|
Sağlık-Bilim-Teknoloji
Prof.Dr. İ. Hakkı İHSANOĞLU [email protected] |
Sesli Dinle
|
OMEGA-3 YAĞ ASİTLERİ, KALB HASTALARINDA YAŞLANMAYI YAVAŞLATIYOR 608 kalb hastasının ortalama 6 yıl takip edildiği bir çalışmanın başlangıcında, hastalardan alınan kanda omega–3 yağ asitlerinin seviyeleri ve telomer uzunlukları belirlendi. Kromozomların ucunda bulunan yapılar olan telomerler, kromozomların kendini eşlemesinde ve dengesinde rol almaktadır. Önceki bir çalışmada, telomer kısalma hızının ölüm riski ve kalb hastalıklarının ağır seyretmesiyle irtibatlı olduğu gösterilmiştir; telomerler ne kadar çabuk kısalırsa ölüm riski o kadar fazladır. Journal of American Medical Association'da yayımlanan bu yeni çalışmada ise, 6 yıllık sürede meydana gelen telomer kısalmasının kandaki omega–3 yağ asidi miktarıyla ters orantılı olduğu gösterilmiştir. Çalışmanın başında omega–3 yağ asidi seviyesi en düşük olanlarda telomer uzunluğundaki kısalma hızı omega–3 yağ asidi seviyesi en yüksek olanların 2,6 katıydı. Bu çalışma telomer uzunluğuna tesir eden faktörlerden birinin kan omega–3 yağ asidi seviyesi olduğunu göstermiştir; diğer faktörler ise, vücutta iltihabın bulunması, şişmanlık, oksidatif stres ve fizik aktivite azlığıdır. Balık yenilerek omega–3 yağ asidi alındığında kalb hastalığı riskinin azaldığı daha önce gösterilmişti. Amerikan Kalb Cemiyeti bu yüzden kalb hastalarına günde en az 1 gram omega–3 yağ asidi almalarını tavsiye etmektedir. Bu miktarın somon, uskumru, ton balığı gibi yağlı balıklardan alınması şayanı tercihtir. Amerikan Kalb Cemiyeti, kalb hastalığı olmayanlara ise, haftada en az iki defa yağlı balık yemelerini tavsiye etmektedir. Bu çalışmayı yapan ekipte yer alan E. H. Blackburn 2009 yılı Nobel Fizyoloji ve Tıp Mükâfatı sahibidir. (WebMD Health 19.01.2010) UYKU APNESİ ŞEKER HASTALIĞININ TEDAVİSİNİ GÜÇLEŞTİREBİLİR Tıkayıcı uyku apne sendromu, uyku sırasında havayolunun tıkanmasına bağlı olarak solunumun arada durduğu, tedavi edilebilir bir hastalıktır. Bir çalışmaya göre uyku apnesi, tip 2 şeker hastalarında (daha çok yetişkinlerde görülen tip) kan şekerinin kontrol altında tutulmasını zorlaştırır ve hastalığın ağırlaşmasına yol açar. Araştırma 60 tip 2 şeker hastası üzerinde yapıldı ve neticeleri American Journal of Respiratory and Critical Care Medicine'de yayımlandı. Çalışmayı yapan araştırmacılar, hekimlere tip 2 şeker hastalarına uyku problemleri hakkında soru sormalarını tavsiye etmektedir. (WebMD Health 15.01.2010 ENERJİ ÜRETEN ESNEK TABAKA Amerika Princeton Üniversitesi'ndeki araştırmacılar, bir hareket neticesi meydana gelen basınç altında enerji üretebilen esnek bir tabaka geliştirdi. Enerji, PZT denen piezoelektrik şeritler vasıtasıyla üretiliyor. Piezoelektrik malzemeler, silisyum kristalinin özel teknik ve açılarda kesilmesi ile elde edilir. Bu malzemelere bir doğru gerilim uygulanırsa, mekanik bir titreşim elde edilir. Bu titreşim, malzemenin büyüklüğüne ve kesim açısına bağlı olarak bir frekansta sabittir. Bu titreşimden, çalışması için sabit ve kararlı bir frekans gerektiren bilgisayar, verici vb. elektronik devrelerde istifade edilir. Piezoelektrik malzemeler bu işlemi ters yönde de yapar; yani üzerlerine basınç uygulandığında uçlarından bir gerilim elde edilir. Princeton'da geliştirilen enerji üreten esnek tabaka içindeki piezoelektrik şeritler işte bu vazifeyi yapıyor. PZT bilinen en verimli piezoelektrik malzemedir. Benzerlerinden dört kat daha esnek olan PZT, üzerine uygulanan enerjinin % 80'ini kullanabiliyor. Araştırmanın liderliğini yapan Profesör M. McAlpine, patentini aldığı sistemde, polimer (plâstik) tabakanın içinde barındırdığı PZT şeritler ile bu şeritlerin üzerine yapıştırıldığı silikon malzemelerin mümkün olan en uygun esneklikte olması için farklı prosesler geliştirmeye çalıştıklarını belirtiyor. Dikkat ettikleri en mühim nokta; en yüksek esneklikte en az basınçtan en fazla gerilimi nasıl elde ederiz. Çalışmanın test neticeleri Nano Letters adlı derginin Ocak/2010 son hafta sayısında yayımlandı. Bu yazıda ifade edilen en mühim netice, yüksek güç dönüştürme oranı idi. Araştırmacılar buluşu daha çok biyomedikal uygulamalara adapte etmeye çalışıyor. Meselâ ciğerlerin dışına yerleştirilen bu tabaka, ciğerin her şişip inmesi ile bir bataryanın şarjını sağlayacak. Bu uygulama sayesinde, vücutta bulunan bir sensör (algılayıcı) ile takip edilmesi gereken kronik kalb ve beyin rahatsızlıkları, herhangi bir bağlantı olmaksızın izlenebilecek; implantasyon ile vücuda yerleştirilen insülin enjeksiyon sistemleri gibi sistemlerden ilâçların vücut tarafından alınma nispetleri kontrol edilebilecek. Prof. Dr. İ. Hakkı İhsanoğlu, Doç. Dr. Yusuf Demir, S. Rıza Sayın |
|


