|
Sessiz Ustalar
Prof.Dr. Fatih KARAHİSARLI [email protected] |
Sesli Dinle
|
Köyümüzde, Halil Usta isminde bir marangoz vardı. Halil Usta söyleneni sessizce dinler ve kendinden talep edilen şeyi büyük bir ustalıkla yapar, sahibine teslim ederdi. Rahmetli babamla, Halil Usta’ya ‘sessiz usta’ derdik. Halil Usta, kendi hâlinde, sadece işiyle meşgul olan sakin biriydi. Bulunduğu topluluklarda onun varlığını hissetmezdiniz bile. İşini yaparken ise şiir okuyor, oya işliyor gibi maharetini konuştururdu. Ortaya çıkan iş de, gerçek bir sanat eseri olurdu. Ben köyden ayrıldım, değişik kültür ve coğrafyalarda farklı insanlarla tanıştım. Gittiğim hemen her yerde Halil Usta gibi sessiz ustaları gördüm. Onlar da işlerini sessizce yapıyor, iş bittikten sonra sahnede görünmüyorlardı. Sonradan tanıdığım bu sessiz ustalar, Halil Usta’dan farklı olarak bulundukları ortamların âdeta her türlü derdine devaydılar. Bu insanlar nerede ve hangi şartlarda olurlarsa olsunlar, kendilerine mutlaka yapacak bir iş buluyor veya onlara bir iş düşüyordu. Dolayısıyla onların bulunduğu yerlerde ortada bir iş kalmıyordu. Bizim köydeki sessiz usta da böyle yerlerde olsaydı, herhalde o da benzeri şeyler yapardı. Her yerde onlar Onlar kendilerini, “Biz sessiz ustalarız!” diye tanıtmazlar; ama onları, müşterek özelliklerinden dolayı herkes tanır. Dünyanın her yerinde, eğitim müesseseleri başta olmak üzere, gönüllüler hareketi içinde makam, mevki, dil, din, renk ayırımı olmaksızın mutlaka bu sessiz ustalardan birileri bulunur. Her yerde, yüklerin en ağırını çekenler onlar olduğu hâlde ücret istemezler, gürültü çıkarmazlar, şikâyet etmezler, dertlerini asla söylemezler ve etrafa hep pozitif enerji yayarlar. Ellerini her taşın altına çekinmeden sokarlar. Onlar boş otururken görülmez, bir iş bitince diğerine koşarlar. Sadece kendi meslekleri ile ilgili işleri yapma gibi bir takıntıları yoktur. Kendileri hangi konum ve meslekte olurlarsa olsunlar, ortadaki işi yapmaktan geri durmazlar. Mevcudiyetleri kimseyi rahatsız etmez. Bir işin yapılması mümkünse, lûgatlerinde, ‘Hayır!’, ‘Yapılmaz!’, ‘Olmaz!’ gibi kelimeler yoktur. Onlara göre, ölümden başka her şeyin çaresi vardır, hayatta hiçbir zaman tek yol yoktur, Allah her işin bir hâl çaresini koymuştur; engeller aşılmak, problemler çözülmek içindir. Onlar başkalarının yapması gereken işleri de yaparlar. Bunun adını asla angarya koymazlar. Yaptıklarının fedakârlık olduğunun bile farkında değildirler. Bu yüzden de, ne bir iltifat, ne de maddî bir beklenti içinde olurlar. Bir bakıma onlar, yarış atlarının karakterine sahiptirler, yani onların yoruldukları çatladıklarında anlaşılır. Onlar kimseyle takışmaz; gösterişi sevmedikleri gibi, bilinmeyi de istemezler. Takdir edildiklerinde duymazdan gelirler. Onların eşleri ve çocukları da genellikle kendilerine benzer. Sessiz ustalar çoğu zaman başkalarını dinlemede kalırlar; güzellikleri duymaya son derece iştiyaklıdırlar, bunları anlatanları dinlerken kendilerinden geçerler. Frekanslarına girildiğinde sohbetlerine doyum olmaz. Hâdiselere bakışlarını, yaşadıklarını tabiî bir şekilde resmedişlerini âdeta nefes almadan dinlersiniz. Ama bu çok hassas bir diyalogtur. Zîrâ kendilerine önem verdiğinizi ve hayranlıkla dinlediğinizi sezerlerse, derhal anlatmayı keserler ve kendilerine yapacak yeni işler ararlar. Sessiz ustalar çok iyi birer gözlemcidirler. Çevrelerindeki kimseler onları, çoğu şeyden habersiz zannetseler de, onlar, hâdiselerin arka plânları dahil, her şeyin farkındadırlar. Hasırın altından Mısır’ı seyrederler. Kişilerin karakterini ve kişiler arası münasebetleri çok iyi okurlar. Size bu konularda çok güzel dersler de verirler. Seviyeniz, konumunuz onları hiç ilgilendirmez; sizin yanınızda çok rahattırlar. Ayrıca çok cömerttirler, ellerinde ne varsa, başkalarına vermek onların en büyük hazlarındandır. Toplumun, hemen her kesiminde bu tip sessiz ustalar mevcuttur. Bunlar bir bakıma boşlukları doldurdukları için toplumların sıhhatli olmalarında çimento vazifesi görürler. İnsanlık belki de, bu tip insanların yüzü suyu hürmetine ayakta kalabilmektedir. Tarihte bunların misâllerini açık seçik görmekteyiz. Sessiz ustalar, yaşadıkları devirlerde herkesçe bilinmez, tanınmazlar; ama sonra gelen nesiller, onların kimler olduğunu net bir şekilde görür, öğrenir. Sessiz usta özelliklerinin geliştirilip zenginleştirilmesi ve herkesin bu vasıfların kazanılması yönünde çaba sarfetmesi gerekmektedir. Sessiz ustaların önünün açılıp onlara imkânlar tanınması, herkesin sessiz usta olma yolunda birbirini desteklemesi ve özellikle yeni yetişen nesillere bu yolda yaşayan örnekler gösterilmesi gelecek adına yapılabilecek hayırlı işlerdendir. |
|


