|
Robotlar
Bekir Çırak |
|
Türkiye ve bütün dünya, bir yüzyılı kapatıp yeni bir yüzyılın perdesini aralamaya, 2000’li yıllara hazırlanıÂyor. Herkes bütün yönleri ile güçlü bir devlet olarak, hatta en güçlü devlet olarak yeni yüzyıla girmek istiyor. AslınÂda hâdise bir asrı kapatıp yeni bir asır aralamak gibi basit birşey değil. Batılı ve Japon bilim adamları bu düşünce ile ufuklarını geniş tutmuş ve teknolojik çalışmalarına yeni bir boyutta ve büyük hedefler dahilinde hız vermişlerdir. Bu çalışmalardan biri belki de geÂlecek yüzyıla adını verebilecek “robotlar”dır. Bütün gelişmiş ülkeler, robotlar üzerine yoğun ve ciddi bir çalışma temÂposuna girmektedirler. Robotlar gelecekte hayatımızın bir parçası olacağa benziyor. Hayal ürünü olan çizgi filmlerdeki robotların gerçekÂleşmesi, bugün için henüz uzak görünüÂyor. “Terminatör” filmindeki gibi insan görünümlü, yan insan yan makine roÂbotlar yapılabilir mi? Bilemiyoruz ama, araştırmacılar büyük bir cesaretle bu yöÂne doğru gitmektedirler. “Robot” kelimesi Çekoslovak dilinde “çaÂlışma, iş” anlamına gelen “robutnik” kelimesinden türemiştir. “Robotik”, çağımızın en önemli bilim dallarından biridir. Endüstrinin çeşitli sahalarında, uygulamadaki robot sayısı her geçen gün büÂyük bir hızla artarken, robot kullanım sahaları da sürekli olarak genişlemektedir. Robot sisÂtemlerinin problemlere hızlı ve hassas çözümÂler getirmeleri ve insanlara zararlı olan ortamÂlardan etkilenmemeleri, üretim maliyetlerinin aşağıya çekilmesini mümkün kılmaları, ürün kalitesinde ve üretkenlikte artış sağlamaları cihetiyle büyük bir nisbette kabul gördükleri gözÂlenmektedir. Tarihte mekanik sahasındaki gelişmeler, dolaylı olarak robotlaşma ile birlikte yürümüşÂtür. Orta Çağ’da Selçuklu Türklerinden Cizreli Ebul-İz’in bundan 800 yıl önce robot yapma çalışmaları olmuştur. Hatta robotlarla ilgili bir de kitap yazmıştır. Bu kitabın, meselâ; 332. sayfasında “SelÂçuklu Hükümdarı Mahmud, hizmetçilerin kendisine abdest suyu dökmelerinden rahatÂsız olduğu için “ Ebul-İz’in bu işi yapmak üzere robot adamlar ve robot tavus kuşları yaptığı, sultanın, bu robotların döktüğü su ile abdest aldığı kayıtlıdır. Bu sayfadaki çizilen robotik resÂme göre, robot adam elinde tuttuğu testiden su dökerken, suyun boşaldığı kabın içindeki bir roÂbot tavus kuşu da suyu başka bir kaba aktarmakta ve suyun boşaltıldığı kabın içinde buluÂnan bir şamandra, otomatik bir hareketle robot adamın kolunu tekrar harekete geçirmekte, böylece mekanizma devamlı işlemektedir. Ebul-İz, çalışmalarının prensiplerinden bahsederken tıpkı hidrolik devre sembolleri gibi sembollerle, elektronik cihaz ve makinelerle ileÂtilen bilgilerin bazı sembollerle ifade edilmesi giÂbi kendi bulduğu birtakım işaret ve sembolleri kullanmaktadır. Ebul-İz’in çalışmalarının bir kısmı, AlmanÂya’da Prof. Wiedemann tarafından tekrar yapılÂmış ve başarı ile işletilerek, Erlangen Üniversitesi’nde muhafaza altına alınmıştır. Milattan önce 2. yüzyılda yaşayan İskenÂderiyeli Heron, “mukaddes su otomatları” adını verdiği robotlardan bahsetmektedir. Bu roÂbotlar mabedlere konulmuş olup, içine para atıldığı zaman su akmaktadır. Bunlar, Türkiye dahil Avrupa’nın her yerinde, para atıldığında kola, sigara, sandviç., vs. veren otomatların baÂbası sayılırlar. Rivayete göre Doğu Roma İmparatoru Theoplius (839-842), tahtının iki yanına som altından birer arslan robot yaptırmıştı. İmparaÂtor tahtına her oturuşunda bu arslanlar ayağa kalkar ve kükrerlermiş. 1959 yılında İlk ticarî amaçlı robot yapılÂmış olup, sonra elektrikli ve hidrolik sistemlerÂde, daha sonra bilgisayarlarda kullanılmaya başlamıştır. 1960 ve 1970’li yıllarda uzaktan kumandalı robotlar geliştirilmiştir. 1980’li yıllarda robotun kendi kendine karar verme, haÂreket etme ve sunî zekânın robota uyarlanması üzerine çalışmaların yoğunlaştığı görülmüştür. Günümüzde ise robotların çok hassas işÂlerden, en zor işlere kadar bağımsız hareket yeteneği üzerinde çalışılmaktadır. Robotlar niçin bu kadar önemlidir? Çünkü devamlı aynı işleri yapmak insanları sıkar ve verimin düşmesine sebep olur. Robotlar ruÂtin işlerde verimi düşürmeden çalışır. Kesin ve doğru bir işlem yapar. Yorulmaz ve sıkılmaz. Üretimde sürekliliği sağlar. Tehlikeli ortamlarda rahat çalışır. Robotların kullanım sahaları genellikle saÂnayi ağırlıklıdır. Günümüzde, uzay araştırmalaÂrında, tamir ve deney çalışmalarında ve evlerde kullanılabilecek robotlar üzerine çalışılmaktadır. Eğitim-öğretim kurumlarında da eğitim maksatÂlı kullanılabilmektedir. Tıp ve özürlülerle ilgili robotların çalışmaları yapılmaktadır. Seri otomobil üretiminde, kaynak, sprey, boyama, doldurma, boşaltma gibi montaj sanayinde çalışan robot kolları da vardır. Robotların mükemmelliği insan hareketleÂrini taklitteki başarısıyla doğru orantılıdır. Robotik bilimi biyolojik sistemleri inceleÂmekte, onların bu özelliklerini birtakım makineÂlerle ve elektronik cihazlarla taklide çalışmaktaÂdır. Robotların kullanılmasıyla canlı organizmaÂdaki olaylar aydınlatılmaya çalışılmaktadır. Bir kısmı gündelik hayatımıza girmekte, uçakları kullanan otomatik pilotlardan tutun da en basitÂten komplikeye kadar çeşitli işleri görebilen roÂbotlar imal edilebilmektedir. Bunların bir kısmı “çok marifetli oyuncaklar” olarak, görenlerin hayretlerini celbetmektedir. Robot teknolojisi, çok geniş kullanım saÂhasına sahiptir. Bu noktada, insan eliyle yapılan bu metal varlıkların bir zaman gelip insanlaÂra hâkim olup olmayacağı sorusu -ister isteÂmez- akla geliyor. Ayrıca insanlardaki işsizlik korkusu da roÂbot teknolojisinin beraberinde getirdiği bir başÂka olumsuzluktur. İngiltere tekstil fabrikalarında çalışan binlerce işçi, tekstil ve dokuma tezgâhlarının fabrikaya gelmesi, hatta bu makinelerin keşfedilmesiyle büyük bir endişeye kapılarak hükümete karşı ayaklandıkları tarihî bir gerçekÂtir. Nasıl ki bir kayığı tek başına ve tek kürekÂle çekerek yürüten bir insanın bu yaptığı işi, iki insan gücünde yapabilmek için o kürekçinin yaÂnına bir diğer kürekçiyi oturtmayı düşünürüz. Atla çekilen araba için de aynısını düşünürüz. Arabanın hızını, çekiş kuvvetini artırmak için at sayısını çoğaltmaktan başka çare yoktur. TarihÂte “Endüstri Devrimi” ile birlikte insan eli ile yapılan iş arasına makine girdi. Bu makine, inÂsanın gücünü yüzbinlerce defa büyüttü ve böyÂlece buhar makineleri ile başlayan bu süreç buÂgün bilgisayar ve robot teknolojisiyle devam ermektedir. Fakat neticede görüldü ki, insanlaÂrın makineleşmeden korkmasına hiçbir sebep yoktu. Kendi yaptıkları makineler, onları hiçbir zaman işsiz bırakmamış, fabrikaların açılması ve üretimin artması ile daha çok işçiye ihtiyaç olmuştur. Bugün “makinesiz bir dünya” düÂşünmek imkânsızdır. Robotların yapısına bakıldığı zaman karşıÂmıza mekanik ile elektronik çıkar. Bu yüzden son zamanlarda bu bilim dalına “Mekatronik” adı verilmektedir. Mekatronik bilimi ile uğraşmak sanıldığı kadar kolay değildir. Matematik, bilgisayar, elektrik, elektronik ve makine bilgisinin (mekaÂnizmaların kinematiği) çok iyi bilinmesi gerekir. Burada her zaman hatırlamanız gereken başka bir husus da şudur: Bir mühendisin yaptıÂğı bir robotu görüyor, hayretle birbirimize anlaÂtıyor, programından, hareketlerinden, çalışma sisteminden, yaptığı işlerden sitayişle bahsediÂyoruz. Hâlbuki şu yazıları yazabilmek için parmaklarımızı oynatırken ne kadar karmaşık ve plânlı, programlı, inceden inceye hesaplanmış mekanizmaların, kontrol devrelerinin işe karıştığını ve daktilonun veya bilgisayarın tuşuna her basışımızda sinir ve kas sistemimizde olup biten mükemmel biokimyevî reaksiyonları ve mekanizmaları düşündüğümüzde Allah’ın bizlere verÂdiği vücudun, robotlarla mukayese bile edilemeÂyeceğini anlarız. |
|


