|
Sizden Gelenler (Eylül 84)
Sızıntı [email protected] |
|
Sevgili Sızıntı, Sadece birkaç damladan ibaret olmayıp, dağları ve engelleri aşıcı bir baraj potansiyeline ulaşmış olmandan dolayı en içten takdir ve muvaffakiyet hislerimi izhar etmekten sonsuz mutluluk duymaktayım. R.S. SARIGÖZ – ADANA Sızıntı'ya, Sunduğunuz çok değerli yazılarla, okuyucularınızı aydınlığa götüren bir kapı açtınız, isterim ki, o kapıdan milyonlar geçsin. Hakikati ürkütmeden anlatan bir seslenişiniz var ki, gönlümü huzura erdiriyor. Olcay GÜMÜŞOĞLU Zihnindeki soruya bir cevab arıyordu. Dağa, tasa, ağaca, kuşa yalvarıyordu: "Yalvarıyorum size, bir cevab verin bana, Saadet pınarından içeyim kana kana, Söyle kara toprağın bağrında minik tohum, Nasıl emer toprağı, köklerin yudum yudum? Söyle! Minik tohuma gizlenmiş koca ağaç! Nasıl geçti başına bu bembeyaz zarif taç? Sen söyle bal arısı, neden petek altıgen? Asırlar geçse bile değişmiyor bu düzen? Dolaşıp hiç yılmadan dağ bayır çiçek çiçek, Söyle! Bu nefis balta nasıl doluyor petek? Sen söyle hür semada süzülüp giden şahin, Bu zarif uçuşları kimden, nasıl öğrendin? Söyleyin mavi gökte küme küme bulutlar! Toprak nasıl sizleri damla damla yudumlar? Ey bazen çarşaf gibi bazen köpüren deniz! Dağ gibi gemilerle nasıl yarar geçeriz? Ey siz sütunlar gibi göğe yükselen dağlar! Sizleri yıkılmadan böyle dimdik ne bağlar? Ey dünya! Nasıl şaşmaz uzaydaki seferin? Nasıl da kalınlaşıp incelmez atmosferin? Nasıl sarar gündüzü, o kapkaranlık gece? Nasıl gelir dört mevsim söyle vakti gelince?" Birden bütün kâinat adeta geldi dile: Çözülsün zihnindeki bu karmaşık mesele, Unutma canlı cansız ne varsa zerre zerre, Her an devran etmekte şaşmaz ölçü üzere, Fakat sen, bu nizama asi zavallı insan Kurtul karanlıklardan, kendine gel ve davran, Söyle, nedir bu isyan, başı bos şaşkın hayat Bak bahsedilmiş sana terazi, metre, saat, Nasıl ölçü üzere yarattıysa Hak seni, Ayrılma hiç ölçüden unutma vazifeni, Son ver artık içini kemiren bu savaşa, Bitsin artık dünyayı altüst eden kargaşa, Ey Hakkın en mükemmel inşa ettiği beser Sana tek Hak nizama bas eğip uymak düşer. Farika Teymur Yüzler vardır hakikat gamzeder. Yüzler vardır fenalık remzeder. Yüzler vardır inceliğe işaret.. Yüzlerdeki izler, çizgiler, hatlar birşeyler bahseder insana. Yüz vardır ki, görülünce "Bu yüzde yalan yok", denir ve meftun olunur ona. Bazıların yüzleri eritir içimizi. Bir neslin ızdırabını sinesinde taşıyanların, yüzlerinden okunur ızdırabı, çilesi ve geçmişi. Hakka baş eğmenin, boyun bükmenin nişanesi vardır insan nasiyesinde. Utancımız, inancımız, isyanımız, faziletimiz, yüzümüzden belli olur. Suçlu kızarır, sahtekâr yılışık bakar, utanan pembelesir, hasta sararır, ölü morarır. Evet, yüz, için aynasıdır. Yüzler insanlar adedincedir. Ruhi hayatla içiçe olan yüzlerimiz bizim en hassas uzuvlarımızı bir araya getiren nurani bir levhadır. Kâinattaki tecelliyi anlama, kavrama, tanıma ve tanıtma. Yüzdeki azalarla mümkün.... Bütün insanlarda azalar aynı olmakla beraber farklıdır renk, şekil, çizgilere varıncaya kadar. Mustafa Üftadeoğlu |
|


