Geri Bildirim
Pencereyi kapat
Podcast!
Podcast ile derginizi heryerden dinleyin. Tıklayın !

ATIKLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

Tabiatta hiçbir şeyin israf edilmediğini, azami şekilde değerlendirildiğini, ülfet hissi kaplamamış her gözün görebilmesi mümkündür. Mesela bitkileri hayvanların yemesi, hayvanların etinden insanların faydalanması, sonunda hayvan ve insan dışkılarının tekrar toprağa gübre olarak dönmesi gibi.

İnsanoğlu tabiatta cari olan azami tasarruf prensibine riayet ederek, son atık madde olan çöp üzerinde incelemelere koyulmuştur. Neticede, toplanan çöp yığınlarında oluşan gaz ile elektrik üretilmesi planlanmıştır. Böylece çöp toplama sahaları, mahalli yönetimlere sadece masraf yüklemektedir. Nitekim Almanya’nın Dortmund şehrinde, depolanan çöpte oluşan gazdan elektrik üretebilmek gayesiyle bir tesis inşa edilmiştir. 1 Mart 1993 tarihinden itibaren Almanya’nın ilk depo gazı türbin tesisi olan Dortmund Huckarde’deki bu işletmede çöp yığınları işlenmeye başlamıştır. Uzmanların tahminine göre, yirmi-otuz yıl gibi bir sürede tasfiye gazına veya biogaza benzer bir gaz, çöp yığınından oluşacaktır. Bir ton çöpten yaklaşık 200 m3 depogazı elde edilebilecektir. Dortmund’daki çöp toplama sahasında saatte 2700-2900 m3 gaz ortaya çıkmaktadır. 1992 yılının sonuna kadar bu gaz, kok kömürü fabrikasında ateşlemede kullanılmıştır. Kok kömürü işletmesi durdurulduğunda, alternatif bir kullanım sahası aranmaktaydı. Dortmund Belediyesi nihayet, Amerika’nın Kaliforniya eyaletinde, çevre için zararsız ve ekonomik şartlara uygun bu tür bir gazın elektrik üretiminde kullanıldığını gördü. Dortmund’da inşa edilen seyyar tesislerde, burmalı bir kompresörde 15 bar gaz sıkıştırılır ve türbine sevkedilir. Böylece gelen gazın miktarı ve evsafı sürekli kontrol edilir. Türbin ise yılda 23 milyon kilowat saat -diğer bir ifadeyle yaklaşık 10.000 evin elektrik ihtiyacını karşılayacak miktarda- elektriği bir jeneratör vasıtasıyla üretmektedir. Belediye, milli elektrik şebekesine ilettikleri elektrikten yılda 2,7 milyon Alman markı kazanmaktadır ve 6 milyon mark tutarındaki yatırım masrafı hesaplamalara göre yedi yı sonra karşılanacaktır.

Tesis, 1994 yılı ortalarında başka bir yere alınacaktır. Enerji santralinden dışarı çıkan atığın enerjisi, Dortmund’un kuzeyinde yapılmakta olan büyük bir tasfiye tesisinin tasfiye balçığını kurutmada kullanılacaktır.

Şurası acı ama gerçektir ki ülkemizde atıklar böylesine akılcı bir şekilde değerlendirilmiyor. Ümraniye faciasında görüldüğü gibi, çöp depolaması sorumsuzca ve gayr-i ciddi bir anlayışla yapılıyor ve ülke insanlarının canını, malını tehdit ediyor. Gönül ister ki bu denli yüklü faturalar ödedikten sonra olsun, insan hayatının ehemmiyetini idrak edelim ve bu konudaki çalışmaları da bu idrak çerçevesinde ciddi bir çizgiye oturtabilelim.

Arş. Gör. İsmail Deniz

EVDEKİ VAHA

Komşu evdeki tadilat ilk günlerde ilgisini pek çekmemişti. Ama birkaç gün içinde evin bir köşesinden yükselen kulenin niçin dikildiğini bir türlü anlayamadı. Üst kısımdaki ızgaralı pencereleri olan ince bir kule. Ustaların işlerini bitirip gittiklerini gördü. Merakını gidermek için her sabah arka bahçenin bakımı ile ilgilendiği sırada, komşusunun da aynı işi yapıyor olmasının iyi bir fırsat olduğunu düşündü.

Ertesi sabah alçak bahçe duvarından, komşu evin arka kapısındaki komşusunu görünce hemen duvara yaklaştı, iyi günler diledikten sonra;

- İşleri bitirdiniz galiba?
- Evet hemen hemen bitti sayılır
- Şu kuleyi niçin diktiniz pek anlayamadım bacaya da benzemiyor?
- Evet baca değil. Araştırma merkezinde geliştirdiğimiz “vaha” projesinin ilk pratik uygulaması.
- Ne vahası bu böyle?
- Bildiğin gibi önümüzde çok sıcak günler var. İşte o sıcaklığa karşı bu kule bana adeta çöldeki bir vaha serinliği sağlayacak.

Merakı bir kat daha arttı. Çünkü böyle teknik konulara oldum olası ilgisi vardı, hemen sordu:
- Yani klima cihazını bu kulenin içine mi yerleştireceksiniz?
- Hayır sadece bir kule ve tabiata konulmuş basit bir kanunun uygulamasından başka birşey değil.
- Hangi kanun bu?
“Soğuk hava sıcak havadan ağırdır.”
- Yani tepede soğuk hava mı üretiyorsunuz?
- Aslında üretilmesi için fazla bir işlem de yok.
- Komşu, şu sistemi bana bir anlat, çok merak ettim.
- Şu tepedeki kapakları görüyor musun? İşte onlar selülozdan yapılmış gözenekli malzeme. Selülozu saran çerçevede su boruları var. Bu borulara küçük bir motor ile devamlı su pompalıyoruz ve borulardaki deliklerden çıkan su, selülozu su ile devamlı doymuş halde tutuyor. Selüloz tabaka etrafında meydana gelen buharlaşma ile bir serin hava oluşuyor ve soğuk hava sözünü ettiğim kanuna itaat ederek aşağıya doğru inip evin içini serinletiyor.
- Peki ne kadar bir serinletme, yani verim iyi olmalı zira bu kadar masraf yaptınız?
- Evin içinde dışarıdaki sıcaklığa bağlı olarak 15 veya 30 derece daha serin, hafif bir esinti düşün ve bunun maliyeti 300 m2’lik bir ev için ayda sadece 5$.
- Dışarıda hava daha sıcak olduğunda evin içindeki serinlik daha mı az oluyor?
- Tam tersi, sıcak ve kuru havalarda buharlaşma daha fazla olduğundan serinletme daha yüksek oranda oluyor. İzafi nemin %60 dan düşük olduğu bütün sıcak bölgelerde bu serinletme kulesi rahatlıkla kullanılabilir.
- Sizi candan tebrik ederim. Gerçekten pratik ve parlak bir düşüncenin ürünü olan bu kule, size büyük bir popülarite kazandıracak.
- Teşekkür ederim Bizim yaptığımız aslında sadece İlahi bir kaidenin bir sisteme uygulanışından başka birşey değil.
- İyi günler. Vaktinizi daha fazla almayayım, bahçede epey işiniz olmalı.
- İyi günler.

GÖRÜNMEYEN MOTORLARA DOĞRU

Teknolojik imkânlar bir yandan çok büyük güçlere ve fonksiyonlara sahip sistemlerin bina edilmesine müsaade ederken diğer yandan, özellikle yarı iletken teknolojisinde mikron mertebesindeki büyüklükler ile ilgilenmekte, böylece dağları delen makineler, uzayın derinliklerinde seyahat eden araçlar ve çok küçük hacmi ile birçok fonksiyon icra edecek bilgileri işleyen bilgisayarlar üretilebilmektedir. Bütün bu başarılar, kâinatta cari kanunları işleyen fizik, matematik, kimya gibi temel bilimlerden yola çıkarak mesafe kat etmiş bilim dallarının bir araya gelmesi ile elde edilmiştir. Teknolojinin ilgisini, her geçen gün daha da artarak çeken yeni bir konu ‘mikromakineler” dir. Henüz birkaç fabrika ile çeşitli üniversitelerin laboratuarlarında, kısıtlı sayılarda gerçekleştirilen mikromakineler, beklenen kullanılma alanlarına yaygınlaştığında teknolojiye yeni bir yön verecek, insan hayatını doğrudan etkileyecektir. Birçok kişinin hatırlayacağı bir bilim kurgu filminde bir denizaltı, içindeki personel ile birlikte hücre seviyesine kadar küçültülüp bir hastanın vücuduna sıvı içerisinde zerk edilmekte ve hastanın rahatsızlığını giderecek ameliyeyi gerçekleştirmekteydi. Bu hayali senaryonun mikromotodar ve mikroteknolojik cihazlar yardımı ile risksiz gerçekleştirilmesi için öyle çok uzun bir süre kalmadı. Mikroteknoloji ile üretilmiş mikroalgılayıcılar (mikrosensör) halen çeşitli araçlarda yağ basıncını ölçmek için kullanılmaktadır. Ülkemizde henüz çok yaygın kullanılmayan, araçların direksiyonuna ve ön koltuklarının karşısına yerleştirilen, çarpışma anında şişerek hayatın kurtulmasına vesile olan hava yastıkları, mikroteknoloji kullanılarak üretilmiş özel hız ölçücü cihazlar ile kontrol edilme durumundadır. Diğer yandan California Üniversitesi profesörlerinden R. Müller, mikroalgılayıcı mikroçip kombinasyonlarının kimyevi kompozisyonlardan, basınç, sıcaklık gibi bütün fiziki ve kimyevi hadiselere kadar herşeyi izleme, ayarlayabilmeye yönelik çalışmaları sürdürmektedir.

Toshiba’nın ürettiği 1 mm3den daha küçük hacimli motor 1.7V ile çalışmakta ve mevcut elektromanyetik motorların benzeri olarak yapılan en küçük motor özelliğine sahip. Bir şaft ile motorun hızı dakikada 60 ile 10.000 devir arasında çeşitli değerlerde ayarlanabiliyor. Bu motor, Wisconsin Üniversitesi’nde gerçekleştirilen ile kıyaslandığında çok büyük hacimli kalıyor. Uzunluğu metrenin birkaç yüz milyonda biri kadar olan bu mikromotor, yarı iletken teknolojisinin metotları ile elde edilmiştir. Ancak burada üretilen çip değil mikromotorun parçalarıdır. Bu teknolojik gelişmelerin sonunda, ancak mikroskop ile görülebilen nanomakineler olduğunu tahmin etmek zor değildir.

Bütün bu gelişmeler insanoğlunun hayal ve düşünce dünyasının sınır tanımazlığının gerçeğe uygulanmış hali değil midir?
podcast itunes youtube rss twitter facebook