Vücudumuzdaki Asit Baz Dengesi

İnsan vücudu, birbirleriyle uyum içerisinde çalışan birbirine yardımcı sistemlerden oluşmuştur. Herhangi bir sistemde çıkan arıza hemen diğer sistemleri de etkilemektedir. Bu yazımızda bu müthiş dengelerden sadece küçük bir misal vermeye çalışacağız.

Vücudumuzdaki asit-baz dengesini belirleyen başlıca eleman (H+) hidrojen atomudur. İnsan vücuduna her gün belirli miktarda asit eklenmesine rağmen, vücudun asit oranında herhangi bir değişiklik olmaz. Vücudumuza bu olayları düzenleyen mekanizmalar konmuştur.

Bazı durumlarda vücudumuzdaki hidrojen miktarı 20 ile 160 nmol/l arasında değişebilmektedir. Fakat bu miktarları zarar görmeden atlatabilecek bir yapıya sahip bulunuyoruz. Vücudumuzdaki asit miktarındaki değişiklikler bu değerler üzerinde olacak olursa hayati tehlike ortaya çıkmaya başlar.

Asit-baz dengeleri pH değeri üzerinden değerlendirilmektedir. Vücut sıvısının pH değeri normalde 7.38 -7.42 arasında değişmektedir.

Bu dengeler üzerindeki diğer bir etken ise vücudumuzdaki bikarbonat (HCO3)ve karbonik asittir (H2C03).

Vücudumuzdaki asidin fazlasını tamponlamak için mekanizmalar bahşedilmiştir. Karbonik asit zayıf bir asittir. Karbonik asidin çoğunluğu tekrar hidrojen ve bikarbonat haline geri dönüşürken diğer kalan karbonik asitler ise su ve karbondiokside dönüşür.

Hidrojen iyonu konsantrasyonunu arttırdığımız zaman hidrojen tarafından bikarbonatların bir kısmı kullanılır. Böylece vücuttaki HCO-3 oranı düşer ve sonuçta daha fazla karbondioksit üretilir. Üretilen karbondioksit kandaki kısmı basıncı artırır. Artan karbondioksit ise beyindeki solunum sistemimizi kontrol eden merkezi uyarır. Böylece daha derin ve hızlı solunum yapmamızı sağlar. Netice olarak, kandaki karbondioksit solunum yoluyla dışarıya atılarak normal seviyeye getirilir.

İkinci bir mekanizma olarak böbrekler, bikarbonatın vücutta yeterli miktarda kalmasını sağlar. Karbondioksitin dışarıya atılma işlemi en fazla üç dakika gibi kısa bir süre içerisinde meydana gelir. Fakat bikarbonatın tekrar eski düzeyine gelmesi en az iki saati bulur. Bikarbonatın yapıldığı yer ise böbreklerdir. İkinci tampon sistemi olarak böbreklerde amonyak kullanılır. Amonyak (NH3) vücudumuzda böbrek ve karaciğerde üretilir. Kaynağı ise glutamate isimli aminoasittir. Normalde böbrekler günlük 35-45 mg amonyak üretme kapasitesine sahiptir. Amonyağın, üretildiği hücrelerden böbrek kanal boşluğuna geçmesi için enerji kullanımına gerek yoktur. Basit difüzyon yoluyla kolaylıkla kanal boşluğuna geçebilir. Bu amonyak kanal boşluğunda bulunan hidrojen ile birleşir ve amonyumu oluşturur.



Oluşan amonyum (NH4) biyolojik zarlardan kolay kolay geçemez. İdrarla birlikte vücuttan atılır. Kanal epitellerinde kalan bikarbonat iyonu buradan kan dolaşımına geçerek, vücut için çok önemli olan değerini korumuş

Fakat bu olaylar sonucunda vücuttaki bikarbonat değeri normal seviyeye gelmesine yetmeyebilir. Üçüncü tampon mekanizması olarak tek ve çift bazlı fosfatlar devreye girer.

Vücuttaki bikarbonatın, karbonik aside oranı 1 ‘e 20 olmalıdır. Bu oranın bozulması durumunda ciddi problemler ortaya çıkabilir. Vücudumuzda ayarlanmış bu mekanizmalar ancak hastalıklarla bozulabilir.



comments powered by Disqus