Parazitler
Başka bir canlının üzerinden geçinerek ona zarar veren canlılar şeklinde tarif edilen parazitlerin, genellikle sadece bağırsakta yaşadıkları zannedilir. İnsan vücudunun her yerine yerleşebilen parazitlerin hayat tarzı olan parazitizm, kâinatta tek ve geçerli hayat türü değildir. Kâinattaki denge, canlıların yardımlaşması ve birlikte yaşaması üzerine kurulmuştur. Bu yönüyle değerlendirildiğinde, birlikte yaşamak mecburiyetinde olan canlılar arasında farklı hayat türleri yaratılmıştır. İki canlı birlikte yaşarken birbirlerine fayda sağlıyorsa, buna mutualizm denir. Meselâ böcek ve bitkiler ile insan ve bağırsağında yaşayan bazı bakteriler arasında böyle bir hayat tarzı mevcuttur. Bazen iki canlıdan birisi bu beraberlikten faydalanırken, diğeri bir fayda veya zarar görmemektedir. Bu durum, kommensalizm olarak bilinmektedir. “Köpek balığı-vantuzlu balık” münasebeti buna güzel bir misâldir. Vantuzlu balık, köpek balığının avlarına ortak olmaz; ancak onu bir nakil vasıtası olarak kullanır. Dolayısıyla vantuzlu balık fayda sağlarken, köpek balığı bu münasebetten herhangi bir zarar görmemektedir.

Parazitler, ihtiyaçlarını konak adı verilen canlılardan sağlar. Konak; bazen bir bitki, bazen bir hayvan, bazen de bir insan olabilmektedir. Konağın bitki, hayvan ve insan olduğu sahaları inceleyen farklı bilim dalları mevcuttur. Tıbbî parazitoloji sahasında incelenen parazitler; beslenme, barınma ve taşınma gibi temel ihtiyaçlarını Yüce Yaratıcı’nın (celle celâluhu) kudret eseri olan insandan karşılamaktadır. Parazitlerin bir kısmı (Enterobius vermicularis, Ascaris lumbricoides) sadece insan vücudunda hayatlarını devam ettirirken, bir kısmı da (Echinococcus granulosus, Fasciola hepatica) hayat deveranını tamamlayabilmek için ara konak dediğimiz koyun, keçi, karınca gibi hayvanlara ihtiyaç duymaktadır.

Hayatı boyunca parazitik yaşayan canlılar (bağırsak solucanı gibi) olduğu gibi, tabiatta serbest yaşarken uygun şartlar oluştuğunda parazitik hayata geçenler de mevcuttur. Meselâ Naegleria spp., Acanthamoeba cinsi amipler, su ve toprakta serbest yaşayıp beslenme ihtiyacını oralardan tedarik ederken burun yoluyla insan vücuduna girdiklerinde, ihtiyaçlarının giderilmesi için sevk-i İlâhîyle parazitik hayata geçebilmektedir.

Parazitlere besin zincirinde Rezzak-ı Kerîm tarafından önemli roller verilmiştir. Çoğumuzun varlığından bile habersiz olduğu parazitler, kendilerine verilen hususi sindirim sistemi ve yüksek üreme kabiliyeti sayesinde, kâinatın bir hülasası ve muhteşem bir konak olan insan başta olmak üzere birçok omurgalı canlıda misafir olmakta, buralarda da kendilerinin her türlü ihtiyacı giderilmektedir. Canlıların acz ve zaafları ile beslenme ve barınma ihtiyaçlarının tedariki arasında ters bir orantı vardır. Meselâ zeki, güçlü ve hızlı hayvanlar (arslan, kaplan, tilki gibi) karınlarını doyurabilmek için büyük gayret sarf ederler. Buna karşılık aciz ve zayıf mahlûklardan biri olan elma kurdunu elmanın içine yerleştiren Kudret-i Sonsuz, insanda konaklayan parazitlerden; Leishmania ve Trypanasoma’yı hücrenin içine, Fasciola hepatica’yı karaciğere, Paragonimus westermani’yi akciğere, Trichinella spiralis’i kas hücresine, Plasmodium’u alyuvarların içine yerleştirmiş ve beslenmeleri için onlara en güzel ortamları hazırlamıştır.

Parazitler yerleştikleri organa bağlı olarak hususi belirtiler verebileceği gibi, ateş, hâlsizlik gibi umumî belirtilere de sebep olabilir. Bunun yanı sıra bazı parazitler, yerleşecekleri sistem veya organa göç ederken, uğradıkları organlarda birtakım belirtilerin ortaya çıkmasına yol açabilir. Meselâ bağırsak solucanı Ascaris lumbricoides, insana ağız yoluyla bulaşır. Bu parazitin yumurtası mideden bağırsağa geçtikten sonra orada açılır, içinden çıkan lârvalar (kurtçuk) bağırsak duvarını deler, kan dolaşımına karışarak kalbe ulaşır ve oradan da akciğere geçer. Akciğerlerden soluk borusu yoluyla yutağa geçer, buradan da tekrar yutularak bağırsakta erişkin hâle gelir. Akciğerden bu göç sırasında bazı solunum problemlerine sebep olur. Parazitler, insan vücudunda dolaşımları ve yerleşimleriyle vücudun bunlara karşı gösterdiği reaksiyonlarla insanlara mesaj vermektedirler. Lisan-ı hâlleriyle âdeta; “Ey insanoğlu bizleri tanıyın, sizin hangi kapı ve pencerelerinizden girdiğimizi bilin ve buna göre gerekli tedbirleri alın!” demektedirler. Bunun için insanoğlunun yapması gereken; elleri yemek öncesi ve sonrası yıkamak, ağız ve tuvalet temizliğine riayet etmek, çiğ et yememek gibi nebevî tavsiyelere kulak vermektir.

Parazitlerin, belirli organ, doku ve sistemlere yerleşme eğilimine (tropizm) sebep faktörler, bugün için kesin bilinmemektedir. Bu canlılar âdeta başka bir âlemde talim görmüş şekilde ve birkaç saatte, birkaç günde, birkaç haftada bütün vazifelerini yapabilecek bir teçhizatla dünyaya gönderilmektedir. Her canlı kendisine bahşedilen cihazlara uygun bir hayat yaşamaktadır. Ömrü bir günlük olan parazitler de, gerekli beslenme, barınma, savunma ihtiyaçlarını karşılayacak cihazlarla donatılmış olarak dünyaya gelmektedir.

İnsanın aklına şöyle bir soru gelebilir: İnsanda misafir olan parazitlerin acaba ona bir faydası var mıdır? Epidemiyolojik araştırmalar, küçük yaşlarda parazitik hastalıklara yakalanan ve daha sonra iyileşen kimselerin, astıma karşı daha dirençli olduğunu ortaya koymuştur. Dolayısıyla astım tedavisi için parazitin veya parazitten elde edilmiş bazı proteinlerin faydalı olup olmadığı araştırılmaktadır.
Parazitlere ve onların hayatlarına hikmet nazarıyla bakan insanoğlu, kendisinin kâinat içinde nâzenin bir çocuğa benzediğini fark eder. Bu durum insanın aslında ne kadar aciz olduğunu anlamasına vesile olur. Eğer insan, aczini bilip kendini var eden Yüce Yaratıcı’ya sığınırsa kendi iktidarıyla yapması asla mümkün olmayan nimetlere mazhar olur.

Kaynaklar
- Bogitsh BJ ve Clinte E. Carter. Human Parasitology, Third Edition, 2005.
- Garcia LS. Diagnostic Medical Parasitology.
- Kağan M. “Vantuz Balığı”, Sızıntı, Ocak 1983.
- http://www.amazon.com/Diagnostic-Medical-Parasitology
- Lynne-Garcia/product-reviews/1555813801/ref=sr_1_1_cm_cr_acr_img?ie=UTF8&showViewpoints=1American Society for Microbiology; 5 edition , 2006.

comments powered by Disqus