|
Yaşayan Fosiller
Salih TOPALOĞLU |
|
İlmî araştırmaların gürültü ve kargaşası arasında gözleyebildiğimiz kâinatta, bize en uzak cisimler olarak bilinen Quasarlar, astronominin en alâka çekici ve o nispette de çözüme İhtiyaç duyulan mevzularındandır. Quasarların çok şiddetli olan ışımalarını başlıca kızılötesinde olmak üzere optik ve radyo tayfları şeritlerinde alabiliriz. Işıma güçleri 10 tane süpernovaya bedeldir. Bir süpernova parladığında güneşimizden 10 milyar defa daha parlak olmaktadır. Bu korkunç enerjinin kaynağı ve nasıl üretildiği hakkındaki sorular bizleri çıkmaza sokmaktadır. Bir Quasarın bir milyon yıllık ömrü süresince yayınladığı enerji yaklaşık olarak 1060 erg'dir. Bu miktar enerjiyi bu kadar sürede bilinen termonükleer reaksiyonlarla üretmesi imkânsızdır. Bir galaksinin bin katı ile yüzbin katı arasında ışıma yapan ve nokta kaynak olarak bilinen Quasarlar için başka bir enerji üretme mekânizması bulmalıyız. Aynı zamanda bu mekânizmanın şimdiye kadar bildiklerimizden farklı olması icab etmektedir. İlim adamlarının çoğu bu muazzam enerji üretiminin sebebini, genç bir galaksinin merkezine yerleşmiş, güneşimizden bir milyon kere daha ağır, süper büyüklükte bir karadeliğe bağlamaktadırlar.(Şekil -1). Enerji üretimini madde - antimadde çarpışmalarına dayandıran ilim adamları da mevcuttur. Quasarlardan aldığımız ışığın tayf çizgilerini incelediğimizde kırmızıya kaymanın çok daha fazla olduğunu görmekteyiz. Bu kırmızıya kayma, diğer cisimler için (galaksiler, yıldızlar) bilinen en büyük kaymaların da ötesindedir. Tayf çizgilerindeki bu kaymaları meydana getiren iki mekanizma bilmekteyiz. Birincisi, ışık kaynağının kâinatın genişlemesine bağlı olarak bizden uzaklaşmasıdır. Diğeri ise "izafiyet nazariyesi" nin açıkladığı çok şiddetli gravilasyon alanlarının tesiridir. San zamanlarda bilhassa fotoğraflar üzerinde yapılan çalışmalar bizleri birincisi üzerinde düşündürecek kuvvetli deliller ileri sürmektedir. Quasarların ışık hızına yakın hızlarla bizden uzaklaşmakta oldukları tahmin edilmekte. Hubble Kanununa (*) göre cisimlerin bizden uzaklaşmaları onların bize olan mesafeleriyle doğrudan alâkalıdır. Cisimler bizden ne kadar uzaktaysa, o nisbette bir hızla bizden uzaklaşırlar. Bir cisimdeki kırmızıya kayma miktarından o nesnenin bizden ne kadar uzakta olduğu yapılan hesaplamalar neticesinde bulunabilmektedir. Son olarak keşfedilen ve bizden en uzak cisim olduğu söylenen PKS 2000–330 rumuzlu Quasarın bize olan uzaklığı 12 milyar ışıkyılı'dır. Astronomik uzaklıklar ışık yılı(**)ile ölçülmektedir. Ve ışığın bir yılda aldığı mesafeye eşittir, Aşina olduğumuz birimle 12 milyar ışık yılı 100.000 milyar km. yapar. Bu 1 rakamının sağ tarafına 23 sıfır koymak (1023) demektir. Bu Quasarın bizden 12 milyar ışık yılı uzakta bulunması, bundan çıkan ışığın bize 12 milyar yılda ulaşması demektir. Şu anda ondan aldığımız ışık onun 12 milyar yıl önceki durumundan gelmektedir. Dolayısıyla da 12 milyar yıl önce onun mevcut olduğunu göstermektedir. Geneş'in ışığı bize ancak 8 dakikada ulaşabilmektedir. Güneşimizin şu anda söndüğünü farkedersek, biz ancak sekiz dakika sonra söndüğünü anlayabiliriz. PKS 2000 – 330 şu anda mevcutsa ilim adamları İçin canlı bir tarih demektir. Quasarların hemen hemen hepsi bizden bu derece muazzam mesafelerde bulunduklarına göre hepsi için bu durum geçerlidir. Kâinatın Big Bang'tan hemen sonraki durumunu, birer fosil olan Quasarlar yardımıyla izleyebilme imkânımız doğmuştur. Fakat şu anda onlardan aldığımız tek haber kaynağı olan ışığı tam olarak değerlendirmeye muktedir değiliz. Teknikteki yeni gelişmelerin bu konuyu aydınlatacağı kanaatindeyiz. Geçmişe bakış, onu anlamaya çalışmak İnsanlık için her zaman gerçeği anlamada birer ibret tablosu olmuştur. Quasarlar yardımıyla kâinatın ilk yıllarına göz atmak, yaratılışa dair gerçekleri anlamamızda bize ışık tutacaktır. _________________ (*): Hubble Kanunu; Galaksiler mesafeleri nispetinde artan hızlarla bizden uzaklaşmaktadırlar. (**): Işık Yılı: 9.460xl012 km. |
|


