|
Virüslere Karşı Yeni Aşı mı?
Tarık ÇELİKBİLEK |
|
En büyük sistemlerden en küçük canlılara kadar, hemen her yerde görüp sezebildiğimiz ahenk ve nizam, akıllara durgunluk verecek mahiyettedir. Benzerler arasındaki uyum ve intibak; zıtlarda şekillenen değişik nağmeler; faideliyi coşturan zararlının kırbacı; güzelliğe fer veren çirkin urbalar... Ama herşey, varlık atlasına ayrı bir renk ve ayrı bir revnak katma çizgisinde.. Bakıp bunu görmemek; görüp de doymak kabil mi? Son tetkiklerin neticelerine göre, eğer kimyevî olarak üretilen proteinler öldürülmüş virüslerin yerine kullanılırsa virüslerin yol açtığı hastalıklara karşı yapılan aşılar daha tehlikesiz olmaktadır. Bu yeni çalışmayla alâkalı ilk müsbet neticeler şap ve grip hastalıklarında alınmıştır. Tetkikler henüz hayvanlar üzerindeki tecrübeler seviyesindedir. İlerdeki günlerde insanlara tatbiki beklenmektedir. Virüs hastalıklarına karşı en tesirli metod yıllardan beri bilinen ve tatbik edilen korunma aşılarıdır. Klasik metodda zararsız hale getirilmiş veya öldürülmüş virüsler ağız yoluyla alınmakta yahut da vücuda enjekte edilmektedir. Neticede insan vücudu bu hastalık virüslerine karşı hakiki tehlike varmışçasına müdafaaya geçmektedir. Bu müdafaa esnasında vücut zararlılara karşı antikor adı verilen müdafaa maddesini üretir. Artık kan dolaşımında yeni bir hastalık tehlikesine karşı antikorlar hazırdırlar. Bunu bir yönüyle, vücudun virüsü tanıması olarak da ifade edebiliriz. Fakat böyle bir aşılama bazı problemleri de yanında getirmektedir: __ Muafiyet sistemi (İmmuno sistem) kuvvetli olmayan kişilerin vücuduna verilen zayıflatılmış virüsler çok defa tehlikeli olabilmektedir. İnsandaki bu muafiyet sisteminin zayıflığı, doğuştan olabileceği gibi, bir hastalık neticesi yahut da bir ilaç tedavisinden sonra meydana gelebilmektedir. — Eğer aşılamada kullanılacak virüslerin zayıflatılması, tam olarak yapılamazsa aşılanan kişi hastalığı devamlı beraberinde taşır. Buna bir misal: İngiliz adalarından Wight ve Jersey'de büyükbaş hayvanlarda yapılan aşı sonrası ortaya çıkan, şarbon ve şap hastalığıdır. — Bazı virüs çeşitlerinde zayıflatılma işlemi başarısız olmakta ve bu durumda, tedavi edilmesi düşünülen hastalıklar için aşılama yapılamamaktadır. "İnsan vücudunun müdafaa sistemi"nin esası, virüsün protein zarına karşı yönelmiş bir reaksiyon olmasıdır. İlim adamları protein zarlarındaki aminoasitlerin hususi sırasını çözmelerinden sonra, tıp mütehassısları ve biyologlar sun'i olarak virüsün protein zarının temel yapı tarzlarını sentez edip bunları aşı yapmakta kullanmayı düşünmektedirler. Ve böylece de klasik metodlarla yapılan çalışmalardaki tehlikeler ortadan kalkabilecektir. İngiliz mütehassıs Fred Braun bu sahadaki muvaffakiyetleri umumi efkara şöyle açıklamıştır: Şap ve şarbon virüslerinin protein zarlarının yapılarına uygun olarak laboratuvarda yapılan protein bileşikleri, kobay ve tavşanları tek bir aşıdan sonra bütün hayatları boyunca bu hastalıklara karşı korumuştur. İsrail Rehevat'daki Nerzman Enstitüsü Ruth Arnons Tetkik grubu ise bilhassa kara koyunlarda ortaya çıkan grip virüsleri üzerinde çalışmaktadır. Bu virüsler her yıl öyle farklı şekilde değişikliğe uğramaktadır ki, protein zarlarındaki değişiklikler sayesinde muafiyete karşı koyabilmektedirler. Bu tetkik kurulu, bir grup virüslerin de aminoasit yapılarının bazı kısımlarını inceleyerek, bunların belirli kısımlarının yıllarca değişmeden kaldığını ortaya koydu. Bu kısımlar sentezlenerek aşı halinde farelere enjekte edildi. Böylece bu deşifre edilen kısımlar, değişmeyen bölgelere ait olduğundan, bu aşı devamlı bir korunma sağlayabildi.Bugün "tıbbî sahada tecrübelere geçebilmek için karma aşılamalarda değişik bileşikler "terkib" kullanılarak muafiyet nisbeti arttırılmaya çalışılmaktadır. İnsanoğlu kendine bahşedilen mantık ve ilmi ile eşya ve hadiselerin içinde ilerliyerek mikrokozmozlara açılmakla, her şeyin mükemmel ve baş döndürücü bir nizam içinde olduğunu görmekte, ve bu hususiyetlerden faydalanarak dertlerine derman aramaktadır. |
|



Bu virüsler her yıl öyle farklı şekilde değişikliğe uğramaktadır ki, protein zarlarındaki değişiklikler sayesinde muafiyete karşı koyabilmektedirler. Bu tetkik kurulu, bir grup virüslerin de aminoasit yapılarının bazı kısımlarını inceleyerek, bunların belirli kısımlarının yıllarca değişmeden kaldığını ortaya koydu. Bu kısımlar sentezlenerek aşı halinde farelere enjekte edildi. Böylece bu deşifre edilen kısımlar, değişmeyen bölgelere ait olduğundan, bu aşı devamlı bir korunma sağlayabildi.