Şifalı Bitkiler: Ardıç Ağacı

Allah'ın bir kitap olarak yaratıp bizlere sunduğu tabiat vasıtasıyla, her yıl sonbaharda bizlere yabanî meyvelerden oluşan zengin bir koleksiyon takdim edilmektedir. Yakuttan gerdanlık, simsiyah inci, zümrüt ve topaz (sarı yakut) mücevherler gibi rengarenk mevyeler herkese hitap etmektedir. Bunlardan birçoğu vitamin, mineral tuz, organik asit, früktoz ve aromatik madde bakımından zengin olup, vücudumuzu temizleyecek ve takviye edecek hususiyetlere sahip olarak yaratılmışlardır. Kuş dünyası da aradığı her şeyi, meselâ deniz aşırı göç uçuşları için gerekli beslenme ve gücü bu yabanî meyvelerde bulmaktadır.
Bütün bu yuvarlak, oval, yabanî meyveler arasında ardıç, hususî bir yere sahiptir. Ardıç meyvesine değer verme Avrupa’da Orta Çağ’a kadar geri gitmekte. Vebanın hüküm sürdüğü bu dönemde gökten bir sesin yükseldiği rivayet edilmekte: “Ardıç ve anason yiyiniz, böylece süratle ölmezsiniz.” Önceleri salgın tehlikesi baş gösterdiğinde kütük kütük ardıçlar ateşe verilir ve çuvallar dolusu bu ağacın meyvesi ağızlarda çiğnenirmiş.

Ardıçın koruyucu gücüne olan inanç bugüne kadar süregelmiştir. Avrupa’da bazı dağlık bölgelerde hâlâ ev ve ahırlar, hastalıktan korunmak maksadıyla ardıçla tütsülenmektedir.

Tabiatta bulunuşu
Ovadan yüksek dağlara kadar kuru ve çorak zeminde, bataklık ve yamaçlarda, çayır ve açık ormanlarda bazen kısa çalı biçiminde bazen de 6–10 m yükseklikte ağaç olarak bulunmaktadır.

Bitki, bilhassa sisli havada ve alaca karanlıkta insanda hayalet intibaı uyarır. Ancak ardıç ağacına yaklaşıldığında öyle olmadığı, aksine munis ve huzur veren bir bitki olduğu görülecektir.

Ardıç ağacının simsiyah meyvesi lir kuşu, toy kuşu ve ardıç kuşu tarafından büyük bir zevkle yenmektedir. Bu kuşların ardıç meyvesini yemesinde enteresan bir sır vardır. Ardıçkuşunun sindirim enzimleri bu tohumları çimlenebilecek kıvama getirmektedir. Kuşların dışkısıyla atılmış olan tohumlar çimlenip büyüyebilirler. Hem kuşun hem de Ardıç ağacının fizyolojisini en ince teferruatına kadar bilen bir ilim ve kudret sahibi olmadan böyle birşeyin olması ise asla mümkün değildir.

Bahçede yetiştirilmesi
Ardıç çalısı zahmetsiz yetişir. Daldırma veya fidanlar kurak toprağa, güney kısma dikilir. Genç fidanın çiçek açması ve meyve vermesi için yıllar geçer. Her yıl bitkinin çiçeğe durmadığı ve meyve vermediği, sık sık yıllarca büyümesinin durduğu tespit edilmiştir. Buna rağmen bahçemizde yetişen ardıç ağacı, zinde bir şekilde dal ve meyveleriyle dimdik ayakta durmaktadır. En şifalı meyveleri, güneşli bölgelerde yetişir.

Botanik özellikleri
Bitki, iğne yapraklılardan olup botanikte selvigiller (Cupressacea) familyasına dahil edilir. Juniperus cins ismi ile tanınan ardıçın birçok türü vardır. Fidanı çok yavaş büyür; bir insan boyuna ulaşması için yıllar, ağaç haline gelmesi için onlarca yıl gerekir. Sivri, sert, mavi renkle çevrili iğneleri en şiddetli kuraklıkta dahi zarar görmeden dayanabilir. Ardıç ağacının iğneleri, sertliklerini sadece kalın dış yüzey hücrelerine değil, aynı zamanda ihtiva ettiği zengin silisik aside borçludurlar. Böyle bir iğneyi ateşe verdiğinizde, geriye silisik asitten meydana gelen beyaz bir iskelet kalır ki, bu iğnenin ilk şeklindeki bütün incelikleri taşır.

Sürekli yeşil kalabilen bu iğne yapraklı ağacın meyveleri, aslında gerçek meyve değil, etlenmiş meyve yapraklarıdır. Bunlar sahte meyve diye adlandırılır, aslında bunlar üzeri meyve örtüsüyle tamamen kaplı kozalaktırlar. Böylece ardıç ağacı, karaçam, kızılçam ve diğer çam ağaçları gibi kozalağı bulunan ağaçlar grubuna dahil edilirler.

Ardıç ağacının nisandan hazirana kadar genç iğne ve sürgünleri; sonbaharda, eylülden kasıma kadar dalları sallanarak düşürülen meyveleri toplanır. Toplanan mahsul temizlenir ve olgunlaşmamış ürün ayıklanır. Ardıçın kısmen de olsa zehirli olan pek çok çeşidinin bulunduğu hatırdan çıkarılmamalıdır. 3.500 m’nin üzerindeki dağlık bölgelerde, meyveleri son derece şifalı olan bodur ardıç (Juniperus nana ) bulunur.

Dağdan gelen rüzgârın baskısıyla dalları sanki yere abanıyormuş gibi durur. Akdeniz ülkelerinde kırmızı meyveye sahip ardıç (Juniperus oxycedrus) bulunur. Bu ardıçın kestane rengindeki meyveleri, aynı şekilde şifalı bitki olarak kullanılır.

Tıbbî olarak kullandığımız ardıç ağacı, aynı büyüme biçimine sahip, ancak kötü kokan ve pul biçiminde yaprakları olan kara ardıç (Juniperus sabina) ile karıştırılmamalıdır. Bu ardıç türünün meyve ve yaprakları zehirlidir. Aynı şekilde çok parçalı eğrelti otu biçimini andıran etli pul yapraklara sahip mazı veya ömür ağacı (Thuja occidentalis) da zehirlidir. Dallarında odunsu kahverengi kozalaklar vardır.

Ardıç meyvelerinin şifalı yönü
Eski çağda ardıç meyvesi, antiseptik ve su çekici ilâç olarak bilinmekteydi. Yeni araştırmalar sayesinde, meyvelerin içindeki başlıca müessir maddeler olarak, terebentinden oluşan uçucu yağlar, terpenler, juniperin, tanen, reçine, yağ, pentosan, glikoz, karınca asidi (asit formik), asit asetik, kalsiyum, potasyum ve manganez bulunmuştur.

Ardıç ağacının taze iğneleri bol miktarda C vitamini ihtiva etmektedir. Ardıç meyveleri zindelik vericidir, insanın kanını ısıtır, iç krampları gevşetir; mideyi, bağırsakları, akciğeri ve kanı temizler; idrar söktürücü, fazla suyu giderici, dezenfekte edici, mideyi güçlendirici ve metabolizmayı uyarıcıdır.

Mide üzerine tesiri; mukoza bezinin güçlü bir şekilde kanlanması, sindirim bezlerinin uyarılması, ayrıca mikrop öldürücü olarak kendini gösterir.

Ardıç meyvesinin ağız yoluyla alınması halinde, uçucu yağlar böbrekte ayrışır. Böylece böbrek cidarı uyarılır ve idrar akışı yükselir.

Ardıç meyvelerinin kullanımı
Ezilmiş meyvelerinden elde edilen su çay olarak alındığında, mide ve bağırsakların güçlenmesini, vücut direncinin artmasını, metabolizmanın takviye edilmesini, romatizma ve gut hastalığında ürik asit ve tuzun vücuttan atılmasını, hidropizi (su inmesi), ödem, şişlik ve zayıflama kürlerinde bol miktarda idrarın sökülmesini sağlar.

Ardıç meyvesi kürü
Mide zaafiyeti, bağırsaklarda gaz toplanması, mide ekşimesi hallerinde vücuttan fazla suyun atılması, zehirden arındırılması, kanın temizlenmesi ve de kış için hazırlık gâyesiyle ardıç meyvesi kürü hazırlanır. Her gün dördün üzerine birer fazla artırılarak 12. güne kadar ve tekrar dört meyveye kadar azaltılarak çiğnenir. Meyveler tatlı olup, insanın içini ısıtır; acımsı bir aromaya sahiptirler.

Ardıç esansı, romatizma, egzama, uçuk ve deri döküntü durumlarında denenmiş bir ilâçtır. Hazırlanışı: 500 g ardıç meyvesini ezip 2 litre limonsuyu veya sirke içinde 8–14 gün bekletiniz. Her gün iyice çalkalayıp karıştırınız ve sonunda ezerek, süzünüz. Bu karışım her gün, inceltilmeden hastalıklı bölgeye sürülür.

Ardıç meyvelerinin aşırı dozda alımı böbrekleri tahriş edebilir. Bundan dolayı tavsiye edilen miktarlar kullanılmalıdır. Böbrek iltihabı ve hamilelikte ardıç meyvesi kürü yasaktır. Bunun dışında bir kür 6 haftayı geçmemelidir.

Su inmesine (Hidropizi) karşı ardıç meyvesi
Su inmesi (Hidropizi) kavramıyla, doku aralıkları veya bedenin belli boşluklarında kan sıvısının toplanması anlaşılmaktadır. Su toplayan şişmeler (ödem) ekseriyetle ayaklarda (ayak bileği) ve baldırda görülür. Bu bölgeler en ziyade maruz kalan yerlerdir. Çünkü bu bölgelerde kirli kanın toplardamarlardan uygun olmayan geriye doğru akma durumu söz konusudur. Bu esnada cilt gerilmiş ve parlaktır. Parmakla basıldığında küçük çukurların oluştuğu görülür. Böyle bir durumda hasta ağır ve yorgun, ayaklarından şikayetçidir. Yeni ödemler yumuşak ve bastırılabilir, kronik olanlar sert ve acı vericidir. İltihabi olanlar yanar ve basılmaya karşı hassastırlar. Çeşitli böbrek hastalıklarında ödemler yüzde, hatta gözkapağı ve çevresinde sabahları ve sulu bir şekilde şişmelere rastlanabilir (Göz kapağı ödemi).

Ödem oluşumu farklı hastalıkların çok yönlü bir belirtisi olarak ortaya çıkabildiğinden mutlaka araştırılmalıdır: Yüksek tansiyon, kalb yetmezliği, kalb kapağı hatası, kronik böbrek ağrıları, toplardamar tıkanıklığı, lenf tıkanıklığı, alerji ve şişmanlama hastalığı, diabet ve her bir organın iltihaplanma durumunda ödemler görülür.

Uzun süren su inmesi şişmelerde kesinlikle bir hekime müracaat edilmeli, muhtemel sebepleri bulunarak bunlar ortadan kaldırılmalıdır.

Basit tipteki ödemler tabiî metotlarla tedavi edilebilir.

Su inmesinde (Hidropizi) dikkat edilmesi gereken hususlar
Tedavinin başlangıcında, su toplayan şişmeler kayboluncaya kadar, 1–2 gün oruç tutulmalıdır. Aşırı susama halinde 24 saat içinde çay veya maden suyu gibi sıvılardan en fazla 500 ml alınmalıdır.

Bir iki gün tam manasıyla oruç tuttuktan sonra; pişmemiş gıda, meyve suyu ile birlikte tuzsuz gıdaya geçilebilir. Böylece bağırsakların iyice boşalması sağlanır. Yemekler ardıç, selâm otu (yaban kerevizi), biberiye, su teresi (bulak otu) gibi baharatlarla tatlandırılabilir. Ödem oluşumunda, sabahları bu reçetenin bütün vücuda uygulanmasında, sonunda kurutulmuş bitkinin sıcak olarak böbrek bölgesine konmasında büyük fayda vardır. Ayakların yüksekçe bir yere konularak dinlendirilmesi tavsiye edilmektedir. Dar elbise ve kemerden kaçınmalıdır. Tansiyon ölçülmeli, aynı şekilde muhtemel temel hastalıklar araştırılmalı ve mümkünse tedavi edilmelidir. Normal hareketler sürdürülmelidir. Eşit aralıklı solunum çalışmalarıyla yatakta yapılan jimnastik hareketlerine veya açık havada yürüyüşe devam edilmelidir. Böylece kalbin mükemmel çalışması sağlanmalı ve tedavi uygun bitkisel ilâçlarla da takviye edilmelidir.

Uzun süren şişmeler ise tıbbî müşahedeye alınmalıdır.

comments powered by Disqus