Güneş sistemi ile yerdeki otlar arasında baş döndürücü bir münasebet kurarak, makrosistemlerden gelen ışık enerjisini mikrosistemlerde maharetle işleyerek yeryüzünde hayatın devamına vesile kılan O yücelerden Yüce Rahmeti Sonsuz ‘a ne kadar teşekkür etsek az değil midir?
Yeryüzündeki bütün çelik fabrikaları yılda ancak 500 milyon ton çelik istihsal ederken, yeşil bitkilerin bu zaman zarfında takriben 200 milyar ton karbonhidrat oluşturduklarını biliyor muydunuz?
Gerçekten, bugün yeryüzünde hayatın devam etmesinde yeşil bitkilerin çok önemli bir rolü vardır. Bu bitkiler, fotosentez olarak isimlendirilen bir seri kimyevi reaksiyonla Güneş’ten aldıkları ışık enerjisini, hayat enerjisi diyebileceğimiz karbonhidratlara ve her an muhtaç olduğumuz oksijene çevirirler. Aslında hemen bütün oksijenin sadece fotosentez sonucunda ortaya çıkması önemli bir düşüncenin ipucudur. Çünkü, biliyoruz ki hayat ancak oksijenle mümkündür. Hayat için gerekli oksijen fotosenteze muhtaçtır. Ve yine herkes kabul etmektedir ki, cansız varlıklardan tesadüfen gelişen basit bir canlının, fotosentez gibi, bugün bile sırlarla dolu bir mekanizmaya sahip olması düşünülemez. Oksijensiz hayat düşünülemeyeceğine göre, bugün yeryüzündeki hayatın kesinlikle evrimleşmemiş olduğu neticesine varılır.
Yediğimiz gıdaların, soluduğumuz havanın asıl kaynağı olan fotosentez kısaca şöyle cereyan eder: Güneş enerjisindeki her ışık fotonu, bitki hücresinin kloroplastlarında bulunan bir klorofil molekülünü uyararak, ondan bir elektron koparır. Böylece klorofil molekülü pozitif yüklü hale gelir. Bu molekül su’dan bir elektron kopararak tekrar kararlı hale geçer. Su molekülü ise oksijen ve hidrojen iyonuna ayrışır. Pozitif yüklü hidrojen iyonları ve klorofilden kopan negatif yüklü elektronlar sıra ile kloroplast zarının karşı ucuna taşınır. Ve böylece bataryalardaki gibi bir elektrokimyevi potansiyel oluşur. Bitki hücresine yerleştirilen bu ilahi bataryanın enerjisi, daha sonra karbondioksidin karbonhidratlara dönüşmesi reaksiyonlarında ihtiyaç duyulan ATP’nin sentezinde kullanılır.
Fotosentez reaksiyonlarında bugüne kadar henüz anlaşılamayan birçok muğlak nokta vardır. Bu noktaların aydınlatılması diğer temel biyolojik reaksiyonların anlaşılmasını kolaylaştıracağı gibi bazı teknik araştırmalara da yardımcı olacaktır. Çünkü, ister bitki, ister hayvan, isterse bakteri hücresi olsun, elektron taşınması olan ve bu elektron enerjisinin bir kısmını ATP yapımında kullanan bütün diğer enerji sistemleri de, foto. sentez reaksiyonlarındaki elektron taşınmasında anahtar rol oynayan ve “quinone” denen bir temel enerji transfer ajanını kullanmaktadır.
Güneş Işığından Elektrik Enerjisine Bu muğlak noktaların aydınlatılması ayrıca mühendislik sahasında da yeni bir ufuk açabilir. Belki bu sayede mühendisler, güneş ışığından, kullanılabilir enerji oluşturan, yarı tabii - yarı sentetik cihazlar yapmanın yolunu bulabilirler. Bu mevzu üzerinde geniş çaplı araştırmalar yapılmaktadır. Çalışmaların gayesi fotosentezin taklid edilebilmesidir.
Bunun için, fotosentezdeki klorofil molekülü yerine, ona benzeyen ve quinone molekülüne bağlı olan porfirin molekülleri kullanılmaktadır. Sisteme gönderilen ışığın fotonları, bu defa, porfirin molekülünden bir elektron kopar porfirin molekülünden bir elektron koparmaktadır. Kopan bu elektron quinon’a geçmektedir. Fakat, buradaki elektronlar derhal molekülüne dönmeye meyillidirler. Aslında fotosentez sırasında da elektronlar klorofıle dönme temayülündedir ancak bilim adamlarının henüz çözemediği bir mekanizmayla elektronların bu geri dönme istekleri engellenmekte ve ATP sentezi için bu elektronlar belli bir istikamete sevkedilmektedir.
Bu hususta çalışan Araştırıcı J.Bolton da böyle bir sistem üzerinde çalışmaktadır. Düşünülen bu sistemin anahtar noktası; fotosentezde, elektronların ATP sentezi için gerekli ve yeterli bir süre quinone tarafında tutulmasını sağlayan ve henüz yapıları bilinmeyen proteinleri taklid ederek, aynı işi başarmaktır.
Tabiat sergisinde, milyonlarca yıldır, trilyonlarca hücrede ilahi kudret tarafından işlettirilen bu mekanizma taklid edilebilirse insanlık için yeni bir ufuk açılabilir. Zamanı, mekanı ve ihtiyaçlarımızı sonsuz ilmiyle bilen Rahmet-i Engin Yaratıcı, dün ve bugün gerekenleri insanlığın hizmetine sunduğu gibi, yarın da lutfetmeye devam edeceğinden ümitliyiz. Elverir ki nankörlük yapılmasın!
Bir yandan büyüleyici manzaralarıyla göz kamaştıran tabiat, diğer yandan da fotosentez gibi sırlı bir mekanizmayla insnalığın hizmetine koşturulmaktadır. Kainatı insan için yaratan ve her şeyi onun hizmetine koşturulmaktadır. Kainatı insan için yaratan ve her şeyi onun hizmetine koşturan Yüce Yaratıcı karşısında iki büklüm olmamız gerekmez mi?
|
|