olduğunu ancak kana da benzemediğini ortaya koymuştur. Diğer bir ifadeyle kan ile normal süt arasında bir geçiş maddesi olarak vazife yapmaktadır. Zira yeni doğan yavrularda mide fonksiyonları tam gelişmediğinden böylesine yoğun ve kuvvetli maddelerden meydana gelen gıdayı almaları gerekmektedir.

Ağız sütü, ihtiva ettiği elementler yardımıyla mide gelişmesini hem kimyevi hem de mekanik olarak uyararak müspet yönde hızlandırmaktadır. Eğer böyle bir süt, doğumu müteakip salgılanmamış olsaydı, yavrunun bütün gıda ihtiyacı kesinlikle normal sütle karşılanamayacaktı. Buna bağlı olarak da, çeşitli beslenme bozuklukları ortaya çıkarak yavru kayıplarını arttıracaktı. Oysa böylesine bir sütün yeterli ve dengeli bir şekilde yavrulara verilmesiyle hem ihtiyaçları karşılanmakta hem de pek çok hastalıklardan korunabilmektedirler.

Tabloda ifade edildiği gibi ağız sütü, normal sütten çok yönleriyle farklıdır. Ancak hemen belirtmek gerekirse bu gıda doğumu müteakip ilk yirmi dört saat içersinde yapılan analizlerle ortaya çıkarılmıştır. Daha sonraki 4–7 günlerde ağız sütünün yapısı süratle değişmekte, yavrunun gelişmesine uygun olarak normal süte dönüşmektedir. Umumiyetle büyüme hızı, süt içindeki protein ve kalsiyum tuzlarının nispetine bağlıdır. Tablonun incelenmesinden de anlaşılacağı üzere, normal süte göre ağız sütünün en mühim hususiyeti protein miktarının yüksek olması dikkat çekicidir.

Ağız sütünde İmmun glubulin’in yüksek seviyede bulunması, aciz ve zayıf durumdaki yavruya her zaman ve her yerde kendine şahdamarından daha yakın bir elin varlığı düşüncesine götürmez mi?

Eğer bu süt, doğumu müteakip hemen içirilmezse yavru hastalıklara karşı koruyucu olan bağışıklık maddelerini alamadığından gerek sindirim ve gerekse solunum sistemi hastalıklarına daha kolay yakalandığı ve ölümlere sebep olduğu müşahede edilmiştir. Ağız sütü verilen çocuklarda, bulaşıcı hastalıklara yakalanma ihtimalinin daha düşük olduğu araştırmalarla sabittir.

Kandan ağız sütüne geçen bağışıklık maddelerinden, antitoksinler; tetanus, dizanteri, difteri, aglutininler ise kolera ve tüberküloza karşı koruyuculuk vazifesini görürler.

Globulinin yanı sıra ağız sütünde yüksek nispette mineral maddeler bulunur. Yavrunun kemik ve kas yapımının hızlı olduğu ilk haftalarda mühim derecede artan kalsiyum ile magnezyum ihtiyacı ancak ağız sütü ile karşılanabilir. Bu iki mineral madde eksikliğinde kemik gelişiminde aksaklıkların ortaya çıktığı görülmektedir.

Demir, sütte az miktarda bulunur. Ancak yavrunun hiçbir ihtiyacını eksik bırakmayan Rahmet-i Sonsuz kâfi miktarda demiri fetüsün karaciğerine depo etmiştir. Bundan dolayı yavru ilk 6 ayda demir eksikliğine maruz kalmaz.

İlk aylarda henüz tam gelişmemiş böbreklerin kapasitesine uygun olarak Sodyum ağız sütünde az miktarda bulunur.

Ağız sütü ishale sebep olduğu düşüncesiyle uzun yıllar yeni doğan yavrulara verilmemekteydi. Ancak, meselenin ayrıntılı bir şekilde incelenmesiyle ağız sütünün tabii olarak gevşetici bir etkiye sahip olduğu ve bu sebeple ishal yaptığı ortaya konmuştur. Ancak bu ishalin çocuk için faydalı olduğu tespit edilmiştir. Ağız sütünün sebep olduğu ishal yavrunun bağırsaklarında biriken mekonyum isimli zararlı maddelerin dışarı atılmasını sağlar. Neticede de yavru rahatlar.



comments powered by Disqus