|
Penceredeki İşaretçiler(Eylül 1983)
Sızıntı [email protected] |
|
Her yaz ve baharda,. dört bir bucakta serpilip gelişen ve yeryüzünü bir mahşer haline getiren binlerce yüzbinlerce ot ve ağaçların, çeşit çeşit canlıların (1) ayrı ayrı olan suret ve şekillerini; ihtiyaç ve rızıklarını; elbise ve silahlarını; vazife başına davet ve terhislerini, hiçbirini unutmayarak, hiçbirini şaşırmayarak fevkalâde bir ölçü ve ahenkle görüp gözetmek, terbiye: edip yetiştirmek öyle ilâhî bir mühürdür ki; güneşin şuaları güneşi gösterdiği gibi, herşeye hükmü geçen ve her şeyi istidat ve kabiliyeti istikametinde geliştirip şekillendiren bir "Vâhid-ü Ehad"i, eşi menendi olmayan birZâtı gösterir. Evet, sonsuz bir kudret, herşeyi çepeçevre sarıp kuşatan bir ilim ve sınırsız bir hikmet rahibinden başka kimin haddi var ki; herbiri başlı başına birer hârika olan şu iç-içe ve alabildiğine girift: varetme, rızıklandırma, silah altına alıp talim ve terbiyeye tabî tutma, sonra da terhis etme işlerine.karışsın!. Eğer herbiri birer mucize olan bu işlere, herşeyi varlığa erdiren o yüce Zât'dan başkasının müdâhalesi olsaydı, herşey çok karışacaktı. Halbuki eşya, çeşitli İlimlerin adesesîyle, şimdiye kadar tekrar tekrar kurcalandığı, tekrar tekrar gözden geçirildiği halde hiçbir karışıklık emaresi göstermemiştir. Karışıklık emaresi şöyle dursun, ilim adına kâinatın dörtbir bucağından gelen her mesajda fevkalâde bir nizam ve âhenge şâhid olunmuştur. _____________________ [ I ] Ki, onlardan sadece sinek gibi bir tayfanın fertleri, Adem Nebi (s)zamanından kıyamete kadar gelip devam edecek insan fertlerinden daha çoktur. |
|


