Geri Bildirim
Pencereyi kapat
Podcast!
Podcast ile derginizi heryerden dinleyin. Tıklayın !
Robotlar
Bekir Çırak  

Türkiye ve bütün dünya, bir yüzyılı kapatıp yeni bir yüzyılın perdesini aralamaya, 2000’li yıllara hazırlanı­yor. Herkes bütün yönleri ile güçlü bir devlet olarak, hatta en güçlü devlet olarak yeni yüzyıla girmek istiyor. Aslın­da hâdise bir asrı kapatıp yeni bir asır aralamak gibi basit birşey değil. Batılı ve Japon bilim adamları bu düşünce ile ufuklarını geniş tutmuş ve teknolojik çalışmalarına yeni bir boyutta ve büyük hedefler dahilinde hız vermişlerdir.

Bu çalışmalardan biri belki de ge­lecek yüzyıla adını verebilecek “robotlar”dır. Bütün gelişmiş ülkeler, robotlar üzerine yoğun ve ciddi bir çalışma tem­posuna girmektedirler.

Robotlar gelecekte hayatımızın bir parçası olacağa benziyor. Hayal ürünü olan çizgi filmlerdeki robotların gerçek­leşmesi, bugün için henüz uzak görünü­yor. “Terminatör” filmindeki gibi insan görünümlü, yan insan yan makine ro­botlar yapılabilir mi? Bilemiyoruz ama, araştırmacılar büyük bir cesaretle bu yö­ne doğru gitmektedirler.

“Robot” kelimesi Çekoslovak dilinde “ça­lışma, iş” anlamına gelen “robutnik” kelimesinden türemiştir.

“Robotik”, çağımızın en önemli bilim dallarından biridir. Endüstrinin çeşitli sahalarında, uygulamadaki robot sayısı her geçen gün bü­yük bir hızla artarken, robot kullanım sahaları da sürekli olarak genişlemektedir. Robot sis­temlerinin problemlere hızlı ve hassas çözüm­ler getirmeleri ve insanlara zararlı olan ortam­lardan etkilenmemeleri, üretim maliyetlerinin aşağıya çekilmesini mümkün kılmaları, ürün kalitesinde ve üretkenlikte artış sağlamaları cihetiyle büyük bir nisbette kabul gördükleri göz­lenmektedir.

Tarihte mekanik sahasındaki gelişmeler, dolaylı olarak robotlaşma ile birlikte yürümüşÂ­tür. Orta Çağ’da Selçuklu Türklerinden Cizreli Ebul-İz’in bundan 800 yıl önce robot yapma çalışmaları olmuştur. Hatta robotlarla ilgili bir de kitap yazmıştır.

Bu kitabın, meselâ; 332. sayfasında “Sel­çuklu Hükümdarı Mahmud, hizmetçilerin kendisine abdest suyu dökmelerinden rahat­sız olduğu için “ Ebul-İz’in bu işi yapmak üzere robot adamlar ve robot tavus kuşları yaptığı, sultanın, bu robotların döktüğü su ile abdest aldığı kayıtlıdır. Bu sayfadaki çizilen robotik res­me göre, robot adam elinde tuttuğu testiden su dökerken, suyun boşaldığı kabın içindeki bir ro­bot tavus kuşu da suyu başka bir kaba aktarmakta ve suyun boşaltıldığı kabın içinde bulu­nan bir şamandra, otomatik bir hareketle robot adamın kolunu tekrar harekete geçirmekte, böylece mekanizma devamlı işlemektedir.

Ebul-İz, çalışmalarının prensiplerinden bahsederken tıpkı hidrolik devre sembolleri gibi sembollerle, elektronik cihaz ve makinelerle ile­tilen bilgilerin bazı sembollerle ifade edilmesi gi­bi kendi bulduğu birtakım işaret ve sembolleri kullanmaktadır.

Ebul-İz’in çalışmalarının bir kısmı, Alman­ya’da Prof. Wiedemann tarafından tekrar yapıl­mış ve başarı ile işletilerek, Erlangen Üniversitesi’nde muhafaza altına alınmıştır.

Milattan önce 2. yüzyılda yaşayan İsken­deriyeli Heron, “mukaddes su otomatları” adını verdiği robotlardan bahsetmektedir. Bu ro­botlar mabedlere konulmuş olup, içine para atıldığı zaman su akmaktadır. Bunlar, Türkiye dahil Avrupa’nın her yerinde, para atıldığında kola, sigara, sandviç., vs. veren otomatların ba­bası sayılırlar.

Rivayete göre Doğu Roma İmparatoru Theoplius (839-842), tahtının iki yanına som altından birer arslan robot yaptırmıştı. İmpara­tor tahtına her oturuşunda bu arslanlar ayağa kalkar ve kükrerlermiş.

1959 yılında İlk ticarî amaçlı robot yapıl­mış olup, sonra elektrikli ve hidrolik sistemler­de, daha sonra bilgisayarlarda kullanılmaya başlamıştır. 1960 ve 1970’li yıllarda uzaktan kumandalı robotlar geliştirilmiştir. 1980’li yıllarda robotun kendi kendine karar verme, ha­reket etme ve sunî zekânın robota uyarlanması üzerine çalışmaların yoğunlaştığı görülmüştür.

Günümüzde ise robotların çok hassas işÂ­lerden, en zor işlere kadar bağımsız hareket yeteneği üzerinde çalışılmaktadır.

Robotlar niçin bu kadar önemlidir? Çünkü devamlı aynı işleri yapmak insanları sıkar ve verimin düşmesine sebep olur. Robotlar ru­tin işlerde verimi düşürmeden çalışır. Kesin ve doğru bir işlem yapar. Yorulmaz ve sıkılmaz. Üretimde sürekliliği sağlar. Tehlikeli ortamlarda rahat çalışır.

Robotların kullanım sahaları genellikle sa­nayi ağırlıklıdır. Günümüzde, uzay araştırmala­rında, tamir ve deney çalışmalarında ve evlerde kullanılabilecek robotlar üzerine çalışılmaktadır. Eğitim-öğretim kurumlarında da eğitim maksat­lı kullanılabilmektedir. Tıp ve özürlülerle ilgili robotların çalışmaları yapılmaktadır.

Seri otomobil üretiminde, kaynak, sprey, boyama, doldurma, boşaltma gibi montaj sanayinde çalışan robot kolları da vardır.

Robotların mükemmelliği insan hareketle­rini taklitteki başarısıyla doğru orantılıdır.

Robotik bilimi biyolojik sistemleri incele­mekte, onların bu özelliklerini birtakım makine­lerle ve elektronik cihazlarla taklide çalışmakta­dır. Robotların kullanılmasıyla canlı organizma­daki olaylar aydınlatılmaya çalışılmaktadır. Bir kısmı gündelik hayatımıza girmekte, uçakları kullanan otomatik pilotlardan tutun da en basit­ten komplikeye kadar çeşitli işleri görebilen ro­botlar imal edilebilmektedir. Bunların bir kısmı “çok marifetli oyuncaklar” olarak, görenlerin hayretlerini celbetmektedir.

Robot teknolojisi, çok geniş kullanım sa­hasına sahiptir. Bu noktada, insan eliyle yapılan bu metal varlıkların bir zaman gelip insanla­ra hâkim olup olmayacağı sorusu -ister iste­mez- akla geliyor.

Ayrıca insanlardaki işsizlik korkusu da ro­bot teknolojisinin beraberinde getirdiği bir başÂ­ka olumsuzluktur. İngiltere tekstil fabrikalarında çalışan binlerce işçi, tekstil ve dokuma tezgâhlarının fabrikaya gelmesi, hatta bu makinelerin keşfedilmesiyle büyük bir endişeye kapılarak hükümete karşı ayaklandıkları tarihî bir gerçek­tir.

Nasıl ki bir kayığı tek başına ve tek kürek­le çekerek yürüten bir insanın bu yaptığı işi, iki insan gücünde yapabilmek için o kürekçinin ya­nına bir diğer kürekçiyi oturtmayı düşünürüz. Atla çekilen araba için de aynısını düşünürüz. Arabanın hızını, çekiş kuvvetini artırmak için at sayısını çoğaltmaktan başka çare yoktur. Tarih­te “Endüstri Devrimi” ile birlikte insan eli ile yapılan iş arasına makine girdi. Bu makine, in­sanın gücünü yüzbinlerce defa büyüttü ve böy­lece buhar makineleri ile başlayan bu süreç bu­gün bilgisayar ve robot teknolojisiyle devam ermektedir. Fakat neticede görüldü ki, insanla­rın makineleşmeden korkmasına hiçbir sebep yoktu. Kendi yaptıkları makineler, onları hiçbir zaman işsiz bırakmamış, fabrikaların açılması ve üretimin artması ile daha çok işçiye ihtiyaç olmuştur. Bugün “makinesiz bir dünya” dü­şünmek imkânsızdır.

Robotların yapısına bakıldığı zaman karşı­mıza mekanik ile elektronik çıkar. Bu yüzden son zamanlarda bu bilim dalına “Mekatronik” adı verilmektedir.

Mekatronik bilimi ile uğraşmak sanıldığı kadar kolay değildir. Matematik, bilgisayar, elektrik, elektronik ve makine bilgisinin (meka­nizmaların kinematiği) çok iyi bilinmesi gerekir.

Burada her zaman hatırlamanız gereken başka bir husus da şudur: Bir mühendisin yaptı­ğı bir robotu görüyor, hayretle birbirimize anla­tıyor, programından, hareketlerinden, çalışma sisteminden, yaptığı işlerden sitayişle bahsedi­yoruz. Hâlbuki şu yazıları yazabilmek için parmaklarımızı oynatırken ne kadar karmaşık ve plânlı, programlı, inceden inceye hesaplanmış mekanizmaların, kontrol devrelerinin işe karıştığını ve daktilonun veya bilgisayarın tuşuna her basışımızda sinir ve kas sistemimizde olup biten mükemmel biokimyevî reaksiyonları ve mekanizmaları düşündüğümüzde Allah’ın bizlere ver­diği vücudun, robotlarla mukayese bile edileme­yeceğini anlarız.

podcast itunes youtube rss twitter facebook