Yürüyen Mantarlar Ufkunda


Şekil 2-3-4-5) Aralarında penisilin gibi antibiyıotikleri sentez eden nevilerin de bulunduğu küf mantarları, aynı zamanda görünüş olarak da oldukça cazip renk ve şekillere sahiptirler.
İnsanoğlu ve yaşadığı âlem hârikalarla doludur. Çoğu defa ülfetle, hârika şeyleri basit, normal şeylermiş gibi görüp kabul ederiz. Şimdi bu alışkanlık perdesini yırtacak yüzlerce hadiseden biri olan yapışkanımsı küf mantarlarının enteresan hayat sahnelerini resimlerle açıklamaya çalışacağız.

Biyolojide ne bitki ne de hayvan olarak tarif edilebilen bu yapışkanımsı küf mantarları; hayata ilk adımlarını çürüyen bir kütüğün, nemli, serin, ışık görmeyen bölgesinde atarlar. Başlangıçda bir su damlacığı görünümündeki stoplazma kitlesinden ibarettir. Daha sonra kendilerine has muamma olan bir iç saat mekanizmasıyla harekete geçerek, karanlık nemli bölgeden yukarıya doğru su gibi sızarak güneşle buluşacağı dış çevreye açılırlar. Bu yeni çevrede hayret ve hayranlık uyandırıcı derecede değişikliğe maruz kalırlar. Bu anlattığımız stoplazma kitlesi hâlindeki küf mantarı, çevremizdeki odunluklarda, ormanlarda ve bahçelerde bol bulunur. Karada yasayan yapışkanımsı küf mantarları, pek sevimli olmayan isimlerine rağmen, aslında sevimli organizmalar olup 500 nev'i vardır. Bu mantarlar spordan çıktıklarında iptidai hayvanları andıran "piasmodium" adı verilen yapışkan bir zarla örtülü şekilsiz bir yapı arz ederler.

Daha sonra da sporları üretip taşıyan sporangiumlarm (spor üreten yapılar) yapısına benzeyen bir
Şekil 6) Metatrichia vesparium’un pek çok sporu üzerinde taşıyan kapaklar ihtiva eden kapsüllerinin görünüşleri yabanarısı yuvalarına benzer.
hüviyete bürünür. Müteakip safhada ise her cihetten daimi değişen bir hayat çemberini başlatırlar. Hayatlarının bu merhalesinde birçok nev'ilerinin sporangiumları, çok az ressamın rüyalarında görebileceği enteresan bir görünüm kazanırlar. Meselâ, Arcyrıa denudata adeta pamuk sekerini andıran bir manzara teşkil eder. Pamuk sekeri görünümündeki sporangiumlar karıncaların yiyebileceği yüksekliğe kadar gelişme gösterebilirler. Amerika'nın Wisconsin koruluklarında yürüyüş yapanların gördükleri diğer büyüleyici bir mantar da Dhysorum Polycephalum'dur. Bu mantar bir ağaç gövdesinin içinden su damlacıklarını andıran görünüşüyle sessizce çıkar. Bu safhada birçok yapıskanımsı küf man tarlan ister istemez insanların dikkatini çeker. Ömürlerinin çoğunu çürümekte olan bir odun veya sebze içerisinde zifiri karanlıkta geçiren bu minicik canlılar, besin olarak bakterileri, sporları ve bazı organik materyelleri kullanırlar. Mantarın jelatinimsi ve yapıskanımsı yapıdaki stoplazması odundaki çatlak ve delikler boyunca yayılır ve dev bir amip gibi besinlerini yutup sindirdikçe büyüyüp gelişir.

Sıcaklık, nem, ışık, asit dengesi ve besin miktarı bu canlıların alârm zillerini teşkil eder. Bunların herhangi birindeki değişiklik, onların başka yerlere (kütük, ot, yaprak yüzeyleri) göç etmesine sebep olur. Yeni yerleştiği yer, mantarın hem meskeni hem de erzak deposudur. Physarum roseum gibi bir çeşidi de yürüyen bir yelpazeyi andırır (şekil 2). Bu yelpaze şeklini de damarlı iplikler takip eder. Tam bu devrede yapışkanımsı bir küf mantarını incelediğimizde onun, birçok çekirdek ve diğer hücre içi organelleri ihtiva eden bir zarla çevrili tek bir hücreden ibaret olduğu oldukça şaşırtıcıdır (şekil 3). Belki de bu az rastlanan hücre yapısıyla moleküler genetiğin sırları biraz olsun çözülecektir. Belli bir müddet sonra gözümüze dağınık gibi görünen stoplazma kitlesi hayret verici bir şekilde toplanarak acaip yumrular teşkil ederler. Akabinde de çok az rastlanan bir güzellikteki sporangiumlara dönüşürler.

Stemonitis axifera adlı küf mantarının sporangiumları birbirine yaklaşıp düzine düzine paketlenmiş kursun kalemlerini andıran bir manzara teşkil eder. 1933 yılında Wisconsin şehrinde Stemonitis mantarı vitrinlerde teshir edilerek üstüne su ibare yazılmıştı: "İster inanın, ister inanmayın, bunlar odunun saçlarıdır." Craterium leycocephalum yaprak üzerinde hem canlı hem de ölü olarak rastlanabilen bir mantar nevidir (şekil 4). Lycogola epidendrum isimli mantar bazen o kadar fazla büyür ki, şapkalı mantar büyüklüğüne erişebilir (şekil 5). Metatrichia vesparium isimli küf mantarının şekli adeta bir eşek arısı yuvasını andırır (şekil 6). Bu mantar nev'i sayısız sporları üzerinde taşıyan kapağı tutan parlak kapsüllerden meydana gelmiş kümeler teşkil eder. Toz gibi olan sporları olgunlaştığında, bir böceğin dokunması, bir damla yağmurun düşmesi veya rüzgârın bir an esmesi ile bu şeffaf kapsüller patlatılır. Sporları tutan parlak, san, fibrilli yapıdaki kapak, kapitilum diye bilinir ve sporlarla beraber dökülüp gider. Toz gibi dağılan sporlar rüzgârla binlerce kilometre ötelere taşınabilirler. Sporlar suyla temas edip sıcaklık müsait hâle geldiğinde (ki bu umumiyetle baharda ve yazın olur) çimlenme hadisesi vuku bulur. İleride bir hücreyi meydana getirmek üzere spor içinde hummalı bir faaliyet baslar. Spordan çıkan hücre ve onun meydana getirdiği plasmodium, hayvanlar gibi davranış gösterir. Spor dönemi esnasında da bitkilere çok benzeyen davranışlar gösteren küf mantarlarını sınıflandırmada ilim adamları bir hayli zorluk çekmektedirler. Myxomycetes sınıfına dahil edilen bu küf mantarlarını zoologlar mycetozoa olarak isimlendirip hayvanlar âlemine dahil ederler.

Her bir spor hücresi üremek için gerekli kromozomların yarısını ihtiva eder. Her hücre şekilsiz, sürünücü ve amibimsi bir yapıdadır veya besinini aramada ve çevre şartlarını öğrenmede kullandığı kamçısıyla donatılmış bir kitle yapısındadır. Hücreleri kromozomlar ve kamçılarıyla donatıldığında, yapışkanımsı küf mantarı olgunlaşmaya ve spor üretmeye doğru gelişirken diğer taraftan plasmodium üretimi de başlar. Yaşadığımız çevrede oldukça sık bulunan fakat nadiren dikkatimizi çeken bu mini mini mantarlar, fantazi şekiller ve minyatür manzaralar teşkil ederek kendilerini yaratan sonsuz güzellik sahibine ayna olurlar. Meselâ, Didymium iridis adlı mantar bir yaprağı dekore eder. Dictydium sporangium mantarının mikroskopla büyütülerek çekilmiş resmi bos bir kuş kafesini andırır. Demek ki yapışkanımsı küf mantarları daha önceden bildiğimiz gibi nahoş canlılar değil, tam aksine güzellikte esine az rastlanır manzaralar meydana getiren enteresan canlılardır. 50-60 cm. kadar gelişebilen ve bir telefon direğine tırmanışa geçen yapışkanımsı küf mantarları da tesbii edilmiştir. Yapışkanımsı küf mantarlarının, yapışkan bir zarla çevrili stoplazma kitlesinden narin bir çiçeği andıran şekle dönüşmeleri çok tedrici olması ve faaliyetlerini sessizce sürdürmeleri en çok gözden kaçan canlılar olmalarına sebeb olmuştur. Tropikal ve ılıman iklimin hâkim olduğu bölgelerde bunları görmek ve incelemek mümkündür.

Kâinatın her yanını harika bir şekilde tezyin eden Zat; cemil isminin bir tecellisini de loş ve nemli yerlerde yarattığı küf mantarlarında göstermektedir. Sevimsiz gibi görünen şeyler bile bir güzellikle iç içe bulunmaktadır. Çürümüş maddeler üzerinde yasayan ve bazı nev'ilerine hayat kurtarıcı ilaçlar da imal ettirilen küf mantarları, hisseden kalplere, düşünen kafalara; kâinatta sanatla, iktisatla, hikmetle ve ilimle icraatda bulunan Hakim-i Mutlak'dan mesajlar getirmektedir.



comments powered by Disqus