Geri Bildirim
Pencereyi kapat
Podcast!
Podcast ile derginizi heryerden dinleyin. Tıklayın !
Kunduzun Dönüşü
Salih Yücel  

Dünyanın birçok yerinde belirli bölgelerde yaşayan ve bu bölgelerin şartlarına uygun yaratılmış bir şekilde hayatını sürdüren kendine has tabiata sahip çok çeşitli hayvanlar vardır. Bunlardan bazılarının yaşayış tarzlarıyla ve yaptıkları işlerle insanların hayatına da tesir etmesi insanları düşünmeye sevketmiş, bu hayvanların var olmasında ve faaliyetlerindeki hikmetleri araştırmaya zorlamış, çok değişik boyutlarda tefekkür zeminleri ortaya çıkarmıştır. Kunduzlar da Allah’ın (cc) rahmet eserleriyle donattığı hayvanlardan biridir.

Takriben yüz yıl kadar önce, küçük Redding kasabasında (Connecticut, ABD) Birleşik Devletler çapında gün geçtikçe ünü yayılan bir olay meydana geldi: Kunduzlar geri dönüyor! Yıllardır hiç kimse Redding’de kunduz görmemişti. Sonra bir gece çevredeki bir bataklıkta söğüt ve akçaağaçları kemiren küçük yaratıklar görüldü. Sabaha doğru her yer devrilmiş ağaçlarla dolmuştu. Yakındaki bir su kanalı dallarla tıkanmış ve kasaba yolu 30 cm su altında kalmıştı.

Kasaba yetkilileri kanalı temizlemek için hemen bir yol ekibi gönderdi. Kanal iyice temizlendi ve yol açılmış oldu. Ertesi gün kunduzlar oraya tekrar bir baraj yaptılar. Birçok defa kanal temizlendi; ardından birçok defa kunduzlar tarafından tıkandı. Sonunda yol ekibi “Yol kapalı, ileride çalışma var!” yazılı bir levha asıp gitti.

Kunduzlara ne yapılacağına dair tartışmalar Redding’de aylarca sürdü ve bir mutabakata varıldı: Kunduzlar yolu terkederlerse onlara dokunulmayacaktı. Hayvanların kanala yaklaşmasına engel olmak için demir parmaklık yerleştirildi. Bir süre kunduzlar ortalıkta görünmedi. Kasaba sakinlerinden biri bunu pek hayra yormadı. “Tekrar toparlanıyorlar” diye ikaz etti. Kunduzlar kanala baraj yapmak isterlerse demir parmaklıkların işe yaramayacağını biliyordu.

Çiftçinin endişesi boşuna değildi. Kışa doğru yol tekrar taştı. Bunun üzerine kasabalılar eyalet güvenlik komisyonunu imdada çağırdılar. Hayvanlar canlı olarak yakalanıp 80 km kuzeye, daha az nüfuslu bir yere nakledildi.

Kunduzlar bir baraj bölgesi seçmeye görsünler, kullanılan teknikler ne olursa olsun onları vazgeçirmek kolay değil. Bir seferinde Wisconsin’li bir çiftçinin mısır tarlasının hemen kenarında bir kunduz gölcüğünün suları yükselmeye başlamıştı. Çiftçi kesin çözüm olarak barajı dinamitledi. Ortada hiçbir şey kalmamıştı. Sonra bu gececi yaratıkların bir daha gelmemesi için çok sayıda direk dikip bunlara parlak ışıklı gaz lambaları astı. Ertesi sabah oraya gittiğinde direklerin ustalıkla ve titizlikle kemirilip yeni bir baraj inşasında kullanılmış olduğunu gördü. Lambalar ise suyun dibini boylamıştı.

Bu hayvan, teknolojide o dönemde ilk gelişme hareketlerini yaşayan Birleşik Devletler toplumunun ilgisini uyandırmıştı. Kunduz postundan kürk yapılmaya başlandı. Kürk ticareti büyük şehirlere kaydı. Bu dönemde kunduz postu bir süre için para yerine geçti. Bir post yaklaşık olarak yarım kilo tütün; 12 tanesi ise bir tüfek değerindeydi. Fakat insanların bu şekilde para peşinde koşması, 1800’lü yılların sonuna doğru Kuzey Amerika’nın birçok bölgesinde kunduz katliamına yol açtı. Ve kunduzun gitmesiyle birlikte yaşadıkları bölgeler sıkıntı çekmeye başladı. Su seviyeleri düştükçe kuruyan kuyuların sayısı arttı. Merhamet sahibi Yaratıcı’nın rahmet eseri olarak kunduz barajları, binlerce yıldır bereketli alüvyon tabakalarının önünde set olup durmakta iken bu barajların yokluğu tonlarca toprağın denize akmasına sebep oldu.

İnsanlar sonunda kunduzun önemini anladığında çoğu uzak batı ve Kanada’nın ulaşılması zor yerlerinde olmak üzere yalnızca birkaç koloni hayatta kalabilmişti. Fakat yine de çoğaltmaya yönelik programların yürütülmesini sağlayacak kadar hayvan vardı. Bu programlar, 1950’lerin başlarında devlete ait tabiî hayatı koruma dernekleri tarafından başlatıldı. Montana’da hayvanlar, inişte açılan ahşap kutulara konularak tabiî hayatın sürdüğü bölgelere götürüldü ve yere paraşütle bırakıldı. Maine’de kılavuzlar yine kafesler içinde hayvanları ormanlara götürüp orada serbest bıraktılar. Bu programlar o kadar başarılı oldu ki bugün artık kunduz, Birleşik Devletlere geri dönmüş durumdadır.

Artık yapılacak tek şey bu hayvanların sayılarını insanlara yararı dokunacak şekilde dengede tutmaktır. Hayvanın meydana getirdiği gölcükler toprağı erozyondan korur ve sulak bölgelere dağıtır. Bu durum ise misk faresi, su samuru, geyik, ördek, kaz ve Amerikan geyiği gruplarının dönüşünü sağlar. Bu arada balıklar da artar.

En eski baraj mühendisleri olan kunduzlar rollerini mükemmel bir şekilde gerçekleştirirler. Bir kunduz, kazabilen ve pençe vazifesi gören ellere, en iri yarı ağaçları boylu boyunca dilimlere ayırabilen dişlere sahiptir. Yetişkin kunduzlar, burun deliklerinden düz ve palet benzeri kuyruklarına kadar yaklaşık 120 cm uzunluğunda ve 15- 25 kg ağırlığındadır. Su içinde bütün zerafet, çeviklik ve hızlarını gösterirler; karada ise kürklü bir tank gibi hantal, uyuşuk ve beceriksizdirler. Tabiî ortamda genellikle 12 yaşına kadar yaşarlar.

Kunduzlar uysal hayvanlardır. Kavgalı ve didişmeli yaşamaktansa huzurlu ve neşeli bir hayat sürmeyi tercih ederler. Aynı kaderi paylaşan birbirine sımsıkı bağlı koloniler hâlinde yaşarlar. Yetişkin kunduzlar, olgun ve küçük yavrulardan oluşan bu kolonilerin sayısı 12 civarındadır.

Herbir aile ferdi, baraj inşa etmek ve yapılan barajın bakımını yapıp sağlamlığını sürdürmek için işe ciddi bir şekilde sarılır. Barajlar tek bir gaye için yapılır: Ağaçlıklı bir bölgede birçok ağacın yüzebileceği kadar yükseklikte ve genişlikte bir göl meydana getirmek.

Bir koloni yılda 1000-2000 ağaç devirir. Ağaçlan yemeyip barajlarına ve yuvalarına götürürler.

Genç bir çift bir araya geldikten sonra bu beraberlik ömür boyu sürer. Kunduzlar baharda yavrular. İnce ve kuru dallardan yapılmış rahat bir zeminde doğan yavruların sayısı iki ile altı arasında değişmektedir. İlk ağırlıkları yarım kilodan daha azdır. Başlangıçta tamamıyla kürklü olan bu yavrular çok kısa sürede su altında annelerini takip etmeye başlayabilirler.

Yetişkin yavrular, doğacak olan yavrulara yer açmak için ikinci yaşlarına girmeden kısa bir süre önce yuvayı terkederler. Bunlar kendi kolonileri için yeni baraj bölgeleri araştıran gruplara katılırlar. Araştırma mesafelerini 15- 25 km uzunlukta tutabilirler. Araştırma sırasında koloni ile irtibatı kesmemek için geçtikleri yerde yumuşak gördükleri toprakta küçük oyuklar açarlar. Kuyruklarının kenarında iki yumruk büyüklüğündeki bezlerde bulunan castoreum isimli yağdan birkaç damla bu çukurların içine bırakırlar. Diğer kunduzlar, bu yağı bırakanın erkek mi yoksa dişi mi olduğunu, hayvanın ne kadar süre önce oradan geçtiğini ve hangi yöne doğru gittiğini yağın misk gibi çıkan kokusundan anlayabilir.

Sıkı ve hızlı bir çalışmayla kunduzlar, bir veya iki gecede küçük bir baraj ortaya çıkarabilirler. İkisi üstte ve ikisi altta olmak üzere 7,5 cm uzunluğundaki keski benzeri dişler sayesinde beş veya altı dakikada 13 cm’lik ağaç gövdelerini boylu boyunca dilimlere ayırabilirler. Ağaç üzerinde yapılan kısa süreli bir kabuk atıştırmasından sonra ağaçlan baraj bölgesinde yedeğe alacak şekilde uzunluklara bölerler. Ağaçların bir ucu dibe sıkıştırılır ve kayalarla bunlar aşağı doğru sağlamlaştırılır.

Kunduzların, hızlı akan sularda inşa ettikleri baraj kubbemsi yapıda olup, kubbenin kenarları her iki kıyıya sağlamca tesbit edilir. Bu şekilde, su basıncının olumsuz tesirlerinden korunmuş olurlar.

Sonbahar sonuna doğru soğuk rüzgârlar havaya vurduğunda kunduzlar dikkatlerini kışa çevirirler. Dalları, çubukları ve taşları yığarak gölcüklerinde yüksekliği 200 cm’yi bulan küçük bir ada inşa ederler. Kubbe şeklindeki adanın içi boştur ve su altında açılan iki veya üç tünelden içeriye girip çıkılabilmektedirler. Adanın dış yüzeyi çamur tabakasıyla kaplanır. Sıcaklık düştüğünde bu tabaka çimento gibi sertleşir. Üstte sıvasız bir baca serin ve taze havanın içeri girmesini, sıcak ve durgun havanın dışarı çıkmasını sağlar. Donmuş göllerin, kunduzu buz altında mahsur tuttuğu kuzey bölgelerinde hayvanlar, gölcüğün dibine yüzlerce dal batırarak bir kış kileri hazırlarlar.

Kunduzların hayatının incelenmesiyle ortaya çıkan bu bilgiler, bazı sorulan gündeme getirmiştir: Bu hayvanlar hangi akıntının ağustosta kuruyup akmayacağını, bahar yağmurlarının barajlarını yıkıp götürebileceğini ve nerede en az çalışma ile en geniş gölcüğü oluşturabileceklerini nasıl anlamaktadırlar? Bunlara ek olarak suyun tepe aşağı akacağını ve kontrol edilebileceğini, yönünün değiştirilebileceğini, baraj yaparak zaptedilebileceğini kunduz nasıl bilmektedir? Barajın temelinde gömülü bir boru ile gölcüklerindeki su seviyesini nasıl ayarlayabilmektedirler?

podcast itunes youtube rss twitter facebook