Tatlı sularda yaşıyan bazı balık türlerinin, üreme zamanından önce ve yumurtlama esnasında gösterdikleri davranışlara; dişiyle erkeğin enteresan hareketlerine şaşmamak mümkün değildir. Yavrulama mevsiminde birçok balık yuva yapmaya başlar. Kimi yumurtalarını bırakmak için büyük bîr titizlikle hususi bir yer ararken kimi de kendine münasip gördüğü herhangi bir yere bırakır. Bazı türler ise yumurtalarını tatlı su midyeleri içerisine bırakarak yuva meselesini pratik olarak halletmenin yanında sevk-i ilâhi'nin bir tecellisi olarak dünyaya gelecek yavrularını bir derece korumak için gerekli tedbirleri almış olurlar.

Yuva yapan tatlı su balıkları arasında en meşhur olanları yaptıkları enteresan köpük yuvalarıyla Siyamlı kavgacı balıklardır. (Betta Splendens). Kırmızıdan maviye kadar çok değişiklik gösteren renkleri ve erkeklerin büyük sırt yüzgeçleri dikkat çekicidir. Bu balıklara, doğrudan havanın oksijeninden istifade edebilecekleri labirent adı verilen bir solunum organı bahşedilmiştir.

Üreme mevsiminde, erkek balıklar su sathına ağızlarıyla hava kabarcıkları çıkararak köpükten yuva yaparlar. Erkek bu görevi tamamladıktan sonra dişiyi kovalamaya başlar ve onu köpüğün altına çekmeye çalışır. Köpüğün altına gelen dişi, bir miktar yumurta bırakır ve bu yumurtalar erkek tarafından hemen döllenir. Bu esnada yumurtalardan yere düşenler erkek tarafından ağızla alınır ve üstte bulunun köpüğe yerleştirilir. Yumurtlama fasılalarla devam eder. Döllenmeden 30-36 saat sonra yumurtalardan yavrular çıkmaya başlar. Bu esnada yumurtalardan dibe düşenleri erkek yine ağzına alır ve köpüğün içine yerleştirir. 2—3 gün köpükte kalan yavrular, vücutlarında bulundurulan yumurta sarısı ile beslenirler. Daha sonra besin aramak üzere yuvadan ayrılırlar.

Akdenizde yaşıyan lapinalarda ise, kıyıya yakın bir yerde erkek balık yeşil yosun lifleri kullanarak karatavuklarınkini andıran kâse biçimli bir yuva yapar. Balık, yosunlan yakın çevresine toplar ve ağzıyla taşıyarak o zamana kadar toplanan yığının içine bastırır. Böylece sağlam bir yığın teşekkül eder. Dişi yumurtalarını liflerin uçlarına iliştirir ve erkek hemen bunları döller. Sonra erkek ilk döllenen yumurtaların üzerini bir tabaka yosunla kaplar ve dişi yine yumurta bırakır. Bu şekilde yumurtalar, üzümlü pastada üzümlerin dağılımı gibi kâse şeklindeki yosun yığınında yerlerini alırlar. Erkek yuvasını muayyen bir süre korur ve gözetir.

Orta Avrupa ve Türkiye'nin (İznik ve Küçükçekmece göllerinde) tatlı sularında yaşayan balık türlerinden biri olan üç dikenli balık (Gasterosteus acuieatus) boyu 8 santimetre olmasına rağmen çok kavgacı bir fıtrata sahiptir. Bu balığın diğer enteresan hususiyeti olarak sualtında kuşlarınkine benzer yuva yaptığı ise ilk kez 1884'de Fransız Bilim Akademisince açıklanmıştır. Bu türe ait balıklar yumurtlama zamanlan geldiğinde sürüler halinde sığ sulara göç ederler. Göz alıcı damat elbisesini andıran kırmızı baş ve karınlarıyla erkek balıklar sürüden ayrılır ve uygun bir yer aramaya başlarlar. Kumluk sığ bir taban ve su bitkileriyle çevrili çakıllı yerleri tercih ederler. Yuva yapan bütün hayvanlarda olduğu gibi bu balıklar da sevk-i ilâhi ile bu bölgeyi şiddetle savunurlar.
Yuva inşaatı, ufak sığ bir çukurun kazılmasıyla başlar. Yuvanın malzemeleri de umumiyetle yosun lifleri, su bitkisi yaprakları, kök parçaları gibi şeylerdir. Fakat bunlar sadece bir yaprak gibi toplanmakla kalmaz. Ufak hareketlerle bu gevşek yığının etrafında yüzen dikenli balık, çıkardığı yapışkan bir sıvı ile parçaların sağlam bir şekilde durmasını temin eder. Parçalar arasındaki yapışma kuvveti büyüdükçe, ilerde balığın bir pencere açmak istemesi durumunda yuvanın dağılıp bozulma ihtimali azalır. Diğer uçta açılan başka bir kapı ile tünel tipli yuva tamamlanır. Tavanı içten itmek suretiyle balık yuvayı genişletir. Yuva tamamlandıktan sonra balık, eşini bulmakta sıkıntı çekmez.
Erkek balık dişiye garip bir yüzme tarzıyla yuvanın yolunu gösterir, uzun gaga şeklindeki ağzının hareketleriyle içeri yöneltir ve girdikten sonra kuyruğundan dürterek yumurtlamasını temin eder. Dişi yumurtlar yumurtlamaz, erkek vakit geçirmeden yumurtaları döller ve dişiye yuvadan hemen uzaklaştırılması gereken bir düşman gözüyle bakmaya başlar. Daha sonra yuvadaki yumurtaların sayısı yüzleri bulana kadar başka dişi balıkları yuvaya çeker.

Erkek, yalnız başına şimdiye kadar hiçbir balık türünde görülmedik şekilde yuvada kalarak kuluçkadaki yumurtalarla alakalanır. Yuvaya gereğinden fazla yaklaşan balık ve benzeri bütün canlıları kovalar. Yuvanın ağzına yerleşerek ön yüzgeçlerinin hareketleriyle oksijen bakımından zengin suyun yuvaya girmesini sağlar. Buna rağmen yuvada oksijen azalması hissedilirse diğer bir havalandırma tertibatı olarak tavanda fazladan delikler açar. Yuvanın hasar görmesi durumunda tamir eder.

Kâinat kitabının enteresan bir sayfasını oluşturan yuva yapan balıklar Yaratıcının fıtratlarına dercettiği şefkat hissi ile yavrularına karşı vazifelerini kusursuz icra etmekte ve lisan-ı halleriyle de âdeta ebeveynlik makamında insanlara mükemmel bir misal teşkil etmektedirler.

Bir haftadan sonra yavrular yuvadan çıkar ve erkek balık tarafından korunan gruplar halinde yuva yakınında yüzerler. Arkada kalanlar baba tarafından toplanıp gruba tekrar dahil edilir. Sonraki haftalar boyunca babanın koruma bölgesi gittikçe küçülür ve genç dikenli balıklara alakası azalır. O vazifesini yapmıştır. Büyüyen yavrular ise, sürülere dahil olarak nesillerini aynı şekilde devam ettirecektir.



comments powered by Disqus